Ağustos 2008 Arşivi
Bu sabah
Bu sabah..
yağmur var Geliboluda..ı-ıh..ağlamak isteyip ağlayamayan bir kadın gibi duruyor hava karşımızda..hüzünlü biraz..yorgun deli dolu esmekten günlerdir;bir ağlasa rahatlayacak şunun şurasında..deniz dümdüz oldu dinleniyor çetin kışa hazırlanmak için biraz sakinliğe,sükunete yatıyor..
çok güzel bugün hava burada çokkk..
6 yorumSSS:Emzirme

Bir süredir gelen mailer, yeni doğum yapmış ve yapmayı bekleyen arkadaşlarımın sorularının cevaplarını toparlamak için hazır vakit de varken emzirme konusuna değinmek istedim..
Emzirme anne ve bebek için en önemli nokta olmalı.. ilk günler neler yaptım onu paylaşmak istiyorum. Umarım işe yarar..herkesin yaptıkları,tecrübeleri farklı bunlar benimkiler:
Bir kere hamileyken hastanenin ücretsiz doğum öncesi seminerine katıldım. Burada emzirme uzmanı Beyhan Hanım ne dediyse harfiyen uyguladım. Sonuç: 4.ayda dipfirzde 100ccX140 kutu süt ve bol bol emzirdiğim sütler..21.aya yaklaşırken hala emzirebilme ve ufak çapta bir hollanda inekliği!!
Bunları uygularsanız 21 ay emzirebilirsiniz demek değil yapmayıp emzirende gördüm ama benim SIKINTISIZ emzirebilmemde etksinin olduğunu düşünüyorum.
Yani uzman bir kurumdan ki özel hastaneler bunu ücretsiz yapıyorlar önce bir eğitim almak bilgilenmek işe yarıyor.. Peki ben neler öğrendim orada ? Devamını Oku
26 Ağustos 2004
Ve bugün 26 ağustos 2008 ( hayır değil ama ben yazana kadar iki gün geçti..diyelim bugün o gün) evde olsam bir de düğün fotoğrafı patlatırdım ama yokum işte..yanımda da taşımayalı uzun zaman olmuş..yanımda derken cüzdanımda değil,artık bilgisayar taşıyoruz ya yanımızda..bilgisayarımda taşımayalı diyelim..
“evlilik aşkı öldürüyor güzelim” şarkısına inat turuncu mavi yaşadığımız aşkı,mavinin fırtınalarını turuncunun sıcak limanlarında karşıladığımız dördüncü 26 ağustos yazındayız şimdi..
ömrümüz yaz..
önümüz yaz..
evlilik aşkı yenemedi..ama bir melek evliliği yendi…:)
bir kalbe iki aşk sığmaz diyenlere inat…
gökyüzü güneş olsa sensiz karanlıktayım Pİ’m…
16 Mart tarihi imza günümüz olsa da artık meleğimizin bizimle buluştuğu gün, o zaman 26 ağustosları belirli gün ve haftalarımıza dahil edebiliriz diye düşündüm..
Bu fotoğraf pi-nik’imiz meleğimizin bize armağanı olsun..

Pi’ye Hamiş: tamamen tesadüf..kurgu değil..
Yorum YokTatilden IV
Haftasonu ne kadar güzel olan hava şimdi yine kudurdu..gelibolu delidolu deyimi kendini gösterdi.
Bugün buralarda durulmayınca akşam üzeri buradaki arkadaşım (evet evet bu sefer arkadaşım var
hemde benle yaşıt!!:) ) ve Erin’in arkadaşı oğlu ile Geliboluya indik. Pazara gittik.Pazarda Berna’nın götürdüğü tezgahtan harika t-shirt aldım Erin’e ama akşamüzerine kaldığımız için çoğunu kaldırmışlardı. Aynı İstanbuldaki pazarım gibi ihraç fazlası markaları satan bir tezgah..buralarda olan varsa bilgi olsun diye geçtim..Hamzakoy tarafından kıyafet pazarına girince hemen soldaki çocuk kıyafeti tezgahı..hep aynı yerdeymiş.Haftaya salı burada olmadığımız için artık “seneye inşallah” dedik..
Sonra bayraklı babanın orada bir çay içip fırtınaya karşı gemilere el salladık..tam da “önce çocuklar ve kadınlar” kitabını okurken, tarihin içinde yüzerken fırtına ve gemilere el sallamak yerine oturdu..
Alpay haftasonu geldi ama kendisini genelde araba yıkarken,ağaç budarken,bahçe çapalarken arada ziyaret ederek özlem gidereMEDİK!!..yolcu ettik..

Bu yazı hoşuna gittiyse bir de bunlara bakabilirsin...
Denize ulaşmak
Anne baba olmak için tek bahane çocukluğunu özlemiş olmak kanımca..çocuk olmayı,oyun oynamayı..başka bahaneye gerek yok.. gerisi bahane..
Son günlerde sıkça kafamdaki bir proje ile iniltili Sunay Akın okuyorum..birkaç kitabını okumuşluğum var ama şimdi hepsini okumam lazım..sürekli aynı yazarı üstelik üstüste okumak beni boğar her zaman..Sunay Akında farklı bir durum var: beni çocukluğuma sürüklüyor devamlı..kalbimin içinde bir yer var oraya parmağını basan bir kelime sihirbazı, bir tarih cini gibi duruyor karşımda..
Çokçadır bu yüzden oyunlara ve çocukluğuma kafayı takmış olmam.. ve itiraf etmeliyim bu takışla bende bir yumuşama başladı.. sanki “insanlar elele tutuşsa,birlik olsa hayat bayram olsa” havasındayım en eski hatırladığım 4 yaşlarımın bayramları gözümün önünde canlandıkça..kalabalık bir aileydik o zamanlar..anneanne,dede,babaanne,büyükbaba,amcalar,teyzeler,halalar,kuzenler,
kardeşler,ağabeyler,ablalar..(daha sayayım m?
) kalabalık aile sofralarına özlemim o günlere dayanıyor sanırım..kocaman masalarda herkesin el inin değdiği yemekler yenir, herkesin bir ağızdan konuştuğu İtalyan aileleri misali olurdu bayramlar..İtalyan ailelerini sevmem ondandır .. kalabalık,büyük ve çok konuşulan masalar…
Kocaman bir masam var evde.. kalabalık yemekler,dostlar,kanlar..olmadı.. çekirdek kalakaldık yine..eski meyvaların,sebzelerin,suyun bile tadı kalmamış insanların niye kalsın ki.
Oyunlar oynardık eskiden: kutu kutu penseler,ip atlamalar.. çok eski değil benim çocukluğum: bu kadar hızlı mı kirlendi dünya ?? birinciliği beyaz alacaksa çocuklar ne renk? Oyunlarının rengine ne oldu? Şimdi internet sayfalarında çocuk/sokak oyunları canlandırmalar ile öğretilmeye çalışılıyor..hadi ben öğrettim oğluma diyelim, diğerleri bilmedi mi kiminle oynayacak bu çocuk..
Özlemim kalabalık mahallemizde oynadığımız,akşam sefalarının tohumları ile yaptığımız minik fincalarımızdaki kahvelerin kokusuna… yoksa başka birşey değil..
Bir de Kalamışta dedemle taş atmak denize.. şimdi o denize ulaşmak için çok adım atmak lazım.. suyun bile tadı kalmadı ya işte.. denize ulaşmanın yolu da..
Çocukken
Tatilden III
Maalesef hava bir türlü düzelemiyor..
ilk birkaç gün harikaydı,denizden çıkmadık şimdi kumsala inemiyoruz.. yok inilemeyecek kadar berbat değil son iki gündür ama küçük beyimizin gözüne kum kaçıyormuş..
o bakımdan çimenlerde oynamak,”mamu”yu ( pamuk the köpek) sevmek, “papa”‘nın (paspas the tavuk olacak piliç) peşinden koşmak.. özellikle ABA’larla oynamak..abileri gözlemlemek.. bisiklete binmek.. dedeeee deeedeeee diye çığırtmak,kapı önüne tüm çocukları toplayıp tayşş ile aydede çizmek,”attımmm” (top) oynamak daha çok hoşumuza gidyor ..
akşama babamız gelecek kalbimiz atıyor ..belki anneannede gelir mi ?

Tatilden II

Hava rezalettt diyelim.. güneşli, nemli ama deli gibi rüzgarlı..nem esiyor sanki evin içinde..evden başka aktivite çok zor!!
Sabahları dede ile gezinti sonrası ev.. gezinti dediğin evin çevresinde..denize giremiyoruz,kumsala inemiyoruz ve bir kaç gün daha böyle geçecek sanıyoruz!!! Neyse 1 ay buralardayız elbet düzelir hava..
Dişler saldırıda.. dün sadece ve sadece 45 dakika uyuyan minik canavarım bizi mahvetti buna karşılık gece 12 saat deliksiz uyuyarak güzel bir ödül verdi. Bugün aynı saatte öğlen uykusuna yattı; bakalım!!..
Burada Erin’in yaşıtı yok.. pardon bir tane var ama pek dışarı denize falan çıkartmıyorlar.. diğerleri hep büyük.. bizimki de onlara yetişmeye çalışıyor.. onlarla koşmaya çaba sarf ediyor.. hatta onlarla konuşuyor.. taş topluyorlar beraber!! daltonlar burada da iş başında yani.. tek gardiyan ben varım; diğerleri tecrübeli ya o bakımdan gardiyanları evlerinde dinleniyor
Küçük Joe ise “tayşş tayşş” diye peşlerinde koşuyor. Onlar havaya atıyor bizimki atıyor, yerleri çiziyorlar bizimki de ” cidim cidim” diyerek taklit ediyor, her yere ” aydede” çiziyor..her gün kelimleri artıyor hatta artık bir süredir cümle kuruyor.. “annem en” anne indir beni gibi basit emir kipinde cümleler
Tatilden I
Fazla birşey değildi istediğim..biraz maillerime bakabilmek, belki bir kaç satır birşeyler karalamak, uzaktaki arkadaşlarıma iyi olduğumuzu haber verebilmek v.b.. ve bunları tatildeyken yapabilme lüksüne sahip olabilmek.. çok da uzakta değilmiş: cep telefonu denen icat bu işe de yararmış.. geç de olsa akla gelirmiş. ve bu tatil kuzum uyuduğunda el ayak çekildiğinde biraz bilgisayarımda vakit geçirebilirmişim…
hepsi bu..
Biz buraya geleli 3 gün oldu . 3 saat gibi geçti..
Bu yazı hoşuna gittiyse bir de bunlara bakabilirsin...
Vakasyon!! :)
- Sayfa 1 - 2
- 1
- 2
- Sonraki sayfa






















