Bugün
Bayram.
Ben evdeyim.
Eskiye dair ne varsa temizliÄŸindeyim.
Rehabilitasyondayım yani.
Oğlumdan ayrı geçirdiğim ilk bayram diye not düşmeliyim. İstanbul içinde domuz gribiyle, bayram koklaşmaları,trafiği ve negatif ne kadar yan etkisi varsa bayramın savaşmayalım diye yazlığa gitti kendileri efendim tabii babasıyla :=)
Ben bazı doğumları beklemekteyim bundan sebep eşlik etmedim. Aslında biraz da kısa bir tatil ve uzuuunn bir süredir evde yapmak istediklerimi yapabilmek için fırsat diyebiliriz.
Yardımcım (sadece 15 te bir bile geliyor olsa arkamı sıkı topluyormuş) önümüzdeki 2 ay memleketinde olduğu için,biriken tüm ütüleri,yıkanması gereken perdeleri,silinmesi gereken camları halledip bir de evin içinde kalabalık yaratanları temizleme işlemi başarıyla devam ediyor.
Evden eÅŸya atmaya bayılıyorum. Bu sefer daha da ileri gittim ne kadar eski ve yüzüne bakmadığım fotoÄŸraf, defter, günlük,kullanılmayan hatta bitmiÅŸ kalemler,ortada “acaba içinde ne vardır bakarım bir ara” diye dolanan cdler.. ne varsa iÅŸte .. gittiler.. biraz önce çöp arabası da geldi.
Rahatladım!
Ben aslında meğerse kendimi bildim bileli günlük tutarmışım hatırlamıyormuşum!! 5 tane koca koca günlüğü bir çırpıda yırttım attım!!
Geçmiş geçmişte.. gelecek de oralarda bir yerde..
Toz almaktan başka bir işe yaramıyor tutmak.
Bir insan mezun.com’dan gelen 2002 yılındaki doÄŸum günü tebriÄŸini basıp da albümlerinde saklar mı??
Neleri sakladığıma inanamadım! Çöp ev gibiymiş!
Bir kere daha: rahatladım!
Daha bitmedi,yarın kütüphanede bir temizlik yapacağım. Tüm dergileri ofisin kütüphanesine götürmek üzere kapının önüne dizeceğim. Arada kim bilir ne saçmalıklar çıkacak.
Sahi neden biriktiririz ki ??
Basit yaÅŸamak istiyorum..
Aynı Erin gibi kamplardan dönerken “neden dönüyoruz ki?” sorusunun cevabını bulamıyorum.
Geçen hafta sonu MenekÅŸe Yaylasındaydık. AÅŸağıya hazırladığım videoyu koyacağım. Erin’in bir çok ilk yaÅŸanan bu kampını yazmadan geçmemeliyim.
Sabah saat 06:30 bizim için 06:45 Erin’in için kalk borusu zamanıydı. Bir türlü benim kaldırma çabalarım sonuç vermediÄŸinde Hülya devreye girdi “hadi bakalım kampa gidiyoruz” dediÄŸi an Erin yataktan hızlıca doÄŸruldu ve bir gün önce beraber hazırlandığımız için (sanırım) ilk söylediÄŸi cümle:
“çadırı da aldık..” durdu ve tekrar ” çadırı da aldık” diye heyecandan baÅŸka bir ÅŸey söyleyemedi. Sabahın bir körü son günlerdeki hiti Hülya’yı görünce ve ayamayınca kendini çok sevimli bir hale büründü :=) video açık olduÄŸu için çok ÅŸanslı olduÄŸumu düşündüm. Çevirip çevirip o sahneyi seyretmek istiyorum.
Uzatmadan.. yola çıktık. İstanbul buz gibi ve sisli! “Yandık” dedim, “gitmesek mi acaba” dedim..”araba var boÅŸ ver en kötü döneriz” diye kendimi ikna ettim. İyi de yaptım. Bir kaç yüz metre yaylaya doÄŸru yükseldiÄŸimizde sisi altımızda bırakıp yazdan kalma bir güneÅŸler karşılaÅŸacağımızı tahmin etmeliydim aslında!
Kampımızı kurduktan sonra yürümeye başladık.. muşmulalar, elmalar hem de eçiş bücüş en organiğinden öyle böyle değil!!
doÄŸada elmalar eciÅŸ bücüş olmaz mıydı ?? bal gibilerdi hemi de….muÅŸmulalar ekÅŸi tatlı ama çok ça tatlı. Bu zamana kadar aÄŸzıma sürmemiÅŸ biri olarak hayattan bir ÅŸeyler kaçırmışım, tabii manavdan aldığında böyle olmuyor.. çatlayana kadar muÅŸmula yedik. Eve de getirdik ama yüzüne bakan yok!! Bir de kestane madeni bulduk sanırım 3 kiloya yakın kestane topladık dönerken! minik minik kıtır kıtır piÅŸirmeden ye gitsin! Kurt neyin yok içlerinde!
Sonra akşam yemeğimizi yedik..çeşit çeşit tarhana, çeşit çeşit karbonhidratlar erişte mi dersin makarna mı şehriye pilavı mı artık ne dersen ..ilerleyen saatlerde İbrahim çantasından evde çizilip hazırlanmış kestaneler ile rendelenmiş peyniri bile içinde olan mantarları ateş başına getirdiğinde çok şık oldu.. olmadı mı kuzum ?? oldu oldu..hazır olmayan pudingimle yaptığım tatlı da vardı sahi.. ne çok yedik!! eskiden biz kamplarda sade bulgur ve tarhana yerdik ! :=)
Güneş gittimiydi hava birden soğur özellikle yükseklerde! baktık ki ateşten azıcık uzakta olan her şey donuyor, su mataralarının kapakları açılmıyor hatta çadırların üstleri beyazlamış !! tanrım dedim bu gece soğuk olacak. Oldu da .. donma derecesi 0 olduğuna göre sabaha karşı hava eksilerde olmuştur kesinlikle. Bu da Erin için bir ilk oldu. Ben ilk eksi dereceli kampımı 23 yaşında yaptım adam 3 yaşında.. buna ne demeli!!
Gece güzel geçti geçmesine..sabah çadırın kapısını açtım ki güneÅŸ çıkmış her yer bembeyaz ama eriyor.. çadırların üstünden çok romantik dumanlar yükseliyor..derken bir çığlık Erin’den: “boynummm” diye. Ne olduÄŸunu anlamadık bile. Gülüyordu oysa gözünü açtığında. Alpay’ın üstüne doÄŸru yuvarlandı ve çığlığı bastı. Susmadan aÄŸlıyor ne olduÄŸunu anlayamıyoruz. Kulağını tutuyor boynum diyor kulağım diyor. Hareket ettirmeden Hülya’yı çağırdık (Hülya fizyoterepist dipnot olarak) hani belki boynu kulağı deÄŸil?? kafayı kaldıramıyor, acı acı aÄŸlıyor!
Çadırdan çıkarttık ama yürüyemiyor. AyaÄŸa kaldırınca yere atıyor kendini.Çaresiz kaldım, kaldık! O aÄŸlıyor biz ne olabileceÄŸini tahmin etmeye çalışıyoruz. Bir yandan kulağını tutuyor. Orta kulak mı dedik bir ara? haydi toplanalım gidelim hemen dedik. Sonra biraz sakinleÅŸti kucağımda. “İçimi kulağın dışımı” diye sordum “dışı” dedi. Baktık küçük bir kızartı var, belki bir ÅŸey soktu diye düşündük hemen bir antibiyotikli krem sürdük. Geçti gibi oldu ama ayaÄŸa kalkamıyor yürüyemiyor. İyice endiÅŸelenmeye baÅŸladım hatta dık diyelim. O endiÅŸeden dolayı sanırım Erin iyice korktu, korktukça aÄŸladı, aÄŸladıkça kendini kucağıma bıraktı. Tam bu esnada aklımdan” emziriyor olsaydım keÅŸke” geçti. O zaman en azından acısını alırdım diye düşündüm. Garip geldi bu düşünce. Emzirmenin ne kadar kuvvetli bir ilaç olabileceÄŸini hatırlamış olmayı neredeyse bir sene sonra garipsedim, sanırım bu güdü çok geç terk edecek beni. En son bir ara Alpay’ın kucağında uyudu. Mata yatırdık. GüneÅŸ ısıtıyor ama battaniye de örttük üstüne. Sanırım 1 saatten fazla uyudu. Uyandığında az da olsa yürümeye baÅŸladı. Biz anladık ki boynu tutuldu çünkü kafayı kaldıramıyor ve artık sakinleÅŸmiÅŸ olmasından dolayı boynunun acıdığını söylüyor. En sonunda teÅŸhis konuldu: Alpay’ın üstüne doÄŸru yuvarlandığında boynuyla ters bir hareket yaptı. Muskoril sürüp sardık atkıyla bir de “tötö” istedi ki vardı yanımda allahtan .. keyfi yerine geldi.
Üzüldük tabii, hava çok güzeldi ..kuzum koşup top oynayacakken can acısıyla uyuya kaldı. Toparlandık bu arada.Tam arabaya bineceğiz yine başladı ağlamaya. Bu sefer dayanamadım ve ağrısını alsın diye yarım ölçek ilaç verdim. Normalde almam ama nedense çantayı kapatmadan ilk yardım çantasının içine atmıştım!!
ana yüreği mi diyorlar dı??
Arabada uyudu. Sanırım ilaç da aÄŸrısını aldı. Uyandığında geçmiÅŸti ama o kadar korktu ki ertesi gün bile boynunu hareket ettirmeden, eli sürekli boynunda gezdi. Gece uykusunda dönerken Alpay’ı çağırdı hep : “baba gel döndür beni” diye.
Dedim ya bir çok ilk yaşadı Erin bu kampta..
Genel olarak sabah ki bu tatsız kaza dışında.. hayattan iki gün çaldık geldik.
Hala yol boyu dinlediÄŸimiz Mark Knopfler dinliyorum. Huzuru kaçırmamak için belki de…
36 yorum yapılmış
Son Okunma 2010-07-29 19:19:04, ,
Bu Yazıyı Yazdır
36 yorum var
Yorum sahası



















ah icim fena oldu Erin kusunu okuyunca. Gecmis olsun. Panik olmustur o da basini donduremeyince.
Bana da bir temizlik lazim aynen boyle. Insan farkina varmadan o kadar cok gereksiz sey biriktiriyor ki.
Sizin yaptığınız gibi doÄŸanın en basit,en güzel halini yaÅŸayınca, evdeki o yazılmış,çizilmiÅŸ herÅŸey çöp gibi gelir tabi…Onlara baÄŸlı kalmak istemez insan bence…
Ne güzel Erin’le bunları yaÅŸamanız(tatsızlıklar dışında)…
Gıpta ediyorum…Videoyu birkaç kez seyrettim,bayıldımm…
Ben de çöp halimden kurtulmak istiyorum bir an önce:)Birden içimden geldi:)
Evet sanırım panikledi.. ayağa kalkınca istem dışı başını çeviriyordu ve bu ona acı veriyordu o yüzden yürümek istemedi:( teşekkürler ..
ve evet farkına varmadan birikiyor.. öyle komik şeyler attım ki kendimi garipsedim.. hangi zihniyet ile bu zamana kadar bilmem kaçev değiştirip hepsini yanımda taşımışım diye :=) du balkalaım önümde 3 gün daha var neler çıkacak
ya valla en basiti ile yaşamak istiyorum artık :=) çok eşya çok iş çok yük!! yaşlanıyor muyum ne
kurtul kurtul valla böylebir rahatlık geliveriyor.. hızımı alamamaktan ednişe ediyorum
geçen hafta da tüm tencere tavalarımı attım!! sadece işimi görecek kadar var artık!
acaba bir de mutfağa mı dalsam diğerlerini bitirip ! hmm :=))
Videoyu sevmene sevindim .. teşekkürler..
Elif ben senin bloguna yorum bırakamadım izin vermedi
buradan yazayım simit ve piknik!!
olsa da yesek diyeceÄŸim..
çok özlediğimi fark ettim okuyunca..izmitteokudum ya ben bilirim tadını tuzunu simitin de pikniğin de:=)
İzmit’le bir baÄŸlantın olduÄŸunu bilmiyordum!!Ne güzel…Bir ara bir kaçamak yaparsanız ÅŸeytana uyup:) bekleriz haber ver lütfen
Belki ortak tanıdık bile vardır:)
**Bu arada Blogcu deÄŸiÅŸmiÅŸ..teÅŸekkürler uyardığın için açmamışım yorum kısmını…Çok yoÄŸun bir yorum trafiÄŸim yok ki farkında deÄŸilim:))))
Kocaeli üni de okudum 4 sene yahya kaptanda yaşadım :=)
çok severim hem de ben İzmit’i
İZmit simidini de özledim ki sorma :=)
pikniği unutmuşum görünce nostalji oldu
gelirsek tabii ki hatta piknikte buluÅŸuruz.. bulabilir miyim acaba hala yerini
Ayrı zamanlarda aynı şehirdeymişiz desene:)
Piknik’in yer aynı:)Eski mekan yanına büyük versiyonunu da açtılar ama ben eski küçük halini daha çok seviyorummm,yer varsa hep orada otururum:)
O zaman sen gel Piknik’te buluÅŸalım,dönerken simitleri de paket yapar götürürsün:)))
Gelemezsen paket yapar Efetur’la yollarım,1 saat sonra orada:)
Söz İzmit’ten geçerken piknikte buluÅŸmak üzere gelmeden mail atacağım gönül hemen yarın gelmek ister gel gör ki İstanbul’u bırakamıyorum ÅŸu günlerde.
Simitleri de çantaya atarım dönerken :=)
AnlaÅŸtık…:)
Temizlik olayi supper
Ben de yapiyorum aynisindan ara ara
Gecmis olsun Erin’e de
Biliyorum biliyorum hatta bugün atarken bir sürü şey aklıma geldin:=))
teşekkürler
8 yaşında falandım. “örgü örcem anne,bana örmeyi öğret” diye tutturmuÅŸtum. o gece 2-3 saat aralıksız bir ÅŸeyler ördüm diye sabaha tutuk boyunla kalktım. bana ne olduÄŸunu anlamadığımdan çok ama çok korkmuÅŸtum. erin’in ne hissetiÄŸini anlayabiliyorum. çok geçmiÅŸ olsun minik kampçıya
Hic dağ, orman, kamp, çadır insanı değilim. Sevmem, ama bunları yapana da hayranlık duyarım. Böyle bir ailede 11 aylıkken zirveye çıkan, 3 yaşındayken eksi derecelerde kapm yapan bir çocuk, büyüdüğünde Bear Grylls (adamım, hastasıyım!) olur benden söylemesi.
Bu arada Mark Knopfler tam yolda, arabada dinlenecek adamdir…uzun yol adamidir yani
Dedim ya orman yolunda bile yürümeyi sevmem (çok geriliyorum kurt kuÅŸ ayı yılan çiyan…bir de köyde yaÅŸadım, peh) hani kampa gitmem zaten, hadi gittim diyelim, Dante boynunu, kulağını tutacak, yürüyemeyecek, deliler gibi aÄŸlayacak anaaaa…112′yi arar, ortalığı birbirine katar, üstüne bir de kalp krizi geçirirdim.
Şaka bir yana, hakikaten çok panik olurdum da, ben de emzirmeyi düşünürdüm derhal. Çok içgüdüsel o, çok normal, analık işte, bir süre terketmeyecek o haklısın.
Erin bir dahaki kamp sabahında da zınk diye ayaÄŸa kalkacak, kulak, boyun hakgetire…Bear Grylls haltetmiÅŸ, bu çocuÄŸun adı ileride ülke sınırlarını aÅŸacak.
Buraya gelirken basit bir yaÅŸam getirdim beraberimde, atmak, geride bırakmak zor gelirken… herÅŸeyi bıraktım. Oysa benden biÅŸey eksilmedi, hep eksilecek sanırdım. Vazgeçmek özgürlükmüş, anlamak için doÄŸru zaman.
DaÄŸlara bayılırdım, daÄŸların ortasındayım. OÄŸlumu doÄŸayla iç içe bir yerde büyütmek isterdim, tam ortasındayım. Bi çadırımız eksik. Çok güzel MenekÅŸe… Çoook… Çadır güzel, soÄŸuk güzel, 3 yaşında boynu tutulmak bile acı olsa da güzel. GeçmiÅŸ olsun.
erincik e gecmis olsun! (gecmis bile, iyi ki dönmemissiniz ve iyiki fena bise olmamis, netekim kamp hakkinda kötü anisi kalirdi minnnak beyninde). Aycacim sen yaslanmiyorsun,genclesiyorsun, laf olsun diye sölemiyorum, insan yaslandikca esyalarindan vazgecemez, ve biriktirir biriktiri… Sen GECNsin ve/veya daha GENCLESIYORSUN:D
Günsu özgürlük gerçekten vazgeçebilidğinde başlıyor değil mi :=) ne güzel söyledin..biliyorum oraya giderken endişelerini ne güzel şimdi böyledüşünebilmen ..biliyorum zor..
teşekkürler
Aşkın doğru dedin valla ben de aslında o anda dönersek zarar verebileceğimizi düşünüyorum. Eve geldiğimizde anneme aynen öyle anlattı: çadırda benim boynum acıdı diye .. neyse ki hala kampa gitmek istiyor :=)
ben gencim de mi ..:=)) öleyim vallaaa .. haklısın bakış açını tuttum yaşlandıkça biriktirme artıyor
kimbilir nasil korktun ayca yaaa
neyse gecmis olsun..yavrum ufacikken boyun tutulmasini yasadi
temizlik konusuna gelince, bu durumda benim de evim cop ev..cingene gibi hicbiseyi atamiyorum iste..bu durumda evimdeki ivir zivir cekmesi hepsini toplamak icin yardima yestisiyor
izmite gelince bana da haber verin elifle..piknik bulusmaniza katilmayi cok isterim!
Tamam anlaştık ..
o zaman izmit grubu yapalım bir ara :=) olmaz mı? var mı başka izmitli :=)
Valla ne güzel oluur:)Burcucum biz seninle bir ön gezi yapsak mı önceden ne dersin:))Åžeytanın bacağını ÅŸeytana uyup Piknik’te kıralım bari:)
aloo bear diyom grylls diyom…
:=) ya pardonzz atlaşmışım

hani yılanlar örümcekler falan oynaşmıyor mu o adam :S ben yanlış biliyorum di mi öyle de!! 

arada bir doÄŸuma gidip geldim fark etmememiÅŸim
Bear Grylls kibin olmasa da benim yüreğim ağzıma gelmese!!
tamma pek yakışıklı bir abimiz ona sözüm yok ama noolur onun gibi zırdeli olmasın
aman canım benim oğlum tırsar öle şeylerden diyelim
aslında ben de panik olmadım dersem yalan olur ama sakin kalmak zorundaydım çünkü yaptığımızşeyin kötü bir şey olduğu izlenimine kapılmasını sağlamamalıyım. Ama emzirmek aklıma geldiğinde bir fena oldum! özledim galiba
fotograflar harika aycacim her zamanki gibi… ben de acalya gibiyim, hic dag insani degilim ama simdilerde birtek dogada nefes alir oldum. Cok ozenmekteyim yani haberin olsun.
emzirme durumunu direk anliyorum. bu hic bizi birakir mi bilmem. benim hazir olup birakamamin en buyuk sebeplerinden biri bu duygunun bir annenin alabilecegi en yuce tatmin olmasi zaten. Ada birakmiyor filan palavra….
o temizlik isini cok iyi bilirim. 5 sene Amerikada yer sikintisindan hep oyle yasadigim. 6 ay giymedigim hicbir seyi tutmam. Gereksiz herseyi atarim. Kitaplarimi atamam bitek.
Cok iyi gelir insana. Terapidir
istanbul büyüdükçe nefes alamadığımızdoğru :=) o bakımdan doğaya yani ait olduğumuz yere gitmek nefesimizi açıyor bence.
kitapları asla atamama bende :=) her zaman kitaplarım ve cdlerim benim için önemliydi ama cd yerini mp3lere bıraktığından beri onlara o kadar özen göstermiyorum galiba:=) nasılsa internette var olmadı indiririm bir şey olursa kıvamında.
bence de zaten annenin tatmini oluyor bir süre sonra :=) ben bırakmaya karar verdiğimde erin hiç de zorluk çekmedi açıkçası ama ben karar verene kadar canım çıktı!:=))
Ayca cok gecmis olsun, kendim yasamis kadar oldum:( Insan birde caresiz kaliyor ya en kötüsüde o! Temizlik hafifletiyor insani degilm, bende atiyorum kullanmadigimiz esyalari. Burada senede iki gün sokaga birakiyorsun ihtiyacin olmayan esyalari, baskalari gelip topluyor onlari. Faydasi oluyor birilerine, keske Türkiye’de de olsa… Sevgiler
Teşekürler Efsun..
VAlla olsa ne güzel olurdu.. ama ben de alınabilecke gibi koydum kapının önüne.. burada da çöp toplayıcılar var kağıtları ayırıyorlar ve diğerleri de işlerine yararsa alıyorlardır..en azından bu şekilde yürüyor :=)
Bir kaç gün önce ters hareket sonucu aynı şekilde boynumu incittim ve kendimi acilde buldum muscoril iğne yapıldı ve bi kaç gün boyunlukla gezmek zorunda kaldım. O yüzden küçük Erini çok iyi anlıyorum. Çektiği acı öyle böyle değil yani umarım bi daha tekrarlanmaz.
Sevgiler…
İmren
bir izmitli daha geldi:))
biz kartepe tarafındayız, gelirseniz dağa da çıkarız, hoş daha biz de görmedik ama olsun:))
erine de çok geçmiş olsun
çok geçmiÅŸ olsun…
sevgiler…
Bu gidişle bir günü organize etmemiz gerekecek artıyor izmitliler :=)
Zerrin teşekkürler :=)
Ayçaaa,
Erin’e çok geçmiÅŸ olsun. (Benim kampa gidememekteki en büyük korkum bu iÅŸte, biÅŸey olursa ve BEN panik olursam..?)
Ama yani, çadırlar, otlar, üzerindeki çiÄŸler, ama en çok da ateÅŸ..Çok özendim, çok istedim…Sanırım baharda biz de yaparız bir kamp..
Sevgiler..
Beraber yaparız zira kamplarda çocuk ihtiyacımız var Belma :=) hem de ben sana destek olurum bişicik olmaz.. hadi eski kampçıııı derim olur biter
boluya gidersek gelirsiniz belki dağ evinde kalacağız sobalı odalar veateş başı ve kar.. ne dersin?
bu sefer denk gelir belki ..
Ahha, “eski kampçı” lafı ile vurdun beni ÅŸimdi bak:)
Çok isterim, haber etmeden gitmeyesiniz…
Bende Açalya gibi daÄŸ,orman,kamp,çadır insanı deÄŸilim.Çadıra girip uyuyabileceÄŸimi hayal bile edemiyorum,benimki psikolojik kaynaklı öyle börtü böcek korkusu deÄŸil.Ama Cailou bile ailesiyle kampa giderken özenirim,benim çocuÄŸum yaÅŸayamıyacak böyle ÅŸeyleri diye iç geçiririm.Yazını okurken bile panik yaÅŸadım,eyvah ne oldu ki Erin’e yoksa kulağına böcek mi girdi diye,yüreÄŸim aÄŸzıma geldi:))
Erin şanslı çocuk,bizde Batıhan ı okul kamplarına göndeririz artık,ana babadan hayır yok ona:))
Deniz çadırın içi en börtü böceksiz yerdir :=) mesela bir otelde kalırsan içinde böcek çıkma olasılığın her zaman daha fazladır tek dikkat edilmesi gereken çadırın kapısını kapalı tutmak ..:=) evinde kadar temizdir hatta evindir çadır es kaza yan çadırda uyumak istesen misafirlikte gibi hissedersin kendini.. düzenin vardır ayakkabını kıyafetlerini tuvalet kağıdı kafa lambanı koyduğun yerler hiçdeğişmez değişrse bulamazsın sonra v.s v.s.. çadır güzeldir bir kere keyfine vardıktan sonra..
kimeyi çekmek zorunda da kalmazsın istediğin yere evini götürürsün..bir sonraki aşaması karavandır bunun :=)
Batıhanı bizimle gönder sen en iyisi :=)
Ayça merhaba,
Ben de çok sık olmasa da seni takip ediyorum…oglum Güney Erin ile yasıt o yüzden paylastıkların ve cevaplar cok isime yarıyor… ve biz de İzmit te yasıyoruz…yuvamda oturuyoruz…piknik esimle benim de cok sevdigimiz bir yer bize Kızılkayalar ı hatırlattıgı icin ayrı bir yeri de var… ben de bulusmaya gelmek isterim… Izmit icin baÅŸka programlar da dusunurseniz seve seve dahil oluruz….