
Endişe ettiğim ancak artık son bir nokta koyduğum konu: yuva meselesi.
Sanırım ben, bizim kriterlerimize uygun bir yer bulamayacağım. Peki ama ya ilkokul? Annemin evinin karşısında ilköğretim okulu var ve Alpay’ın Erinle bahçesinde oynarken ÅŸahit olduÄŸu bir diyalog:
Öğremen çocuklarına:
” İçeri girin diyorum, yaÄŸmur yağıyor, üşüyeceksiniz, içerde oynayın!!”
Yağmurda, sulara basa basa ıslanıp, eğlenen akabinde üstü değiştirilebilen çocuklar yetiştirilmesini istiyorum!!Bir öğretmenin bunun nasıl bir zevk olduğunu, doğanın nasıl muhteşem bir şey olduğunu kavramasını istiyorum, oğlumuza aşılamaya çalıştığımız doğa sevgisinin ileride solmamasını istiyorum. Bir insan ancak doğayı sevdiğinde kendini sevebilir. İnsan doğadır. Yıldızların altında çimenlere uzanıp onları saymadan, gökyüzünden yağan yağmurda ayaklarını patır patır vurup ıslanmadan, böcekleri seyredip hatta onlarla iletişim kurmadan, bazen otları ağzına atıp tadına bakmadan nasıl olur da insan kendini sever ??
Okula gittik. Harika, bahçe içerisinde eski bir köşk. Sahibi çok modern, senelerce Amerikada yetiÅŸmiÅŸ, güler yüzlü, çocuÄŸu da kendi okulunda, eÅŸi keza aynı ÅŸekilde bir bey, pedagog Türk tipi okul müdürü görünümünde ama son derece bilgili ve doÄŸru yönlendirme çabasında. Erin heyecandan ölüyor: “anneanne taşındı artık okula gidebiliriz” cümleleri içerisinde heyecanını bastıramıyor. Biz de p.tesi günü uyanır uyanmaz toparlandık ” yaÅŸÅŸassıınn sarı okula gidiyorum” nidaları ile yola koyulduk. İçeri girdik. Bir kalabalık söz konusu. Anneler, aÄŸlayan çocuklar, öğretmenler.. Erin pek tabii bu karmaÅŸada bir hayal kırıklığı yaÅŸadı zaten okulun bahçesini hayal etmiÅŸ olduÄŸundan ( orada bunu anladık) içeri girmek istemiyor. Ama bahçe ıslak ve tüm çocuklar içeride: yaÄŸmur yaÄŸdığı için bahçe aktivitesi İPTAL!! Alt kata indik. Erin’in gireceÄŸi grup 2007 doÄŸumlu çocuklar 2 kiÅŸiden ibaret küçük ve oyuncak dolu bir odada, ben diyeyim 23 siz diyin 25 yaşında, derrrmiÅŸimm kıvamında konuÅŸan bir ablaya emanet, “kuralları biliyoruz bu kapıdan çıkmak yok diii miiii ” cümleleri içinde vakit geçiriyorlar. Erin üstünü çıkartmak istemez, kendini güvende hissetmediÄŸi için. Ayça karışmaz uzaktan bakar. Neden sonra kaydırak bulup kaymak için odadan çıkmak istediÄŸinde abla öğretmenden bir uyarı alır” ama okulun içinde dolaÅŸmıyoruz!!” Neden ?? biz okulu dolaÅŸmaya geldik ?? anlayamadım?? kurallar öyleymiÅŸ. Kaydıraktan bir iki kaydıktan sonra kendini güvende hissetmiÅŸ olmalı ki montunu açıp annesine verir Erin annesi de gidip sınıfta sandalyesine koyduÄŸu bir anda öğretmen abla yerinden fırlayarak ” aaffeerrriiin Erineee nasılda güzel montunu çıkarttıı” diyerek kaydıraÄŸa doÄŸdu hızla ilerlemeye baÅŸlar .” Bir dakika”, “Abartmayın sadece montunu çıkarttı bu zaten kapıdan girdiÄŸinde yapması gereken birÅŸeydi” cümlesini bitiremeden daha öğretmen abla cak cuk Erin’i yanaklarından öpmeye baÅŸlar. Çocuk iter abla öğretmen ısrarla” aa ama öpim öpimm bravo Erine” der. Ayça’nın barometre hızlıca yükselmeye baÅŸlar. Erin “susadım” der su ister. Abla öğretmen diÄŸer çocuklara da vermek üzere 3 tane “cam bardakta” su getirir ve bana dönüp ” normal olarak biz cam bardakta su vermiyoruz, plastik ve pipetli bardakta veriyoruz” der. Ayça’nın gözler yerinden fırlar. Hayır Ayça oÄŸluna cam bardakta su içmesini öğretmiÅŸtir. İçerken yakınında durup kazaya karşı tetikte bekler ama Erin tek başına cam bardakta saÄŸlıklı su içer. PlastiÄŸin içinden içmez. ” Ama öğretmen ablası Erin pipetle içmeyi bilmez” der Ayça, ” olsun annesi alışır” der cevap olarak öğretmen abla!! “Peki baÅŸka doÄŸru yaptığı – bize göre – hangi alışkanlıklarını deÄŸiÅŸtirip alışacak öğretmen ablası bu yuvaya baÅŸladığında” diye aklından geçirir Ayça. Üst kata çıkıp bu durum hakkında bilgi almak istediÄŸinde okul sahibi ” aa olur mu onlar hep cam bardakta su içerler cam tabakta içerler” der. Ayça’nın kafası karışır.
Erin aÄŸlayarak yanımdan ayrılmaz bir duruma gelir. BaÅŸta pedagog olduÄŸunu bilmediÄŸim Türk tipi müdür görünümlü bayan birden döner “ilgilenmeyin, gönderin diÄŸer çocukların yanına aÄŸlarsa aÄŸlasın” der. Ayça hemen “siz acaba bizim pozisyonumuz nedir ?” cümlesini aklından geçirip” daha önce hoÅŸ olmayan bir tecrübe yaÅŸadık o yüzden dediÄŸiniz yapmayı doÄŸru bulmuyorum” der. Bir dakika sonra konu deÄŸiÅŸmiÅŸken birden okul sahibi laf arasında dönüp beni uyarmaklı bir ses ile ” .. hanım da bizim okul pedagogumuz” – yani siz mi daha iyi bileceksiniz edasıyla – bana iç bilgiyi verir. Tabii Ayça’nın bu durumda utanması gerekir. Vay bana ne oluyor ki beni ve oÄŸlumu ve tepkilerini ve geçmiÅŸini ve tecrübelerimizi tanımayan bir PEDAGOG beni uyarmış ben de ukalalık etmiÅŸim gibi bir tavır sergilenir.
Daha okula baÅŸlamayacak sadece izlenim için gittiÄŸimiz yerde bize kuralları dayatmaya çalışıp bir de annelik dersi alıp neyse ki bir kahve içip “hadi size iyigünler” diyerek hızla uzaklaÅŸmak yerine, su içindeki bahçede Erin’in hayalini kurduÄŸu araba ve bisikletler ile oynayıp sırılsıklam olmaktan büyük haz duyar anne oÄŸul. Okulun önünde çantadan çıkarttığı yedek kıyafetleri deÄŸiÅŸtirip hızlıca oradan uzaklaşırlar.
Bir yuva hikayesi daha burada sona erer.
Uzunca bir süre yuvaları gezmeme kararı alınır. Varsın Erin arkadaÅŸsız olsun!! Bizim oyun grubumuz boÅŸuna mı var. Haftada iki saat diÄŸer çocuklar ile oynayacak diye, kurduÄŸumuz sistemi, yeni yetme, daha neredeyse kendi çocuk olan öğretmen ablalara çocuÄŸumu emanet edemeyeceÄŸim. Ben çok ÅŸey istemiyorum. Sadece çocuÄŸa müdahele etmeyen, kendi istediÄŸi gibi oynamasını saÄŸlayan, saÄŸlığına ve kiÅŸilik özelliklerine dikkat eden, genel bir potada eritmeyen bir okul istiyorum. Drama dersleri, müzik hocaları, ingilizce dersleri istemiyorum, ” siz isterseniz çarÅŸamba gelin o gün müzik dersimiz var” gibi bir ayırım istemiyorum. Bahçede kurtçuklarla oynasın, aÄŸaçlardan hayali sepetine elmalar toplasın, arkadaÅŸların ikram etsin istiyorum, çamurla oynasın, üstü başı batsın ama mutlu olsun istiyorum.
AkÅŸam babası ” okul nasıldı dediÄŸinde ” daha 2.5 yaşındaki oÄŸlum :
“okulu sevdim ama öğretmeni sevmedim”
“neden ?”
“çünkü oyun oynayalım diyor ben oynamak istemiyorum ama o oynayalım diyor”
diyip bizi mal gibi bırakmasın istiyorum.
Ve artık neden herşeyin alternatifi var da bu oyun okullarının yok diye dövünmek istemiyorum. Bir baba yiğit çıksa da öğrenmek oyunla olur dese de, zeka doğa ile gelişir dese de, plastik oyuncaklarla dolu olmayan, sınırları belirlenmiş özgür okullar kursa diyorum.







































Çok yakın zamanda sırf merakımdan Adana’ nın en populer kreÅŸine gittim ve de en pahalı!!!
O gereksiz eklentileri için de ayrıca para istiyorlar, ata binsin para, ingilizce öğrensin para, piyano çalsın para..
Dedim ki yanımdaki arkadaşıma, herşey için ayrıca para istediklerine göre, neden bu kadar para alıyorlar her ay, yani ne için, biri beni ikna etsin..Oyuncak dedikleri o plastikleri 1 kere alıyorlar, bitti!!Hani dedim, bahçesi olsa tavuklar falan, gerçek çim olsa bahçede hatta ekecekleri bir alan, gerçek kum olsa, çocuklar biraz kirlense, bu kadar dip dibe bütün gün ne yapıyorlar ki falan.. Ve arkadaşımın cevabı, o zaman öğrenci bulamazlar, kaç anne senin istediğini ister ki..
Çok doğru, senin istediklerinin noktasına virgülüne herşeyine katılıyorum, ama neden bu kadar azız..
Ben Rüzgar’ a çatal verince “aaa, biryerine batar” diyen o kadar çok anne var ki etrafımda, cam bardaktan su içtiÄŸini görüp “kırıp elini keser” diyenler ve de..
Katılıyorum sana özetle..
yuhh yani yuuuuuh! baska bise diyemiyorum!. Gercekten Pedagog olsaydi zate öyle müdahale etmezdi. Üstelik yani senin cocugunu nasil senden iyi taniyacagini düsünebilirlerki, üc dört yillik bi universite egitimi kac cocugun dünyasina bir günde girmesini saglayabilir ki!! sonra baba yigitin cikmasina da gerek yok, her yerde yazar cizer söylenir vs. : ZEKA OYUNLA GELISIR, kural koymak önemlidir elbette ama bu mu yani! helede montunu cikardi diye bide öp yani cocugu vede istememesine ragmen öp! insan bi sormaz mi seni öpebilir miyim diye! ay ben gerildim burda valla. size kolay gelsin ayca ne diyeyim. Simdi böyle detayli yazinca daha önce söyledigin bazi seyleri cok daha iyi anladim! Umarim akli basinda bi Montessori okulu bulursun, bulamassanda sen acarsin, millette faidelenir.
Ayça;
yazdıklarının altına imzamı atmak istiyorum. Ben de cocugum doga ile içiçe büyüsün, karlarda yagmurlarda yuvarlansın yerlerde istiyorum.. Dogayı ogrensin istiyorum. Birsey yapmak istemiyorsa veya istiyorsa mudahale edilmesin, sırf cocuk diye mucuk mucuk sIkIstIrIlIp opulmesin istiyorum.. Benim kızım daha 15 aylık ama simdiden cok umutlu degilim..
Okurken çok gerildim. Yaşadıklarını hissettim. Senin yerinde olsam, okul öncesi eğitimi (okul açmak, diploma göstermek, formalite için) alıp hayallerindeki okulu açardım.
Not: Montessori okulu yok mu Türkiye`de?
ama ben hep diyorum ya, cocugun sezgilerine güvenmek lazim. cozmüs erin orayi iste!
ben erinin hayrani olaraktan imzali resmini istiyorum:D
Ayca, bende seninle ayni fikirdeyim. Leon Can’in gittigi kres senin hayalini kurdugun gibi bir yer. Ben ve Leon Can cooook sansliyiz! Kresin bahcesinde elma, kestane ve ceviz agaclari var. Bazen minisi almaya gittigimde kafasindan coraplarinin icine kadar kum dolmus oluyor:) Krese kaydimizi yaptirirken ögretmen bir bir sordu Leon Can’in bütün özelliklerini, neleri sever, sevmez hepsini not etti. Benim anlamadigim sey, Türkiye’de o kadar alisveris merkezleri aciliyor, dünyanin parasi harcaniyor böyle merkezlere. Neden kimse cocuklara bir yatirim yapayim demiyorki…
Evet, yine ve bir kere daha bana ‘iÅŸte bu’ dedirten bi post daha.
Aylardır ama durmaksızın yaÅŸadığım küçük ilçenin her bir köşesinde ve hatta varoÅŸ sayılan yerlerinde bile aradığım yuva ,kreÅŸ ,okul öncesi eÄŸitim merkezi vs… adı her ne ise tarifi burdadır. Budur.
Yok öle biyer.Ben artık aramayı bırakayım.Siz ki İstanbul denizinde bulamamışsınız ben bu gölde hiç aramayayım.
Ev gezmesini pasta-börek-dedikodu üçgeninden çıkartabilecek birkaç çoluk çocuklu arkadaş daha edineyim kendi çapımızda yuvarlanıp gideyim.
Ya da yaklaşık 10 sene daha çalışıp yemeyeyim ,kızım kimbilir nasıl bir ilkokuldayken ben biriktirdiğim parayla hayallerimin yuvasını açayım.Başka çocuklar sebeplensin.En azından gelecek nesillere bi faydamız olsun.
Az önce yeni mezun,yeni atanmış,yeni iÅŸe baÅŸlamış anaokulu öğretmeni arkadaşımdan duyduklarımın üstüne tam oturdu bu yazı.İlk 2 haftaları çocuklara kuralları öğretmekle geçmiÅŸ.Ne çok kural ve ne çok kural öğrenmek istemeyen çocuk.Öğrencilerine ‘çok konuÅŸan çocuk istemiyorum’diyormuÅŸ..Nasıl yani???Åžimdi de 10 Kasım için ÅŸarkı ezberletmeye çalışacaklarmış.Anlatırken bile her iki tarafın da halinden memnun olmadığı kesin.
Tamam kurallara ve 10 Kasım a itirazım yok ama ,önce günaydın diyerek selamlaÅŸmayı , gülümsemenin önemini ve kasımda açan o kabarık çiçeklere kasım patı dendiÄŸini öğrense çocuklar ne güzel olurdu…
gerildim ben de okurken yaa..amma kil olmussundur..malesef ben de 3-4 yer baktiktan sonra, poyrazi sirf haftada 2 yarim gun cocuklarla oynasin diye yuvaya goturmekten vazgectim..aklimdan da gecmiyor degil, kendim bir yer acsam diye..ama dedikleri gibi, kac anne bizim istedigimiz gibi bi yuva ister ki? belki sen acarsin bi tane, ben de izmite sube acarim..daha once de soylemistim hatirlarsin
ciddi ciddi dusunmuyor musun ayca bu isi? bence harika olur..
Iraz benim aylardır diyemediğim birşeyi demiş ve beni sevindirmiş:
ÇocuÄŸuma çatal verince “batar” diyen ya da bardak verince “kırılır” diyenleri çevremde istemiyoruuuummmm… Verdimse ben verdim kardeÅŸim size ne vardır bi bildiÄŸim yahu
Kucukken daha kolay degil mi? Kendi evinde kendi duzeninle yetistiriyorsun. O yuzden deliriyorum zorunlu egitim yasinin 5′ e indirilmesine..Izmir’ de yeni moda. Hatri sayilir cogunlukta okul oncesi kurumlarda neredeyse cirkefligin sinirlarinda bir pedagog veya psikolog. Sen gak demeden cocugu da seni de suruye katmak icin kollari sivamis bekliyor! Beylik laflari da yeni model annelerin pek sevdigi”cam faunus”ta cocuk yetistirmek! Cok destekcileri var. Benzer dileklerimi bir tanesine ilettigimde bana cildirmisim gibi bakmislardi:)5 yasa 2 senemiz kaldi. Mideme agrilar giriyor dusundukce…
oglumu gonderdigim okul 2007liler konusunda cok basarili. en azindan biz aile olarak memnunuz. 2 sinif 2007liler var ve okul bu duruma (2 yas) cok alisik. alisma sureci konusunda bizimki sinifin en minigi olarak super olmasa da, sinif ogretmeninin performansi ve yardimci ogretmenleri yonlendirmesi sayesinde makul karsilanabilecek olcude iyi. yeri anadolu yakasinda eski gimanin-selamicesme arkasi. ilk basladigimizda veliler inanilmaz komik kavgalar ettiler ama sinif ogretmeninin kendine guveni ve sinifina sahip cikmasi ile basarili bir sinif yonetimi uygulaniyor. mutlaka min. 1 saat disari cikiliyor (toplamda 3 saat). suyla, kumla oynaniyor, islanirsa ustleri ve cocuk izin verirse ustleri degistiriliyor. yemekleri onlerine konuyor, cocuklar zorlamadan tesvik ediliyor ama zorla asla yedirilmiyor. okul yonetiminin surekli siniflari kolacan ediyor olmasi, ogretmenlerin surekli velilere bilgi veriyor olmasi (kacinmadan, abartmadan ama yurek kirmadan) basarili. ogrenciye yatirim yapilmasi ise bir diger artisi. 2 aydir sabirla bizde oglusumun okul ile birlikte gelisimini gozlemlemekten oturu memnunuz.
Aycacım Nisandan beri yuva deneyimli biri olarak ve de tek bir gerçek yuva örneği görmüş biri olarak sadece yazdıklarınla karşılaştırabiliyorum kendi yaşadıklarımı..
Bahçesinde ördekler, tavşanlar, kaplumbağalar olan bir yuvaya gidiyor Maya. Harika çimleri olan bir yer aynı zamanda.
Nisan’da baÅŸladığımız için havalar hep iyiydi ve günde 2-3 defa dışarıya çıkıyorlardı (hatırlarsan 2 ay bilfiil Maya ile birlikte yaÅŸamıştım orada). YaÄŸmur yaÄŸdığında içeriye giriyorlardı evet. YaÄŸmurda oynamak tabi ki harika ama yaÅŸlara göre sınıflar grup grup çıkıyorlardı ve örneÄŸin 10 kiÅŸilik bir sınıf yaÄŸmurda oynadığında ıslanmaları, üstlerini deÄŸiÅŸtirmeleri, hasta olmaları (bence deÄŸil belki ama eminim bir çok veli bu konuda pimpiriklidir) gibi nedenlerle istemiyor olabilirler. Ben bizim yuvamızdaki öğretmenlerin bunu istediklerinden ama pimpirikli veliler nedeniyle bunu yapmayacaklarından eminim mesela. Bu gibi nedenlerle ben bizim yuvamızın bu konuda hassas olmasını çok iyi anlayabiliyorum.
Maya 2 yaşındayken evde cam bardakla tanışıyor olmasının yanısıra yuvada bir de gerçek bıçakla tanışmıştı. Plastiklerin zor kullanılır olması ve efektif olmaması nedeniyle Maya gibi bir küçük birine bile gerçek bıçakla yemek yedirmeye başladılar.
Arada iyi örnekler mutlaka var. Doğru bakıcıyı bulabilmek gibi birşey bu. Biz iki garip ve saçma bakıcı örneği yaşadık ama şu an çok huzurluyum.
Nisandan beri – heleki tam güne geçtiÄŸimiz AÄŸustos’tan beri – inanılmaz bir geliÅŸim içerisinde Maya.
Burda da gencecik öğretmenler var. Bazıları çok toy ama yönlendirmeyle düzelebiliyorlar. Okulun yöneticisi ile başıma gelen bir minik örneği paylaştığımda hemen yapıcı bir şekilde çözüm bulmuştu bana.
İyi örneklere inanmaya devam et, yola katlanabileceğine inanıyorsan gel bizim yuvaya. Hatta gel birlikte gidelim
Öpüyorum seni ve Erin’i
Sanırım iyi yuva örneği bir tek bana çıkmıyor.
Benim bulduÄŸum bu yuva o kadar güzeldi ki.. bahçesi büyük eski bir köşk. Arka bahçede meyva aÄŸaçları, tavuk kümesleri, eve gönderilen bahçede dikilmiÅŸ naneler v.s.. Sırf bu sebeple anadolu yakasındaki bir okula götürmeyi gözüm yemiÅŸti bir de anneme çok yakındı. Haftada iki gün Erin’İ evinden uzakta kalarak iyi bir yere götürebileceÄŸime inanmıştım. Yani bir bedel ödeyerek!
Sorun zaten bunlar değil benim için. Eşeğe altın semer vursan misali. Dış görünümünün hiç önemi olmadığını anladım. İyi yuva meselesi herkesin kriterlerine göre değişiyor. Etrafımda herkes yuvasından memnun ama ben gidip baktığım yuvalarda şoklar yaşıyorum. Beklentilerim mi değişik ? bilemiyorum.
TuÄŸba sen memnunsan eminim ben de olurdum. Ortak doktor meselesi :=))) Ama bize çok uzak. Ben her seferinde baÅŸlarda götürüp yanında kalcağım için bana yakın olması gerekiyor. Sonrasında ise her gün götürüp getirmek İstanbul tarfiÄŸinde benden çok Erin’e eziyet. Zaten bizim oturduÄŸumuz yerlerde iyi bir yuva bulmak “bence” çok zor çünkü bahçesi olsun diye yerin dibinde yerler oluyor ya da yolun tam kenarında iÅŸ merkezlerinin dibinde..
Çözüm başka bizim için de zamana ihtiyaç var.
Bir ik yer daha gezmeye bugün karar verdim. Ön yargısızca. Ondan sonra karar vereceğim.
Ama bildiğim tek şey var ben yuva falan açamam. Açabilir miyim diye deneme yaptım yok yok kalsın. İKi sonuç doğabilir: ya girdaba kapılıp ben de sistem parçası olurum ya da en kısa ve hızlı sürede yuvayı kapatırım!! sorun okullarda değil bence ailelerde!! ucu açık bir cümle oldu biliyorum..
TuÄŸba peki sen Hülya hanım’ın okul abaÅŸlarken bi r liste verdiÄŸini bundan baÅŸkalarını yememesi gerektiÄŸini yazmıştın. Nasıl yapıyorsun? Okula özel olarak mı götürüyorsun?
Benim en sıkıntılı konum bu maalesef. Bana uzaylı gibi bakyyorlar sorduğum sorularda!!:=)) anlarsın sanırım:P
Mayaya anaokulu ararken rastladığımız manzaralar geçti gözümüm önünden. Bir tanesi eve o kadar yakında ki, 5 dakikalık yürüme mesafesi diye sevinmiÅŸtim, tabi iÅŸin iç yüzünü görmemiÅŸ, aklımdaki sorulara cevapları duymamıştık daha. Okulun sahibesi -daha ilk görüşte- pek(?hiç!) de hoÅŸuma gitmemiÅŸti ama ön yargılı olmayıp iyimser olmaya çalışıp sabırla okulu gezdik. Kadın okulda deÄŸil de sahneye çıkacakmış gibi dekolte giyinmiÅŸ, aşırı bir makyajla bence anaokuluna yakışmıyordu ama ne giydiÄŸinden bana ne demiÅŸtim. Bahçesi küçük sayımazdı ama sınıflar minicik. sınıflara girdiÄŸimizdeki ÅŸoku Mayacık hala hatırlıyor. Duvar dibine dizilip yere oturmuÅŸ 8-10 garibim çocuk, sümükler akmış, boÅŸ boÅŸ mu desem bön bön mü bize bakıyorlar. Sınıfta dediÄŸin gibi, öğretmen deÄŸil de çocukların başında duran bir “abla” var. BirÅŸey yapıyor görünmüyorlar, anlaşılan anneleri almaya gelinceye kadar vakit öldürüyorlar. Mutfakta büyük ihtimalle -ucuza çalıştırdıkları- Arnavut bir kadın bildiÄŸince birÅŸeyler piÅŸiriyor. Ama en zirve anlar, sonrasında müdürenin odasında yaÅŸanıyor. Ne aktiviteler yapılıyor? soruyorum. Ik mık. Kadının Mayayı merak ettiÄŸi filan yok. Ben sayıyorum, sunu biliyor, sunu yazıyor, soyle yapmaktan hoslanıyor. Masal gibi dinliyor. Para meselesi konusuluyor. Ben icime HİC sinmediÄŸi icin. Dusunelim bakalım, filan gecistirince. Ben telefonunuzu bir not alayım diyor. Pesimizi bırakmayacak ya… Ve Mayanın adını kaydedecek diye, o ana kadar kızımın hakkında hicbirsey merak etmeyen kadın unutulmaz soruyu soruyor:Maya nasıl yazılıyor??!é? ben Yorgoya cabuk gidelim gibi bir bakıs fırlatıyorum. Sanki kadının cahilligi ustumuze yapısacak
)) Yani Maya ender bir isim, Yunancada da syntax vardır, bir sey nasıl yazılır diye bir dusunulur ama bu yazılamayacak bir isim degil, ustelik bu kadın okul acmıs bir egitimci!! Ne biliyor ki cocuguma ne ogretecek. Ben tabi ki orada bedava degil ustuna para verseler cocugumu 1 saat bile bırakmam.
))
Maya hala zaman zaman anıyor. Ne zaman simdiki okullarında cok degisik guzel birsey yapsalar; anne diyor hani gitmstik o sumuklu cocukların oldugu okulda hic boyle yaptırmazlar o cocuklara di mi? diyor
Gittigimiz baska bir okulda da, ben elimde not ettigim soracaklarım, o nasıl bu nasıl? diye… ama ben ne sorarsam sorayım kadın, bant kaydı gibi bildiklerini soyluyor. Oyle calısmıs, hazırlanmıs
))) Ama sorulan en basit sorulara cevaplar yok. Cocukların o aylık bir yemek listesini gorebilir miyim? liste yok! Faaliyetler tablosu gibi birsey. O da yok! O yok bu yok! Size verecek cocuk da yok!
Sonra simdiki okula geldik. Okul degil ki burası bir ev, kendi mustakil evleri, emekli ogretmen cift. Ama okul sahipleri havasına girip yalnız parayı almaya bilenlerden degil. Kadın mutfaktan çıktı, onunde onluk. Yemekleri ben yapıyorum diyor, kahvaltıda yedikleri recelleri de. Zaten tum meyveler bizim bahcemizden. Eti surdan alıyoruz, yumurtayı surdan. Ben sormadan soyluyor, sormadan anlatıyor. Bahce soyle, tavsanlar var, kaplumbaga, kediler, cocuklara oynayacak 3 kademeli avlu. Faaliyetler, tiyatro, okul gezileri (akvaryuma, tiyatroya, sarap fabrikasına). Ama en cok en cok bayıldıgım, her sene kendi baglarına gidip bag bozumunda uzumler toplayıp sonradan sırasından kurabiye yapıyorlar. Her sene minik ellerden 1 tanecik kurabiye evei bize de getiriyor. Bu sene ben de yaptım, tarifi yazacagim.
Zaten cocuk tercihini belli ediyor, acıkca durustce. O gun bu gundur cok memnunuz. Seve seve gidiyor, cok sukur. Anaokulunu sevmesi cocuk icin “okulu” “okumayı” sevmesinin ilk adımı. O yuzden cok onemli. Umarım siz de gonlunue gore bulabilirsiniz…
Ben zevkten bayılmıs halde, daha sehrin en havalı/en pahalı okulunu gormemisiz, Yorgoya diyorum “hiç gitmeyelim obur okulu gormeye, bu okul o kadar içime sindi ki” Tamam diyor, gidip Mayayı alalım, sınıftaydı, arkadaslarıyla. “Hadi Maya gidelim annecim, yarın gelirsin” diyorum. Ayrılmak istemiyor Maya. Hayatından memnun, yemek hazırlıgı var, herkesten once masaya oturmus bile
Papatya .. adada bir okul hayali kurdurdun bana :=) böyle reçellerini kendi yaptığım kahvaltılar ikindiler sunabildiğim, bağ bozumuna fotoğraf çekmeye çocukları götürebildiğim!!.. off yaaa.:=)
ne kadar şanslısın diyeceğim.
Biz bir okulu daha görüpde Erin için trajedi olursa zaten okul davasını sonsuza kadare kapatmasından endişe ediyorum. Bu cümleyi hızla düşüncelerimden uzaklaştırıyorum. Düşüncelerimizden biz sorumluyuz nitekim!!
Belki de okulu istememesi o ilk deneyim kaynaklı: göz göre göre yaptığım bir hataydı !! ve belki de telafisi çok zor olacak!.. neyse dertliyim bu konuda..
Sevgiler
Hülya Hanım ve listesi konusunda da zorlanmıyorum emin ol
İlk 2 ay o liste tüm öğretmenlerin görebilecekleri yerde asılı durdu ve mutfakta yemek yapan teyzelerden okulun yöneticisine kadar herkes inanılmaz yardımcı oldu, hala da oluyorlar. ÖrneÄŸin ikindide nutellalı ekmek varsa Maya’ya ballı tereyaÄŸlı ekmek verildi. Ya da o gün listede yoÄŸurt varsa ben evden mandıra yoÄŸurdu götürdüm.
Bu ayki listede hiçbir ÅŸey çıkartmadık örneÄŸin, çünkü Hülya Hn’ın haftada bir kendimizi şımartabiliriz düşüncesi doÄŸrultusunda tüm “şımartıcı besinler” haftada bire indirgenmiÅŸti. Maya ÅŸimdi haftada bir nutellalı ekmeÄŸini de yiyiyor, nesquikini de içiyor.
Hülya Hanım haklı çoÄŸu konuda ona hiçbir ÅŸey demiyorum ama önümüzdeki ay bu şımartıcı besinler haftada ikilerse ne yaparım bilmiyorum. Maya diÄŸer tüm çocuklar gibi herÅŸeyin o denli farkındaki, neden arkadaşım yiyiyor da ben yemiyorum gibi bir ÅŸey oluÅŸsun da istemiyorum..İkindide bu tür besinlerden varsa annemden rica ediyorum saat 16 yerine 15:30 gibi alıyor Maya’yı ve o evde ikindisini yediriyor.
Fikir ayrılıkları hep olacak.. Mesela geçen ctesi ilk veli toplantıma katıldım ve okulun yöneticisi doktor olan bir veli ile birlikte grip aşısını şiddetle önerdi. Hülya Hn bu konudaki net tavrını çok açık şekilde belirtmişti, yaptırmama imkan yok, kendim de sürekli olurken ben de olmuyorum 2 yıldır..bu tür ikili fikirler hep oluyor ama işte görmek, görmemek, uygulamak ya da uygulamamak bize bağlı..
Bunların hepsi düzeltilebilecek şeyler, en önemlisi çocukları sevmeleri diye düşündüm ben hep, yanındaki diğer konularda da şansım yaver gitti.
Umarım bulursun istediğine yakın bir yer.
PS: Servisi de var buranın, ama en son Levazım civarına gittiÄŸini biliyorum, o civarlardan ya da Z.kuyu’dan alabilirim dersen bir düşün yine de. Sizin oralarda cidden de seçenekler daha dardır.
Ahh, ne diyeyim. Maalesef mükemmel yuva hiç yok. Ama bu da biraz kopukmuÅŸ yani, “okulun içinde dolaÅŸmıyoruz” falan…
Deniz’in gittiÄŸi okuldan genelde memnunuz, her ÅŸeyden önemlisi o çok mutlu. Ancak geçen hafta eve bir kağıt geldi ki, “Yoga derslerine baÅŸlayacağız, istiyorsanız ayda 50 TL” falan filan. Hadi parasını geçtim diyelim (ki geçmek de istemiyorum, senede 600 liraya neler yapılır!) ama 3 yaşındaki çocuklara yoga öğretme telaşı neden? Acaip bir yoga trendi sarmış bütün yuvaları. Bırakın koÅŸsun zıplasın çocuklar, ne gerek var yani uzayan köpek, yok esnek kurbaÄŸa hareketlerine?
İnsanların çok farklı beklentileri var, doÄŸru. Ancak okul dediÄŸin yerin evde bile öğretmeye henüz cesaret edemediÄŸin ÅŸeyleri öğretmesi gerekmez mi? Sen pipetle içiriyorsan “Ayça Hanım, bu çocuk artık cam bardakta içmeyi öğrenmeli” demeleri gerekmez mi? Bir arkadaşımın gayet düzgün cümleler kuran 3 yaşındaki oÄŸluna okulda treni ÇUF ÇUF diye öğretmeye kalkıştıklarını duymuÅŸtum.
Okullar saÄŸduyusuz, gösteriÅŸ ve etiket peÅŸindeki ana-babaları tatmin etmeye çalışmayı bırakıp biraz olsun “çocukların ihtiyaçları nelerdir”e odaklanmaya baÅŸladıkları zaman daha iyi bir dünya olacak burası
Elif
Cevabında bir tek “ne kadar ÅŸanslısın” cümlesine takıldım kaldım. Evet, ÅŸanslıyız, anaokulu konusunda… ve keÅŸke Maya ilkokulu da bu aynı güzel ve sıcak ortamda okuyabilseydi de benim de aklımdaki endiÅŸeler uçup gitseydi.
sonrası ilkokul, o ayrı bir dert, hem de devlet okulu olunca. Özel okul yok deÄŸil Giritte ama bizim 2 çocuÄŸu özel okula gönderecek halimiz pek yok. Devlet okullarının hakkında en iyi ÅŸeyler duyduÄŸumuz olanı evimize çok yakın, yazılmaması mesele deÄŸil. Asıl mesele buradaki eÄŸitim sisteminde. Yunanistan ne kadar “Avrupalı” olursa olsun, eÄŸitim konusunda bence çok da ilerici bir anlayışta deÄŸil. HerÅŸeyden önce okullar Laik deÄŸil! Pazartesi okul, bizdeki Andımız gibi, duayla (?!) açılıyor, okullarda sınıflarda ikonalar vs. Kanunu olarak koyulmak zorunda olmasalar da, bir veli çıkıp da niye sınıfta İsa ikonası var diye sorsa olay çıkar herhalde. Tamamen gelenekten gelen bir alışkanlık. Yani dini unsurlar herÅŸeyin içinde
bizim çocuÄŸumuz din dersi almayacak, ama bununla kalması yetecek mi? Evimizde din öğelerinin hakim olduÄŸu bir yaÅŸantımız yok. Biz çocuÄŸumuzun tek taraflı bir dini eÄŸitim almasını da istemiyoruz, din çok kiÅŸisel birÅŸey ve dünyada varolan her din hakkında bilmesi gereken ÅŸeyleri ve tecrübeleri onun için seçme ÅŸansımız var. Bu konuda duygusal bir baskı uygulanır mı? bilemiyoruz. Yani din dersine girmeme hakkı var ama sen neden girmiyorsun? sorusuna da içine sindirilmiÅŸ bir cevabı olmalı. 6-7 yaşındaki çocuklar ne anlayabilirler ki dinden.. sonra din tek mesele deÄŸil, kritik bir konumda benim çocuklarım, anne Turk, baba Yunan. Her iki tarafta da okul kitapları malum; o tarafı haklı gösterecek ÅŸekilde, karşıdakini de düşman olarak öğretiyor. Aman, okul kitaplarındakine körü körüne inansaydık ben bugün bir Yunanlıyla evimi, ailemi, hayatımı paylaşır mıydım, diyebilir insan. Elbette, insan aileden gelen görgüsüne kültürel bir birikimi katıp kendi fikrini oluÅŸturuyor. Ama ben okulda okurken babam Yunanlı deÄŸildi ki! “acaba gerçekten o kadar kötülükler mi yaptılar bize?” diye bir an düşündüğümde biraz daha derinden incinmem icin bir sebep yoktu. Kısacası bunlar çok çok hassas konular.. ve kırılmasından korktuÄŸumuz minicik kalpler nelere maruz kalacaklar zaman gösterecek.
Ama ne yazık ki bu sene anasınıfıyla bu okula veda etmek zorundayız
Gördüğün gibi hiç kimsenin hayatı mükemmel deÄŸil. Erin daha çok küçük, ÅŸimdi bu yaşında kötü bir okul tecrübesi yerine, hiç gitmese de büyük kayıp deÄŸil bence. Zaman içinde de elbette alternatifler bulunur…
Çocuklarımızın hepsi için, beden ve fikir özgürlüğünün tanındığı, açık fikirli ve insana insan olarak değer veren eğitmenlere emanet edebileceğimiz okullar diliyorum!
aaahhh ahhh o babayiğitin adı Ayça Oğuş olsa,
ben yaptım hadi gelin dese hemen doğurucam vallaha
Bende çoğu zaman bu ikilemi yaşadığım için seni çok iyi anlıyorum. Çocuğuma ısrarla öğretmeye çalıştığım ve buna alışan çocuğumun, benim ayıpladığım yanlışı yapan doğrucularla muhattap oluyor ve olacak olması bana endişe verse de sonuç olarak diyorum ki; ben elimden geleni yapacağım, oğlum bu doğrularla büyüdüğü için sonunda diğerlerini yadırgıyor olaracak.
Ay çok uzun cümle kurdum ama
bardak kırılmasını görmeyen çocuk olur mu yaaaa…
Bu çok zevkli birÅŸey deÄŸil mi? Bitek biz mi böyle düşünüyoruz. Çocuk onun kırılabilir birÅŸey olduÄŸunu nasıl öğrenecek plastikte içerse. Dökmeden ve kırmadan içmeyi nasıl öğrenecek sayın pedagog… MesleÄŸinin söylemi bile çirkin iÅŸ. hahaah
Sevgiler…
haa bir de KLİŞE ANNE! olma modasına uymadan edemiyorlar. Herkes gibi yaparsan iyisin..Çocuğun diğerleri gibi olursa iyi!!!
Ne büyük akılsızlık.
Ben geçen haftaki gezilerim şaşırıp kaldım. Bora 4 yaşında. Gittiğim bir anaokulu önce beni geç kalmakla suçladı. Bende geçen seneki programınız neydi ki oğlum kaçırmış olabilir. Saklambaç mı öğrettiniz kutu kutu pense mi dedim? Kadın yaptığım espriyi bile anlayamadı
Şimdi dedi ay başında konu dağıtımı yapıyoruz siz evde çocuğunuzu hazırlıyorsunuz ay sonunda tüm velilere prezantasyon yapıyorlar. Ne prezentasyonu bu dedim. Çocuğu öğrenmeye itiyoruz hemde öz güvenini kazandırıyoruz dedi. Hanımefendi sanırım şaşırdınız benim çocuk daha 4 dedim. Kazansak kazansak karın ağrısı kazanırız. Her pazartesi karnım ağrıyor ben gitmiceğim diye ağlama kazanırız.Hazırlıkları yapacak ve oğluma bunları ezberletecek ne zamanım ne isteğim var.
Sizin çocuğunuz kaça kadar sayıyor. 30 filan sanırım pek bilmiyorum dedim. En az 100 e kadar saymalı çünkü biz 2 şer ikişerlere geçeceğiz dedi. Peki ilkokulda ne öğrenecekler bunlar dedim.
Aaa kadın ısrar ediyor bu meb bize verdiği program diye. Bir de demez mi çocuğunuz buradan çıktığı zaman tüm okulların sınavlarını geçebilir. Ne sınavı bu ki ???
Bir sonraki gittiğim yuva MEBnin programını çıkarttı. İlk konu 1 den 5 kadar sayma. Kırmızı ve mavi rengini öğrenme.
Ben 4 yaşına kadar yollamadım giden çocuklardan hiçbir eksiği yok hatta bence fazlası var. İçine sinen bir yuva buluncaya kadar gönderme.
Sevgiler
Çok zor gerçekten ya, ben 3 yuva dolaştıktan sonra sadece ağlamıştım, hatta orada bir anne bana ooo sen çok abartıyorsun ben 3 aylıkken verdim dedi, elmanın sapı, armutun çöpü var deyeceksen olmaz dedi!! Menü yazıyordu, mercimek çorba, soslu sosis, makarna..Günün süprizi ise; bir velinin getirdiği, hazır kek..!!!
@TuÄŸba .. evetgaliba biraz savaÅŸmak gerekecek bu konuda. Erin nutellayı görse “aa oneymiÅŸ bende yiyimmmii ” diyecektir buna eminim. Ama alternatif olarak bende aynı renkte olan tahin- pekmez kullanabilirim ya da Hülya hanımdan çıkan haftada bir izni ile nutellaya izin verebilirim senin gibi :=) TeÅŸekkürler uzun uzun yazdığın için.
@Elif .. inan bende yoga falan istemiyorum:=) bir tırmanış duvarı olsa mesela ?? neden yok? Tırmanış duvarnın fiziksel ve ruhsal gelişime faydalarını bir bilseler yogadan öncelikli olurdu!!
@Papatya.. evet din konusu.. okuduÄŸum osho çocuk kitabında buna çok güzel bir anlatım ile yaklaÅŸmış. Din konusunda bir insanın seçme özgürlüğünün olması ve bun 40 yaşına kadar bekleyerek yapması gerekliliÄŸinden bahsetnmiÅŸ. Uzun bir paragraf yazamayacağım ama biz de anne- baba olarak bu konuda düşünceliyiz. İkimizinde dini düşünceleri genelden farklı ama babane namaz kılıyor oÄŸlumda onunla kılıyor :=)) ben hepsini görmesi bilmesi tarttıktan sonra yetkin bir yaÅŸta seçmesi gerekliliÄŸine inanıyorum ama toplum diye bir faktör var tabii. Ben orta ikide din hocama gidip aynen şöyle demiÅŸtim:” hocam ben bu duaları anlamıyorum ve ezberlemek istemiyorum.” Rahmetli Ahmet bey ise ” peki kızım” demiÅŸti bana ve beni hiç sölüye kaldırmamıştı!! bu çok önemliydi ve bence doÄŸru yapmıştı. Din baÅŸka bir kavram ve zorunluluk bu konuyu sıkıntıya sokuyor.
@Nesteren :=)) çok tatlısın ama bu iş öncelikle maliyet demek ve benim için zor tek başıma. Bir babayiğit sponsor olsa mesela ??
@Elif.. bizim doktorun çok güzel bir yaklaşımı var: çocuğu bütüymeyin sadece öğretin!! biz çocukları sadece büyütüyoruz. Bence biz öğretmeye devam edelim. Onlar bilirlerse sistemin içinde erimeme ihtimalleri artar diye düşünüyorum.
@Didem.. özgüven kazandırmanın değişik yolları var herhalde.. ama benim yollarım bundan farklı. 4 yaşındaki bir çocuk ikişer ikişer saymalı mı yoksa bir dere kenrında ikişer ikişer taş mı atmalı ?? göreceli tabii .. yakında ilkokullarda sınav olacak bence!! korkunç bir durum.Bende yuvaya gitmişim 4 yaşında ama!! yani bence de acelemiz yok gitmeyebilir.
@GüneÅŸ ..soslu sosis!!hazır kek!! dün markette alışveriÅŸ yapıyorduk Erin bana dedi ki: ” anne bazen sosi yiyebiliriz di mi? ” Evet hayatım bazen yiyebiliriz ( ama bazen!!) nasıl yapıldığını içindekileri bilmek o bazenlerin aralığını yılda bir yapmama sebep oluyor o da dedesindeyken ancak. Eve ben hiç sosis almam ki!!evet elmanın sapı armudun çöpü. Sonuna kadar bu yolsa devam edeceÄŸim ne yapalım:=)
ayça merhaba ben seni bir yıl önce buldum:)) nette.ve takip ediyorum.benim de 2 yaşında bir kızım var.
anneannesi bakıyo eylülüme.
yazını okudum.haklısın bende yazın bikaç yer gezip annelik öğretilerine mazhar olmuştum.
sana ne kadar yardımcı olur bilmiyorum ama benim alman bir eltim var.anaokulu öğretmeni.normalde eylülle oynarken onun kurallarının ve bizim ne kadar farklı olduğunu görebiliyorum.yalan söyleyemem annem beni de biraz korumacı yetiştirmişti şimdi eylülde de öyle bir durum var.bir de 2 yaş sendromumuz var ki nurtopu gibi eylüle yemek yedir yedirebilirsen .peşinde dönlersek anya hemen müdahale eder dayanamaz mesela.
neyse bi çok örnek verebilirim ama vermicem sadece anja bi kreşte.sahibi de alman.yarı montessori yarı almanyadan bir prof.pedagogla çalışıyolar.
hiçbi ders yok müzikmiş baleymiş.bi halatın ucunda sıralanıp pazara gidiyolar mesela.ne güzel dimi?
bahçe var ve anja kışın bile çocuklarla dışarda.ama türk anneler bundan nefret ediyolar diye yakınıyo çoğunlukla.bahçedeki tüm oyuncaklar ahşap.
eğer adını öğrenmek istersen bi mail at olur mu belki burda açıkca söylemem doğru olmaz ne bileyim??
ben senden çok feyz aldım bir yıldır .bende sana yardımcı olur bi kapı açabilirsem sevinirim.
Ebru çok teşekkürler :=) hemen mail atıyorum..
Sevgiler
okudugun kitabin adini bana maille gondersene.. su din konusunda olanin, sagol!
http://www.pi.web.tr/?p=3341 buradaki osho çocuk olan ama kitap din ile ilgili değil sadece bir bölümde geçiyor ama gerçekten -bence- her anne okumalı.
Sayfa 235 ten itibaren bir bölüm din ile ilgili.
Ya iste oyle:)) Ben de oyun yuvasi acacak kabiliyet, zihniyet, akil-mantik silsilesi ve diploma var ama para yok:)) Bence okula gitmeleri zorunlu hale gelene kadar gondermeyelim diyorum yuva-kres gibi yerlere cocuklarimzi
bende de para kısmı eksik bir de diploma… ama yeterince istek de eksik bende. Korkular var çoÄŸunlukla: arkasında çevresel faktörler yüzünden duramama gibi..
zorunlu yaş oldu 5 !! yakında 3 e indirir sınavla ilköğretime alırlar.. hiç şaşmam!!
KeÅŸke düşlediÄŸimiz gibi doÄŸa ile içi içe istediÄŸimiz oyuncaklar ile yuvalar kurabilsek… Yuvalar için ödemeyi gözden çıkartmak zorunda olduÄŸumuz rakamları bir araya koysak, yeterli sayıda anne baba bir araya gelsek, iÅŸin maddi boyutunu aÅŸmak gerçekten çok da zor deÄŸil. Ne de olsa kar odaklı olmayacağız. Bu da çok ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirecektir.
Ancak gerçekleÅŸtirmeye kalktığımızda yasal anlamda bir ÅŸeyler yapmak o kadar zor ki… Gayri resmi olmaya mecbur kalıyorsun. Yönetmelikler bogazını sıkıyor (yok ÅŸu kadar lavabo, bu kadar pisuar olacak – pisuar sayısı lavabo sayısından fazla
– kız erkek tuvaleti ayrı olacak – bu yaÅŸta ayırmaya ne gerek var ama olsun)
Hadi bunları aÅŸalım veya kaçak kalalım… İşin içine bir de eÄŸitimli eÄŸitici bulma meselesi giriyor. EÅŸim ikinci üniversite olarak PDR okumaya baÅŸladığında “4 katlı eÄŸitim fakültesinin 4. katına çıktığında bu ülkede çocuk doÄŸurma isteÄŸinden vazgeçersin…” demiÅŸti… inanmak istememiÅŸtim.
GeçtiÄŸimiz aylarda evimize yakın 5 tane kreÅŸi ziyaret ettim. Dışarıdan hepsi bahçeli villa, evimize yürüme mesafesinde… gitmeden hayal kurdum biri olmazsa diÄŸeri olur diye… düşünemedim hepsinin ön bahçsine çocuk alınmadığını, arka bahçesinin de plastik halı üzerine plastik oyuncak dolu olduÄŸunu… Bir de yazdığın 23-25 yaÅŸ sınıf öğretmeni hatta pedagog profilinin bu eÄŸitim camiasında prototip olduÄŸunu… çok ama çok acı…
@Banu..haklısın ya gizli bir ÅŸey yapacaksın ya da bir sürü prosedüre uyacaksın.Sonuçta yasal olmak durumunda kaldığında M.E.B sana bir sürü dayatma uyguluyor. Ön bahçeler çimen arkada taraf plastik!! hepsinde böyle. Hatta bir yuva bendeki koca bahçe çimen bir kısım plastik çimen. AA ne güzel kocaman çimen bahçe ne güzel koÅŸuyorlardır dediÄŸimde bana ” yyooo onlar ÅŸu tarafta oynuyor çimenli kısıma çıkmak yasak demiÅŸti.!!
@Songül ne kadar ince bir insansın sen :=) Ben teşekkür ederim kayde değer bulup okuduğunuz yorumlar bıraktığınız fikirlerinizi paylaştığınız tartıştığınız birbirmize doğruya yakın bir yol çizmemize yardım ettiğiniz için:=)
Zaten cok umitsizdim yazılanlardan sonra sanırım kızımın arkadaslarını eve davet edip anaokuluna kadar kreşe gondermiycem.. etrafa soruyorum memnun musunuz kresten falan memnunuz cocugum egleniyor. kıstas bu yani.. ben bu konustuklarımızı anlatmaya calısırken bile yoruluyorum cogu zaman.
feyziye mekteblerini hiç araştırdınız mı? ben tavsiye ederim
Sanırım Işıktan bahsediyorsun. Anaokulu ayazağada diye biliyorum ve ben daha 3 yaşında bile olmayan mini mini yavrumu istanbul trafiğine kurban vermek istemiyorum
((( ne yazık..
Geçen bahsedilen okulda güzel görünüyordu şu alman eğitmenli.
Adını yazmakta sakınca görmüyorum yakın olan gitsin baksın denesin tecrübesini paylaşsın. dodo kids kanlıca da.
– yorumun devamı: niÅŸantaşında burnumun dibinde de FMV anaokulu var ama 4 yaÅŸ altı almıyorlar.
Bir de fiyatlarını sanırım çok yüksek. Ben anaokulunda bu kadar para vermeyeceğim çünkü ben oğlumun devlet ilköğretiminde okumasını tercih edeceğim. Bakalım görceğiz en son bizim için doğru nokta ne olacak. Ama bu sene de evdeki oyun gruplarına devam. Boşuna mı kurdum uğraştım emek verdim.. hala biz oradayız!! 23 yaşındaki mini mini ablaların eline teslim etmeye gönlüm razı değil benim:=)
– yorumun ikinci devamı: yoo o kadar da pahalı deÄŸilmiÅŸ!! sandığım kadar yani. düşünülebilir.. ama seneye artık:=)
Teşekkürler tavsiye için.
Ayça derinn bir of çektim böyle elim kolum bağlanmış. bürokrasi, prosedür, kurallar, kurallar, kurallar nasıl bir kaçıp kurtulasım geldi gene anlatamam
( ben çocuğumu bu kurallara düzenlere kurban vermek istemiyorum ki. biz haftada 3-4 gün hayvanları sevip onlarla vakit geçirmeye petshoplara gidiyoruz yada apartmanın yanındaki alanda beslediğimiz kedilerle oynuyoruz ne yazık onlarda olmaları gereken gerden çok uzaklar böyle beton yığınları arasında zavallı hayvanlar kızım bir terslik olduğunu farkında ve hep bunların anneleri nerde üzülüyorlar diyor
( toprakla haşır neşir olsun desem yakındaki parklar hep beton çevrili biriki ağaç var ama etrafda doğru dürüst karınca bile yok. off az kaldı biraz daha çalışıp okul çağına gelmeden kaçıcağız küçük yeşil bir şehre, denizide olan ama
)
Merhaba Ayça,
Yazdıklarını tam da oÄŸlumu 2 yarım gün için anaokuluna kayıt ettirmiÅŸken okudum.İlk gün okusaydım aa ne ÅŸanslıyım oÄŸlum çok sevdi okulu vs.diyecektim.Çünkü okulumuz hemen evin önünde,sahibi tanıdığımız bir kiÅŸi,samimi sıcak bir ortam var…Bunlar artıları…Ama ne zaman Ada birden okula gitmek istemiyorum diye tutturdu ben de onunla bir kaç saat fazla! okulda bulunmak durumunu yaÅŸadım.Ve gördüm ki eksiler gözüme gözüme giriyor…Mesela geçen gün ikindi kahvaltısında kızartma hamur vardı,listede yoktu,ben evde bile kızartma vermiyorum oÄŸluma..Tırmanma merdiveninin altında minder yok söyledim hala koymadılar.Eleman eksiklikleri varmış ,okulda durunca anladım.Tuvaleti gelen çocuÄŸu öğretmen götürüyor,uykuya öğretmen götürüyor diÄŸer çocuklar yalnız kalıyor,niye:eleman yok!Sonra bu boÅŸluklarda stajyer koydular,kızın ilk günü ama olsun insan bir ÅŸarkı söylemez mi hiç yoktan oyalamak için! Off kriz anlarında ne yapıyorlar diye karışmadım ama ben tutamadım ki kendimi…Çocukları organize edersin,hemen oyalarsın:))
EÄŸer ki ben bu iÅŸi onlardan daha iyi yaparım veya yapıyorum diyorsam,ve de çocuÄŸum gitmeyeceÄŸim diye kıyameti koparıyorsa,ve ben de çalışmıyorsam evde bir kaç arkadaşını bir araya getirip,hiç olmadı kendimiz daha iyi aktivitelerde bulunuyorsak sanıyorum henüz erken bizim için…Varsın biraz daha gitmesin…
Gönül ne istiyor ama ne görüyoruz aklım çook karıştı….
Gima’nin arkasindaki-selamicesme-hangi yuva acaba?
tsk.ler, sevgiler
zeynep
Zeynep small hands
Merhaba, üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen yazınızı yeni okudum ve bununla ilgili bir anımı paylaşmak istdim.
Ortaokul 1. sınıftaydım, okulun en sert ama benim bir o kadar sevdiÄŸim öğretmenlerinden rahmetli Hasan Basri Polat bir gün Türkçe dersi için içeri girdi ve bize tüm camları açmamızı ve istiyorsak üzerimize paltolarımızı giymemizi söyledi, hepimiz normal ders yapmayı beklerken bu cümlenin arkasından ÅŸaşırdık ve camlar açıldı. Mevsim kıştı, soÄŸuktu ve dışarıda çok ÅŸiddetli yaÄŸmur yağıyordu, öğretmenimiz; soÄŸuÄŸu hissetmemizi, yaÄŸmurun sesini dinlememizi ve toprakla birlikte kokusunu duymamızı istedi. Bir tür terapi gibiydi, yaklaşık 10-15 dk. buna devam ettik. Daha sonra bize hergün evden okula gelirken yol üzerinde bulunan aÄŸaçların çeÅŸitlerini saymamızı istedi ve kimseden ses çıkmadı, çünkü o güne kadar ben dahil hiç kimse hergün gidip geldiÄŸi o yoldaki aÄŸaçlara bakmayı akıl edememiÅŸti. Åžimdi 32 yaşındayım, her yapmurda arabadaysam radyoyu kapatır, evdeysem camı açar ama mutlaka yaÄŸmuru yaÅŸarım. YaÄŸmuru ve yaÄŸmurlu havaları o kadar çok seviyorum ki annem bana bu konuda hep ÅŸaşırır ve bu karanlık havanın nesini seviyorsun derdi. Neyse ki eÅŸim de benim gibi hayatı ve onu her anının tadını çıkarmasını biliyor. Åžu anda hamileyim ve kısmetse Eylülde gelecek kızımın adını YaÄŸmur koyacağız ve sırf o da bizim aldığımız zevki daha bebekken farkedebilsin diye arabamızın tavanını cam tavan aldık ki seyahatlarımizde daha fazla etrafı seyredebilsin, yaÄŸmur üzerine yaÄŸabilsin diye… Ve bu arada ben ÅŸu anda o kadar çok aÄŸacı sadece gövde ve yapraklarına bakarak tanıyorum ki, çoÄŸu kimse buna ÅŸaşırıyor…. Hasan öğretmenim o gün belki kendisi de bu kadar etkili olabileceÄŸinin farkında deÄŸildi ama bana hayatımın tamamına etkileyecek farkındalığı öğretti… Umarım ben de aynı farkındalığı çocuklarıma verecek bir öğretmen ile karşılaÅŸabilirim.
Ve umarım siz de bu yazıyı yazmış olduÄŸunuz günden bugüne Erin’e istediÄŸiniz gibi bir okul bulabilmiÅŸsinizdir… Sevgiler…
Sevgili Senem.. öncelikle bu yazıdan çok sonra gönlümüze göre bir yuva bulduk en çok Erin’İn gönlüne göre.. hepimiz mutluyuz
bu seneyi orada huzurla geçirdi (K) uzun uzun anlatmışsın teşekkürler.. hayatımızda bilmeseler de bizi etkileyen önemli isimler var evet
ne müthiş bir etkilenme ama sizinki bayıldım
Kızını sağlıkla yağmurlarla kucağına almanı dilerim