Mayıs 2010 Arşivi
Kutu kafa t-shirtler ve “en baba” fotoğraf
Yaklaşan babalar gününde en baba hediyeler blogculardan geliyor..
Anneler gününde Nehir için yazmıştık, şimdi babalar günü için OİP harika bir fikirle geldi.
Olay şu:
- 31 Mayıs 2010 itibarı ile Nehir kızın hesabına yapacağınız 30 TL ve üzeri bağışların dekontunu mail olarak OİP’e atıyorsunuz. (olmadikislerpesinde@hotmail.com)
- Mailde seçtiğiniz tasarımın adını, bedeninizi ve adresinizi yazıyorsunuz. (yurt dışında yaşayan arkadaşların buradaki ailelerine gönderi yapabiliriz)
- Bağış sayısı 30’a ulaşınca kampanya sona eriyor.
- Unutmayın sadece 30 tişört var.
Nasıl bağış yapabileceğinizi, Nehir’in blogundaki şu sayfadan öğrenebilirsiniz.
İkinci hediyeyi ise kazanabilirsiniz. “en baba” fotoğraf yarışması.
Eşinin en “baba” fotoğrafını yükle, ona babalar günü hediyesi olarak Nintendo Wii hediye etme fırsatını yakala.
Kimler katılabilir?
Bu yarışmaya sadece anne ve anne adayları katılabilir. Yarışma 1 Haziran’da başlıyor.
Fotoğraf nasıl olmalı?
Fotoğrafta, hediyeyi kazanacak baba çocuğuyla beraber görüntülenmeli. Baba adayları, baba olacaklarını anımsatacak bir fotoğrafla da katılabilirler.
Kazanan nasıl belirlenecek?
Tüm Nurturia ve Facebook üyeleri fotoğrafları puanlayabilir. En beğenilen fotoğrafı çeken anne, babalar gününde eşine hediye olarak bir Nintendo Wii’ye hak kazanacak.
Yarışma şartlarına buradan ulaşabilirsin.
Bol şanslar
Arsız kadın-ım ben
Uzun zaman önce gelmişti bu yazı.. temizlik sırasında karşıma çıktı.. kaybolmasın bende kalsın.. :=)
Kırmızı ruj sürmem ama .. olsun:=)
Arsız kadının tekiyim…
Makyajımı yapmadan sokağa çıkmamak,
Saçlarımı her zaman bakımlı tutmak,
Ahım gitmiş vahım kalmışken bile kendimi kadın gibi hissetmek istiyorum.
Tırnaklarım her zaman kırmızı ojeli, dudaklarımda nar kırmızısı rujum,
En şişko halimde bile kot giymek istiyorum.
Arkadaşlarımla komşuculuk oynamak istiyorum.
Kahkaham yeri göğü inleten, ağzımın kenarındaki çizgiler artık gülmekten ve konuşmaktan iyice belirginleşmişken bile mimikleri abartılı, eli kolu hiç durmayan bir kadın olmak istiyorum.
Mitinglere elimde bastonum, kolumda torunum katılmak,
Eşin dostun yardımıyla pankart açmak,
Yağmur altında bacak ağrıları içinde kıvranarak konser izlemek istiyorum.
Kar yağınca torunlarımı çağırıp düşüp kalçamı kırmadan karla oynaşabilmek için, “Koşun kar getirin, kartopu atalım evi batıralım, sonra temizlersiniz!” demek istiyorum.
En yakın arkadaşımın aldığı güzelim dut ağacımın altında,
Dizlerimizde kareli battaniyelerimiz,
Fonda U2,
Elimizde en sevdiğimiz ve bir türlü vakit bulup okuyamadığımız kitaplar,
Sehpamızda rakı, meze ve balıklar,
Gözlerimizde burnumuzun ucuna düşmüş kırmızı kemik gözlüklerimizle,
İki sayfa okuyup kıkırdayarak dedikodu yapmak,
Hayatı kutlamak,
Erkekleri çekiştirmek,
Yakalanınca da kızaran yanaklarımızdan makas alınmasını istiyorum.
Camları kalınlaşmış gözlüklerimle, hala kendi arabamı kullanmak, hatalı sollama yapan yaramazlara camı açıp el kol hareketleriyle kızmak istiyorum.
Torunlarımın aşk hikayelerini dinlerken, onlara acayip fikirler vermek istiyorum.
Onların en afacan sırdaşı ben olayım istiyorum.
Kendi yaramazlıklarımı anlatıp anlatıp “Siz de yapın çok eğlenceli, anne babanız kızarsa bana yollayın!” diyerek onları şımartmak istiyorum.
O yaşımda erik ağacının tepesine çıkıp erik toplamak istiyorum!
Çağlayı tuza banıp yemekten dilim her bahar yara olsun istiyorum!
Arkadaşlarıma en olmadık şakaları yapıp, çocuklarımı utandırmak istiyorum.
Ellerim titrediğinde klavyede rahatça yazabilmek için, Apple’ a mektup yazıp her bir klavye tuşunu kafam kadar yapmalarını talep eden, ilk Türk kadını olmak istiyorum.
Gece vakti dalgalı denize girip boğulacak olduğum için zar zor kurtarılıp kocamdan azar işitmek,
Gecenin köründe uyanıp “Uykum kaçtı, midemde gaz var kalk yürüyüşe gidelim!” deyip uykusunu böldüğüm için, şap şup öpülmek istiyorum.
En pörsük halimde bile bana baktığında hayat arkadaşımın,
kendimi her halimde güzel hissettiren o afacan aşık gülüşünü görmek,
Anında yaramazca gözlerim dolu bir cevap vermek istiyorum.
En geç yaşımda, bugünkü kadar aşık olmaya devam etmek istiyorum.
Büyüyünce ben,
Hala küçücük bir çocuk gibi,
İçimden geldiği gibi yaşamak istiyorum.
Bir kadın
Bu yazı hoşuna gittiyse bir de bunlara bakabilirsin...
suskun değilim
her zaman olduğu gibi vakit bulamıyorum.. yoksa kelimelerim bitmedi elbet.. ve hayır asla söylenmiyorum…bu yoğunluk yorguluğu getirse de tadından geçilmiyor!!
yolda yürürken kendimi kelimelerle boğuşurken ya da bir işi yaparken cümlelerle savaşırken bulursam anlıyorum ki : vakit tamam! yazmalıyım. Nitekim biraz önce herşeyi bir kenara koydum ve evime, yuvama, sığınağıma koştum.
11 yorumalternatifanne[nokta]com
Sevgili okuyucu bilir benim online dergi maceramı.. severim ama bir iş olmazsa olmaz değil mi .. olmadı ilki.. olması için de çok çaba sarf etmedim; enerji tutmazsa yol gitmez!
Konum eskiyi deşmek değil önüme bakmak.
Geçtiğimiz günlerde Çiğdem şu yazımı yayınlamak için bana www.alternatifanne.com dan bahsetti. Benim de bu güzel proje hoşuma gitti ve konuya hemen dahil oldum. Zamanla kurumsal kimliğinin tamamını bulacak olan bu online dergide olmak, katkıda bulunmak ya da v.s v.s.. isterseniz info@alternatifanne.com adresinden Gülüş ile irtibata geçebilirsiniz.
NEDİR?
“Alternatif Anne” isimli bir online dergi.
İşleyeceği konu başlıkları (annelik, ev hayatı, iş hayatı, moda, gezi…) diğer yayınlarla benzer olsa da yaklaşımı farklı. Özetle:
1) Çocuk eğitimi, karı-koca ilişkisi gibi konulara Avrupalı ve Amerikalı bazı uzmanların (ekollerin) bakış açısıyla yaklaşıyor. Okumaya devam edin, “kokuyu” alacaksınız!
2) Çocuklarını önemseyen annelere hitap ediyor ancak çoğu kaynaktan farklı olarak annelerin kendilerini “feda” etme yaklaşımına sıcak bakmıyor. Çocukların bireyselliğini önemsiyor. Anne-çocuk ilişkisine ve bu ilişkinin sağlıklılığına iki taraflı (bir başka deyişle uzun vadeli!) bakıyor.
3) Ailelerine ve kendilerine farklı yaşam tarzları yaratan annelere mikrofon uzatıyor. Okurlarını, kendilerini mutlu eden yaşam tarzını yaratmaya cesaretlendiriyor.
teşekkürler ve dolmalar
Türkiye sınırları içerisine sağ salim girip bana ulaşamadan tekrar Amerikaya uçan ve tekrar o kadar yolu geri gelip elimize ulaşabilen doğum günü hediyesi ile bugün Erin tanışabildi. Bu son dönemlerde “bulmaca” dediği noktaları birleştirme ve çizgi çizme eğlencesini sanki biliyormuş gibi taaa okyanus ötesindeki dostumuz Dante ve Açalya‘ya nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik!! Eline geçtiği anan itibaren yaşadığı heyecanı fotoğraflarsak bir teşekkür olur mu acaba ? :=)
- Sayfa 1 - 2
- 1
- 2
- Sonraki sayfa



















