Erin bu aralar rüya konularıyla pek ilgili. Neden gördüğümüzü, rüyada düştüğümüzde nereye düşeceğimizi ya da onu yalnız bırakıp bırakmayacağımızı sorguluyor. Bunları da rüyada gördüğünü anlatıyor. Bazı rüyaları sonradan hatırlarsınız ya ondan oluyor herhalde ya da rüya görüp görmediğini hatırlamazsınız ama beyin üretir.
“Hatta uyumasak olmaz mı?” diye soruyor. “Rüya görüyorum sonra korkuyorum” diye de ekliyor.
Bende O’na elimden geldiÄŸince anlatmaya çalışıyorum.
-Erincim şöyle düşün sen ÅŸu anda burada yatakta uyuduÄŸunu biliyorsun. EÄŸer kendini baÅŸka bir yerde görürsen bil ki aslında bu bir rüya ve sen yataktasın . Bu sabah uyandığında annesine rüya anlatmış gene ve eklemiÅŸ “anne ben rüya gördüm dedemle kamptaydık çadırda kızlar vardı onlara baktık ama sonra uyandım ve iÅŸte burdayım yataktayımmm”
Kahvaltıda da bana anlattı.
bende
-”evet Erin rüyalar gerçekten olmaz” dedim.
Buraya kadar herşey normal ama Erin arkasından soruyu yapıştırdı.
-Gerçekten hangi rüyalar olur?
Bön gibi kaldım. Aslında hiç olmaz demek isterdim ama benim hangi cevabı seçeçeğim konusunda kararsız bırakan bir soru oldu.
İnandığım kuramlardan biridir. Bu yaÅŸadığımız dünyanın bir rüya olduÄŸunu düşününüz. Diyalektik kuramlar gereÄŸi nesneler var olduklarına inanan bir ÅŸey olmadan var deÄŸillerdir. Bir nesne var olduÄŸu düşünüldüğünde vardır. Matrix filmlerinde bu kuramın bir sürü sonucunu anlatmaya çalışmışlardır. Düşünce gücü ile bir kaşığı bükemiyor olmamızın sebebi bükemeyecek olduÄŸumuza olan inançtır. İnsanın en büyük evrimi duygusal zekayı ön plana çıkarması olacaktır. Böylelikle zeka dediÄŸimiz ön beyin eylemlerinden ya da saplantılarından kurtulduÄŸumuzda gerçekten enerji yolculukları ve evrenler arası zaman yolculukları gerçekleÅŸmiÅŸ olacaktır. Aslında sorduÄŸu sorunun ne kadar doÄŸru olduÄŸunu nasıl anlatabilirdim Erin’e. İşte bende anlatmak yerine gelecekte okuması için not aldım uzun süreden sonra.
Rüyalarımızın gerçek, gerçeklerin rüya olması ihtimali vardır. Gerçek olduğunu zannettiğimiz bu yaşamımızda yapmayı istediğimiz ya da arzuladığımız ya da olabileceğine inandığımız (uçmak gibi) eylemlerde aslında rüyada olduğumuzdan gerçekleşemeyen şeyler olabilir mi?
Zaman yolculuÄŸu gibi.
BLOGCU BABA ~ Alpay







































Kizim henuz soru sorabilecek yasta degil fakat zaman zaman bu tip sorulara nasil cevaplar verecegimi dusunurum…dediginiz gibi hangisinin ruya hangisinin gercek oldugunu bilmeden nasil kesin yanitlar verebilirim? Tek umidim kizim bu sorulari sorana kadar cevabi bulmus olmam
))
özellikle ölüm konusunda zorlanmaya baÅŸladım.. birden durup ” anne sen yaÅŸlanıyor musun” diyor tabii ki her insan büyür doÄŸar yaÅŸlanır dediÄŸimde baÅŸlıyor aÄŸlamaya ama o zaman ölüceksin sen diye!
rüyadan daha çok zorlayan bir konu bu ölüm beni son zamanlarda
:) feylozofiye dalmis erin, hosgeldin sorular dünyasina:)) bizi cocuklar gelistirecek ve senin “duygusal zeka” dedigin benim “sezi agirlikli yasam-düsün refleksleri” diye tanimladigim evrime umarim cocuklarimizin bizi “dumura” ugratan sorulariyla ulasacagiz alpaycim.. Gercek ve Rüya karisimi bicok filozofun kafasini karistirmis üzerine birsürü tartisma-yazi cikmis…Benim en begendigim hikaye kelebek-insan hikayesi… filozof anlatir: “dün gece yattiktan sonra “rüya” gördüm… bir kelebektim… kelebek gibi ucup kelebek gibi hissettim, koku aldim ciceklere kondum vsvs…uyandim yatakta vucudumu gördüm… bir insandim… insan gibi bakip insan gibi düsünüyordum… simdi rüyasinda kendisini insan olarak gören kelebekmiyim yoksa kelebek olarak gören insan miyim bilmiyorum..” -kelimesi kelimesine ceviri degil tabii sadece aktarma.
RÜYALAR konusunda ben bir de cocuklara Epikur un okutulmasi taraftariyim.. Epikurun dili cocukca ve resmeder gibidir (en cok bu yönüsünü severim hemsehrimin;))
sevgiler
karıştırmayın çocuğun kafasınııııııı
EÄŸer Erin de seyrediyorsa, yaÅŸlanmak ve ölmekle ilgili cümlenin keloÄŸlan Calliou’dan öğrenilmiÅŸ olabileceÄŸini düşünüyorum Ayça.Geçen gün aynen bu konuyu ve cümleleri içeren bir bölümünü gördüm, tesadüf birlikte izledik de yoksa bu sorular ve bu korku da nerden çıktı diye günlerce düşünürdüm…yaÅŸlanıyor musun anne sorusuyla ara sıra karşılaşıyorum ben de.
Aynen! Doğrusun .. o kuşun öldüğü bölüm ! aklında kaldı sanırım bir süredir seyretmiyor çünkü.. bir de bir bölümde markette annesini kaybediyor bu keloğlan.. şimdi aklı çıkıyor bir yerde iki saniye beni görmese!
İyi bölümleri olduğu gibi beni dehşete düşüren bölümleri de var bu keloğlanın!
Kuzey de aynı bölümden sonra ölüm fikrini sorgulamaya baÅŸladı. Hatta büyümek istemediÄŸini söylüyor. “seninle aynı zamanda öleceÄŸim deÄŸil mi?” dedi geçenlerde. Zaman kavramı bizimki gibi olmadığından yaÅŸlanmamızdan ve kaybetmekten korkuyorlar sanırım. Ben de, benim ve onu seven insanların onu yalnız bırakmayacağını söylüyorum ama ne söylenmesi gerektiÄŸi konusunda kafam da karışmıyor deÄŸil.
@acalya: cocuklarin kafasini karistirmayin AMA düzene de sokmaya CALISmayin..;) kendimizinde kafasinin kismen karisik oldugu mevzularda cocugun kafasi karisik ise cevapdan cok sorulara yöneltmek lazim… arti sorular olusturmaktan bahsetmiyorum, soru sormasinda, anlam arayip anlamaya calismasinda aciklik kalmali… bu sezgilerni (her cocugun ayri ayridir tabbii) kaybetmemesini düsünsel dünyasini sezgileriyle beslemesini gelisitirir. ay ne uzun konu ve böyle yazinca olmuyor… ben cok ucar ve düserdim ruyamda ve gündüzleride ucmayi denerdim:D tabii tehlikeli sekilde degil (kendini ordan burdan atmaya calisan cocuklar da var, hekimler sorunca niye atladiin: ucacaktim diye yanitliyorlar). Sadece cimbizlanmis bir örnek olarak rüyanin gercek olmadiginin yerine düsmekten (ruya gercekliginde) korkan bir abuzittinin gercegi cözme ihtiyaci ikincildir.. asil olan korkusudur ve dolayisiyla gerceklik üzerine feylozofik tartismalar (cocuklarla YAPILIR YAPILMALIDIR YAPILABILIR ve bi hatta en az büyükler kadar ANLAMLANDIRABILIRLER -burda vurgu EN AZ dadir;-)- yaninda ilk olan (zamanlama olarak ilk önem olarak degil) korkusuna yaklasmasini saglamak, sorularla ( bayagi bi örnek : nereye düsüyorsun veya nereye düsecegini saniyorsun…) düsünsel yönünü (bunun her zaman bi siniri olur tabii) mümkön oldugunca acik tutmaktir…vs… vs..
usattim biliyorum kisaca… düzen iyidir, karisiklik dogal kaos da iyidir…dogal olan sati varolan anlaminda, yani biz karistirmayacagiz… cocuklar masallarinda rüyalarinda gercekligini bilecekler… “Anlatsam inanmazlar ogul, masal derler….sanki hakikati cözmüs gibi..sanki hakikatin sirrina ermis gibi…” MM- Lal Masallar
@Aşkın, fazla ciddiye almışsın sen, git bi elini yüzünü yıka açılırsın.
:)) ben rüyalari ciddiye aldim acalya…:))
Çocukken o kaybetme korkusu amma paranoyaklaştırabiliyormuş insanı.. Ben daha çok küçükken matrixi düşünüyordum.. En büyük paranoyam şu idi.. ya diyordum benim şu yaşadığım hayat aslında bir rüyaysa, annem, babam, kardeşlerim, dünya.. ve ben bu rüyadan uyandığımda berbat bir yerde uyansam.. karanlık, metalik ve yalnız.. ahaha .. korkunç sahiden de..
@ayca: bu nasil bir kel oglan bölümüdür merak ettim… cizgi filmmi? yas sinirlamasi yok mu? yani bes yas alti cocuk icin biraz agir degil mi? hele ki “film” oldugu düsünülürse, yani bir muhabbet veya yasanan aile veya cevrede bir ölüm olayi üzerine bir zorunlu konusma falan degil… biraz yas sinirlamasi gerektiren bir bölüm gibi geldi yazdiklarinizdan cikardigim kadariyla tabii..
Aşkın caillou denen çizgi film var ya onun bölümlerinden biri.. biri fransızlara söyşlemeli değil mi bu bölümleri !!
film değil kısa çizgi film yolda ölü kuş buluyorlar babası caillou ile konuşup anlatıyort canlılar yaşlanınca ölür diye!!
canim iyi yapiyo anlatsinda birincisi iki üc yasinda cocuga (zorunlu durumlar haric) anlatmasin, ne “zaman” nede “kayip” “ölüm” gibi kavramlari kavrayacak yas degil sanirsamki, yani istenen sekilde kavrayacak yas diil. zorunlu durumda da yaslaninca ölürüz hönk bi aciklama bu yas icin, yaniliyorum mu?yani yas sinirlamasi ossa ya:S hmm.. filmi bilmiyorum ama bulup bakmaya calisacagim.. sonrada fransiz kardeslerimle bi ilgileneyim;)