Cumalıkızık – Bursa | Pinik-KuÅŸ | Ayça OÄŸuÅŸ Blog   [ Devamını oku]" />
My week on twitter: 13 retweets received, 23 new followers, 94 mentions. Via:
Yazan: Ayça Oğuş | 23 Nisan 2001 |Gezi | YORUM YAPMAK İÇİN TIK TIK

Cumalıkızık – Bursa

Sabaha karşıydı .. hava henüz karanlık.. uzunca bir yol ve bilinmeyen bir köy . orda bir köy vardı uzakta.. bana .. benim bir parçama ait bir köy.. görmeden hissetiğim bir köy.

4 saatlik bir yolculukla Bursa’ya geldiÄŸimizde elimde nasıl o köye gideceÄŸimize dair en ufak bir belge olmadığını farkettiÄŸimde artık çok geçti .. iÅŸin zevkli tarafı orada baÅŸlamıştı esas.. artık iyice bilinmeyen olmuÅŸtu bizim için ..

Yolda bir iki kiÅŸiye sorarız dedik ; dedik de.. iyi mi yaptık bilemiyorum .. İlk sorduÄŸumuz grup kendi içinde “ÖzdileÄŸin” oradadaki ışıkların kaçıncı ışık olduÄŸuna karar veremeyince bir sonraki polisde uzunca düşünüp en iyisi biraz ilerde baÅŸkasına sormamızı önerince kendi başımızın çaresine bakmak zorunda kaldık .. çok da zor olmadı: Bursa’ dan itibaren her 150 metrede bir “Ankara 150 m ” levhasını takip edince yaklaşık 15 dakika sonra saÄŸda küçük bir tabela beliriyor: Cumalıkızık !!.. Tabeladan sonra yaklaşık 10 dakika bir yoldan ilerleyince sanki bir anda ölmüşsünüzde cennet diye bir yer varmış dedirtecek bir giriÅŸle karşılaşıyorsunuz.. O ölü yol nereye yok oldu acaba , yanlış bir yerdemiyim hissine kapılmamak mümkün deÄŸil ama evet iÅŸte orada bir köy vardı uzakta ve artık biz o köydeyiz….

Arabayı park ettikten sonra köyün girişindeki kocaman ağaçta birbirini kovalayan sincaplar köyün sessizliğini bir anda yok etti gözümden , dalıp gittim .. ilginç olan sanki kimse yaşamıyordu köyde oysa saat artık 10 olmuştu fakat çıt çıkmıyordu.. Köyün meydanına gidip kahveye girdiğimizde bize çay verecek birini bulduğumuz için şanslı hissettim kendimi.. nedenini asla öğrenemediğim bir sessizlik hakimdi o sabah köyde.. Çaylarımızı içtikten sonra köyün üstündeki çamlığın orda biraz dinlemek istedik .. çay yapmak için ocağımızı yaktık ama çay olurken yorgunluktan sızıp kalmışız.. uyandığımızda öğlen olmuştu . hala köy çok hareketsizdi.. buranın sadece tarihi bir yer ve bir doğa harikası olduğunu düşünmem çok da anormal sayılmazdı ..

Köyün üstündeki çamlığın solundan giden yoldan bir giriş yaptık .. yolun bizi taşıdığı yerde bir köylüye rastladık .. tamir işlerini yaparken anlatmaya başladı bize kızıkları.. tarihin içinde yüzdük biraz .. ayrılma vakti geldiğinde dönüşte bizi gözleme evine davet etti.. yolumuza devam ettik .. gittikçe derenin yanına inip yoldan çıktık .. bir süre sonra derenin içinde düşüp kalkmaya başladım .. üstün geçişlerim görülmeye değerdi.. 1 saaten fazla ine çıka , ıslana ıslana yürüdük .. karşımıza bir kaya çıktı.. arasında öyle bir akıyordu ki su.. tadına bakmak için eğildiğimde buz gibi bir tatlılıktı damağımı okşayan .. matarama doldurdum ..hiç bitmemeliydi o su .. hep akmalı sanki.. kayayı geçmek isteğim reddedildi!!.. emniyet malzememiz yoktu .. dönmeye karar verdik.. hayatıma bir ilk daha eklenip orda kaldıktan sonra inişe geçtik .

Gözleme evini zorda olsa , gittiÄŸimiz yoldan dönmek gibi kolay bir yol seçmediÄŸimiz için bulduk.. bizi sanki kırk yıllık dostlarıymışçasına karşılayıp öyle bir gözleme yaptılarki yorgunluÄŸa deÄŸdi … ama sırılsıklam olmuÅŸtuk ve hava da iyice soÄŸumuÅŸtu. Kamp yapmak için köyün üstündeki çamlığı seçtik .. çadırımızı kurduktan sonra uzunca süren bir ateÅŸ yakma süreci ve uzun uzun bir sohbet günün yorgunluÄŸunu aldı götürdü .. tam keyfine varıcaktık ki ateÅŸimizin lodos patladı .. erik mevsimi lodos olurmus Cumalıkızıkta.. ateÅŸi söndürmek zorunda kaldık .. neyseki çoraplarımızın kuruyacağı kadar yanmıştı .. artık rahatça çadırımıza çekilip uyayabilirdik .. saatte neredeyse “500 km” !! hızla esen rüzgarla üstümüze devrileceÄŸini düşündüren çamlarla ne kadar uyunabilirse..

Sabah güneÅŸin çadırdan incecik giriÅŸiyle gözlerimi açtım … dışarıda yemyeÅŸil bir örtü üstümüzü kaplamıştı. Köyün kadınlarının yaptığı birgün önce aldığımız ahududu ve böğürtlen reçelleriyle sıkı bir kahvaltıdan sonra toparlanıp köyün meydanına indik önce.. bütün köy halkı meraklı .. dün gece esen rüzgarda o çadırda nasıl kaldığımızı sorup bizi çok merak ettiklerini söyleyip gece için davetlerini kabul etmemizi neredeyse hepsi istiyor.. çadırda kalacağımızı söylediÄŸimizdeyse bu sefer sabah çayına , akÅŸamüstü çayına çağırıyorlar..

Meraklı bakışlar arasında yolumuza devam ediyoruz ; bu sefer çamlığın solundan arabayla çıkmaya baÅŸladık. Bir süre sorunsuz gittikten sonra çamurun bizi savurmasıyla kırılan aynayla arabamızı park edip yürümenin daha yararlı olacağını düşünüp sırtlarımıza çantalarımızı alıp bilmediÄŸimiz biryerlere doÄŸru ilerlemeye baÅŸladık .. bahçeler geçtik ve ilk durağımız küçük bir dere oldu . yolda öğrendiÄŸimize göre burası küçükbalıklı deresi . bu dereyi geçince büyükbalıklı köylülerin söylemiyle kocabalıklı deresi var. Küçükbalıklıda fazla oyalanmadan kacabalıklıya geçtik. AÄŸaçların arasından derenin sesini dinleye dinleye ilerlerken bir iki köylüyle karşılaÅŸtık. “kaldırık ” otu topluyorlarmış. Ne yapıldığını sorduÄŸumuzda bir iki güzel yemek tarifiyle karşılaÅŸtık ve elimize bir torba alıp dereyi unutup ot toplamaya baÅŸladık. Toplaya toplaya yürürken dereye gelmiÅŸiz bile.. gürül gürül akan buz gibi su , kocaman kayalar.. yine malzememiz olmadığı için benim cesaretimin yettiÄŸi yere kadar kayalardan atlaya atlaya biraz derede yükseldik ama gerçekten bir süre sonra kayalarda bize izin vermedi.. yine sırılsıklam olmuÅŸtum ben . bir daha ki sefere derenin daha yukarısına çıkacağımıza söz vererek geri dönüşe geçtik. Biraz kaybolarak biraz hislerimizle arabamıza ulaÅŸtığımızda akÅŸamüstü olmuÅŸtu. Çamlığa geri döndüğümüzde ufak bir köpeÄŸe isim anneliÄŸi yaptım:”zeytin” koyduk adını küçük köylü kızıyla, benden hatıra olsun diye hiç deÄŸiÅŸrimeyeceÄŸini söyledi ufaklık.. en fazla da 5 – 6 yaÅŸlarındaydı.. biraz oynadıktan sonra köpekle gözleme evimize geri döndük aynı gözlemelerden yeme hayaliyle. Pazar günü olduÄŸundan sanırım çok kalabalıktı.. çoluk çocuk aileler doldurmuÅŸtu dünkü sessizliÄŸi. Bir gözleme istedik .. bir önceki gün yediÄŸimiz gözleme deÄŸildi daha kokusundan belliydi … kimin yaptığını sorduk , Necla abla deÄŸildi yapan tabii ki .. bize gözleme sözü verirken bir yandanda çaylarımızı koydu Necla abla .. kızı evlenicekmiÅŸ onu anlatırken tatlı tatlı sohbet baÅŸladı.. Hasan hoca geldi eÅŸi Fatma ablayla.. çay üstüne çay derken rakıya geçtik . birer duble çay bardağı rakı tadında ilerledi sohbetimiz.. köyün tarihi anlattı Hasan hoca.. okulun eski müdürüymüş .. sistem emekli etmiÅŸ O’nu . emekli olana kadar eÅŸiyle çok çalışmışlar.. tam bir Osmanlı köyüymüş Cumalıkızık.. kadınlarına çalışmayı öğretmiÅŸ Fatma abla.. gözleme yapmayı, reçel yapmayı, para kazanmayı; köyün erkekleri baÅŸta çok kızmışlar bu iÅŸe ancak asker ocağındaki çocuklarının paralarını bile kadınlar göndermeye baÅŸlayınca birÅŸeyler deÄŸiÅŸmeye baÅŸlamış köy halkında.. aslında çok zengin bir köymüş eskiden, kestanecilik yaparlarmış aÄŸaçlar hastalanmadan önce , sonrasında kerestecilik baÅŸlamış aÄŸaçlar da yok olmaya.. ama kadınların çalışmaya baÅŸlaması bazı geleneklerin artık ölmeye baÅŸlaması aÄŸaçlarıda kurtarmış.. Hasan hoca belediyeyle çalışmaya baÅŸlamış SİT alanı olduktan sonra ve köy geliÅŸmeye baÅŸladıktan sonra geleni gideni çok olunca köy halkı önceleri çok kızmış , dışarıdan kimseyi istemezlermiÅŸ öyleki Necla abla 26 senedir orada olmasına raÄŸmen herhangi bir önerisinde ” sen buralı deÄŸilsin “cümlesini duyarmış. Köy hala geliÅŸmekte.. ve bir çok turist gidip gelmekte.. bu gidiÅŸle çok güzel bir turizm cenneti olacak gibi ..

O gece Necla abla bize evini açtı bizse bahçesine çadırmızı kurmayı tercih ettik Fatma ablaya kahvaltıya gitme sözünü vererek uykuya daldık … yine soÄŸuk ve rüzgarlı bir akÅŸam oldu .. ertesi sabah kalktığımızda çaylarımız hazırdı .. içip Hasan hocanın evine gittik biz gittiÄŸimizde patlıcanlı , patatesli ve ısırgan otlu gözlemelerimizi hazırlıyordu .. evde misafirleri olduÄŸunu biliyorduk .. meÄŸerse müşteriymiÅŸ evini aynı zamanda pansiyon olarak kullanıyormuÅŸ .. müşterilerini misafir olarak adlandırıp bizimle kurduÄŸu sofraya onlarıda çaÄŸrdı ..iki genç aile biz ve Hasan hoca , Fatma ablanın ev reçelleri ve birbirinden lezzetli gözlemeleriyle kahvaltımızı yaptık .. hayatımda yediÄŸim en lezzetli gözlemelerdi dersem hiç te yalan olmaz.

Kahvaltıdan sonra köyün müzesini gezip diÄŸer pansiyonlar hakkında bilgi de aldıktan sonra artık eve dönme zamanımız gelmiÅŸti.. Necla ablaya “ahular olunca tekrar gelip bereber toplama “sözünü verdikten sonra yolumuza koyulduk.. bir parçamızı reçellerinde , nohutlu mantısında bir bardak demli dostluÄŸunda bırakarak… orada bir köy vardı .. orası bizim köyümüz artık..


Ayça Oğuş

Doğum Fotoğrafları | Yeni doğan Fotoğrafları | Yeni doğan Fotoğrafları Facebook | Oyun grupları | Kampa Gidelim mi Baba | Doğa sporları | 40 Haramiler | Fotokritik || Anne olmayı dilemiş, dileğine kavuşmuş ve bu yolda yaşadıklarını, oğluna rehberlik ettiği bu hayattaki tecrübelerini paylaşan, paylaşılan tecrübelerden fikir alan, paylaştıkça çoğalan bir annedir. Hepsi bu..

Related Posts with Thumbnails

Post to Twitter Post to Facebook Post to FriendFeed Post to Google Buzz

Kategori:: Gezi

Ayça Oğuş hakkında

Doğum Fotoğrafları | Yeni doğan Fotoğrafları | Yeni doğan Fotoğrafları Facebook | Oyun grupları | Kampa Gidelim mi Baba | Doğa sporları | 40 Haramiler | Fotokritik || Anne olmayı dilemiş, dileğine kavuşmuş ve bu yolda yaşadıklarını, oğluna rehberlik ettiği bu hayattaki tecrübelerini paylaşan, paylaşılan tecrübelerden fikir alan, paylaştıkça çoğalan bir annedir. Hepsi bu..

icon_smile.gif icon_biggrin.gif icon_sad.gif icon_surprised.gif icon_eek.gif icon_confused.gif icon_cool.gif icon_lol.gif icon_mad.gif icon_razz.gif icon_redface.gif icon_cry.gif icon_evil.gif icon_twisted.gif icon_rolleyes.gif icon_wink.gif icon_exclaim.gif icon_question.gif icon_idea.gif icon_arrow.gif icon_neutral.gif icon_mrgreen.gif 

Önceki yazıyı okuyun:
Kapat