<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Günaydın yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.pi.web.tr/gunaydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2024 10:25:19 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>
		Yazar: Lütfiye		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5965</link>

		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 12:55:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5965</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle MERHABA, 
Hepsi bir yana benim anlamadığım bu hanımefendiler neden kesif rahatsızlıklar ile ayrıldıkları bu alana tekrar ve de tekrar ile teşrif buyurmaktalar ?
Dingonun ahırı gibi girip de bismillah çekerek ama Allah&#039;ın selamını esirgeyerek sonrada bir Allahaısmarladık demeden çıkıp gidiyorlar?
Mutsuz oldukları besbelli olan ruh hallerini beslemek adına mı ?
İyi günler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle MERHABA,<br />
Hepsi bir yana benim anlamadığım bu hanımefendiler neden kesif rahatsızlıklar ile ayrıldıkları bu alana tekrar ve de tekrar ile teşrif buyurmaktalar ?<br />
Dingonun ahırı gibi girip de bismillah çekerek ama Allah&#8217;ın selamını esirgeyerek sonrada bir Allahaısmarladık demeden çıkıp gidiyorlar?<br />
Mutsuz oldukları besbelli olan ruh hallerini beslemek adına mı ?<br />
İyi günler..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: aslı		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5964</link>

		<dc:creator><![CDATA[aslı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 09:54:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5964</guid>

					<description><![CDATA[herkese günaydın.
ayçacım bloğunu zaman zaman takip ediyorum, yararlandığım birçok şey oldu, çok teşekkür ederim. biraz meyva veren ağaç örneğine döndü senin durumun. ama her yoruma yer vererek açıklığını da gösterdin. bana kalirsa mesele biraz da şu edison videosu. Avrupa&#039;daki eğitim seminerlerinde edison ve benzeri çocukların durumu çok tartışılıyor son zamanlarda. eşimden dolayı şahsen biliyorum. vaktinden önce zorlamaların psikolojik gelişimde bazı yaralar açtığı konuşuluyor. ayrıca kemik gelişimi özellikle parmak ve ayak kemikleri, kas gelişimi de epey zarar görebiliyormuş. insan ve çocuk hakları bile işin içine girebiliyor bu konuda. bunları tamamen bilgine diye söylüyorum, yanlış anlama. insanların böyle bir videodan rahatsızlık duyması söz konusu olabilir. benim çevremde de çok rahatsız olan anneler var. elda kohen&#039;in yorumundan sonra, edison&#039;a sinirlenenler de bu post a düşüyor. ama napalım, yaşasın demokrasi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>herkese günaydın.<br />
ayçacım bloğunu zaman zaman takip ediyorum, yararlandığım birçok şey oldu, çok teşekkür ederim. biraz meyva veren ağaç örneğine döndü senin durumun. ama her yoruma yer vererek açıklığını da gösterdin. bana kalirsa mesele biraz da şu edison videosu. Avrupa&#8217;daki eğitim seminerlerinde edison ve benzeri çocukların durumu çok tartışılıyor son zamanlarda. eşimden dolayı şahsen biliyorum. vaktinden önce zorlamaların psikolojik gelişimde bazı yaralar açtığı konuşuluyor. ayrıca kemik gelişimi özellikle parmak ve ayak kemikleri, kas gelişimi de epey zarar görebiliyormuş. insan ve çocuk hakları bile işin içine girebiliyor bu konuda. bunları tamamen bilgine diye söylüyorum, yanlış anlama. insanların böyle bir videodan rahatsızlık duyması söz konusu olabilir. benim çevremde de çok rahatsız olan anneler var. elda kohen&#8217;in yorumundan sonra, edison&#8217;a sinirlenenler de bu post a düşüyor. ama napalım, yaşasın demokrasi.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: nerma		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5963</link>

		<dc:creator><![CDATA[nerma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 17:31:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5963</guid>

					<description><![CDATA[buraya gelir bakarım  
her gelişte değişmez kesif rahatsızlıkla ayrılırım
bişey yazmam  &#039;sizin alana&#039; dahil olmak istemem 
ha bugün bismillah dediysem  zarar ziyan nereye kadar diye
bu eşsiz alanın bizatihi merkezi küçük çocuklar gözüküyor diye
ayçahanımgillerin tümünün elda cohen&#039;e cevaben yazdıklarından rahat 30-40
-kendilerine kalsa müthiş/ bana göre düşük - alıntı yapmak mümkün  
bu blogu tapınak adleden yorgun savaşçı annelerden tek biri talep etse hemen
ama küçücük evlatlarını paşabahçe şişe cam fabrikasında öğütme tiynedindeki insanlara kendi cümlelerini sıralamak pek dayanılacak bi iş diil
dün itibariyle hararetlense de aylardır süreklilik arzeden şu dertle şu gün çoşup
şunu çığırıyorum -elda cohen gibi diğer annelere esas annelere-
ÇOCUKLARININ  ETRAFA HENÜZ YENI AÇILAN ŞUURLA &quot;NEDIR KI BURALAR&quot; &quot;NELER OLA KI BURALARDA&quot; &quot;BU O&quot; &quot;O BU&quot;  HISSIYATIYLA YAKLAŞMASINI -  ŞAŞKINLIKLARLA SEVINÇLERLE GÜÇLÜKLERLE SARMALANMIŞ YAŞINA DENK GELEN BIR KÜÇUK HAYAT SÜREREK BÜYUMESINI INSANI/HAKIKI/YETERLI BULAN VE ONA KÜÇÜK MÜDAHALELERLE YARDIM EDIP YÖN GÖSTEREN - IYI UYUYUP UYANMASIYLA BESLENMESIYLE HUYSUZLUKLARIYLA HASTALIKIKLARIYLA ALAKALI
SAĞLAM DURUŞU OLAN ANNELER: BU YAŞLAR İÇIN BU KADARDIR
MINNACIK ZIHINLER KALPLER VÜCUDLAR VERIM ALINACAK FAALIYETLER DEĞILDIR
ONLARA YAŞLARININ ELVERDİĞİ LIMITTE FAYDALI ŞEYLER GÖSTERMEK VE FAYDALI
VAKITLERI YAŞATMAK IYIDIR  HER ÇOCUK HERŞEYI ALIR AMA TABIATIN SAATIYLE
ALDIĞINDA MAKUL BÜYÜR
ANNEYLE BABA İÇIN EVLADININ SIHHATLI-MEMNUN-HUZURLU VE DOLULUK ORANI SERBEST BIRAKILMIŞ BIR ZIHINLE YOLA ÇIKMAYA BAŞLAMIŞ OLDUĞUNU
SEYRETMEKTEN BAŞKA BI ASLI GÖREVİ BU YÅŞLARDA YOKTUR DER
SIZ AYÇAHANIMGILLERE DE &quot;ALANINIZIN ISMINI &#039;ÇOCUK BAŞARICAM&#039; YAPARSANIZ
HERKES NIYETINIZI BILEREK BURAYA DALAR &quot; SELAMINI YOLLUYORUM]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>buraya gelir bakarım<br />
her gelişte değişmez kesif rahatsızlıkla ayrılırım<br />
bişey yazmam  &#8216;sizin alana&#8217; dahil olmak istemem<br />
ha bugün bismillah dediysem  zarar ziyan nereye kadar diye<br />
bu eşsiz alanın bizatihi merkezi küçük çocuklar gözüküyor diye<br />
ayçahanımgillerin tümünün elda cohen&#8217;e cevaben yazdıklarından rahat 30-40<br />
-kendilerine kalsa müthiş/ bana göre düşük &#8211; alıntı yapmak mümkün<br />
bu blogu tapınak adleden yorgun savaşçı annelerden tek biri talep etse hemen<br />
ama küçücük evlatlarını paşabahçe şişe cam fabrikasında öğütme tiynedindeki insanlara kendi cümlelerini sıralamak pek dayanılacak bi iş diil<br />
dün itibariyle hararetlense de aylardır süreklilik arzeden şu dertle şu gün çoşup<br />
şunu çığırıyorum -elda cohen gibi diğer annelere esas annelere-<br />
ÇOCUKLARININ  ETRAFA HENÜZ YENI AÇILAN ŞUURLA &#8220;NEDIR KI BURALAR&#8221; &#8220;NELER OLA KI BURALARDA&#8221; &#8220;BU O&#8221; &#8220;O BU&#8221;  HISSIYATIYLA YAKLAŞMASINI &#8211;  ŞAŞKINLIKLARLA SEVINÇLERLE GÜÇLÜKLERLE SARMALANMIŞ YAŞINA DENK GELEN BIR KÜÇUK HAYAT SÜREREK BÜYUMESINI INSANI/HAKIKI/YETERLI BULAN VE ONA KÜÇÜK MÜDAHALELERLE YARDIM EDIP YÖN GÖSTEREN &#8211; IYI UYUYUP UYANMASIYLA BESLENMESIYLE HUYSUZLUKLARIYLA HASTALIKIKLARIYLA ALAKALI<br />
SAĞLAM DURUŞU OLAN ANNELER: BU YAŞLAR İÇIN BU KADARDIR<br />
MINNACIK ZIHINLER KALPLER VÜCUDLAR VERIM ALINACAK FAALIYETLER DEĞILDIR<br />
ONLARA YAŞLARININ ELVERDİĞİ LIMITTE FAYDALI ŞEYLER GÖSTERMEK VE FAYDALI<br />
VAKITLERI YAŞATMAK IYIDIR  HER ÇOCUK HERŞEYI ALIR AMA TABIATIN SAATIYLE<br />
ALDIĞINDA MAKUL BÜYÜR<br />
ANNEYLE BABA İÇIN EVLADININ SIHHATLI-MEMNUN-HUZURLU VE DOLULUK ORANI SERBEST BIRAKILMIŞ BIR ZIHINLE YOLA ÇIKMAYA BAŞLAMIŞ OLDUĞUNU<br />
SEYRETMEKTEN BAŞKA BI ASLI GÖREVİ BU YÅŞLARDA YOKTUR DER<br />
SIZ AYÇAHANIMGILLERE DE &#8220;ALANINIZIN ISMINI &#8216;ÇOCUK BAŞARICAM&#8217; YAPARSANIZ<br />
HERKES NIYETINIZI BILEREK BURAYA DALAR &#8221; SELAMINI YOLLUYORUM</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Açalya		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5962</link>

		<dc:creator><![CDATA[Açalya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 16:11:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5962</guid>

					<description><![CDATA[anti-spam kelimesi lafı ağzımdan aldı 

`dan`]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>anti-spam kelimesi lafı ağzımdan aldı </p>
<p>`dan`</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: alpay		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5961</link>

		<dc:creator><![CDATA[alpay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 14:37:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5961</guid>

					<description><![CDATA[Herkese merhaba, 
Artık bence günaydın meselesini değil  Elda hanımın postunu konuşmak gerek çünkü vahim bir konuyu incelerken vahim olan başka bir post ile karşılaştık.

Elda hanım benim hayatta en sevdiğim karakterlerden. Kendisini biraz kendi yazdıklarından analiz edeceğim. 

Çünkü bu konuda kimse bir şey yazmamış.  Ya yapılanların farkına varmamış ya da uzak durmayı tercih etmiş. Farkına varanlar olduysa da, yazının yazılma yöntemlerinden dolayı bir tencere mantı yemiş gibi koltuklarının üzerine yığılıp kalmıştır. Tabii Bir kısım fark edenler de aynı hatayı yapmamak adına uzak durdu. Ben kazana elimi sokacağım :)
  
Ama Elda hanım uzun ve düzensiz cümleleri ardı sıra söylerken birçok tutarsızlığın barındığı ironik bir karmaşaya imza atmış. 

Aynı Melih Cevdet oyunları: Serde tiyatro var dramaturji var, karakterler söyledikleri ile her şeyi açık ederler ama. Onu ince eleyip sık dokuyarak incelemek lazım. Haydi başlayalım.

1-Elda hanım, çok uzun cümleler kuruyor. Sebebi yarattığı karmaşık cümlelerde derin bir mana aranmasını sağlayacak zayıflık duygusunu harakete geçirmek. Aslında yazıya biraz yukardan bakarsanız o kadar uzun cümleler kurmayı gerektiren şeyler söylemiyor. 
 
Temelde anneye yüklenmeyin belki iyi niyetlidir, öğretmek istemiştir de, biliyordur da öğretmek istememiştir kapsamında bir şeyler söylemiş(Burada derinleşmiyorum).  

Anne burada araç. Aslında postun sebebi anneyi korumak değil. Bu eleştirinin fikir sahibi olan kitleye (Montesori ayça ve yandaşları) şöyle bir girişmek. Devam edelim.

2-Medeni görüntü sergilemiş, ama tam bir sokak kavgası yapmış. Sözlerini iyi bir şekilde serpiştirdiğini düşünerek, birbirini takip eden kelimeleri iskambil destesi gibi ardışık sıra ile dizerek çözümlenmeden yazmaya çalışmış. Amacı ironik tutarsızlıkları gizlemek. Bunu şu şekilde anlayabilirsiniz: bütün yazının aralarından parçalar çıkarın. Bu parçaları başka bir yerde birleştirin. Kalan kelimeler ile çıkıp başka yerde birleşen kelimeler farklı konularda ve içlerinde bütünlüğü anlamı kaybetmemiş paragraflar elde edeceksiniz. (Bu oyun mükemmeldir. Çok eğlencelidir.Uzun sürer. Kalabalık oynanması tavsiye edilir.)
Araya serpiştirdiği cumleler yenir yutulur cinsten değil. Söylemediğini bırakmamış. Devam edelim

3-Devrimci görüntü sergilemiş. İşte can alıcı noktalardan biri. 
Farklı ya da derinleşmiş kişisel felsefe nedeniyle topluma yabancılaşmış karakter ile, sağdan soldan kopya , zemini zayıf kişisel felsefe nedeniyle toplumun içinde karmaşıklaşmış karakterin ayrımını zorlaştıran başka bir davranış modeli. Deli mi dahi mi meselesi. Hepimize “fark etmediğiniz bir konu var”  yaklaşımı ile bir zoka yutturmaya çalışmış. Bunu da aslında var olmayan bir anne modeli yaratarak yapmaya çalışmış. Söylenenleri bu kurgu anneye söylenmiş gibi yaparak savunusunu bu örgü üzerine kurmuş. 

Dikkat konuşulan anne ile kurgu anne farklı karakterler. Özellikle tanımadığı anne konusunda öyle bir karakter yaratmış ki buna hepimizi inandırmaya çalışıyor.  
&lt;em&gt;
Alıntı. “…En basitinden çocuğun, çocukluğun, vitrinde değil hakikatte anneliğin ne demek olduğunu bilen bir annedir. Umarım öyledir. Bence öyledir. Onu bundan böyle “sevgili anne” diye anacağım…” &lt;/em&gt;
   
Çaktınız mı ?? Burada gülmek geldi mi içinizden? 

4-Elda hanım,  anlatmak istediği derdi daha anlatmadan infazı gerçekleştiriyor. Sonra anlatmaya devam ediyor. İnfazı okumuş olan zihinlerimiz daha arkasında ne var diye okumaya devam ediyoruz. İnfaz gerçekleşmiş olan cümleden çok uzaklarda ona odaklanamadan başka bir konuya geçmiş buluyoruz kendimizi .

Bunu hemen 3. Satır da 

&lt;strong&gt;ALINTI&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;“…içi rahat olsun, mahremiyetine dokunulduğu için huzurunu bozmasın” &lt;/em&gt; bölümünde bulabilirsiniz. Aslında farkındaysanız Elda Hanım tartışmamış. Kendi kafasına olması gerekene karar vermiş . İlk paragraf tamamen bu konuya ayrılmış. Sen vurulmuş kırılmış anne, yaralı ceylanım, guguk kuşum şeklindeki kısım tamamen bu uydurma anne karakteri örgüsünü yaratmak amacı ile yazılmış.

Alıntı &lt;em&gt;“…hadi canım sen de, diyecek kadar bilge, olgun, ileriyi gören, kolay avlanmayan, çocukların gel git halet-i ruhiyeleri, algıları, mizaçları, iyi günleri, sıkıntılı saatleri, takıntıları, kriz anları, çok iyi taklit edip yinelemekte direttikleri davranışları, uygulamaya direndikleri davranış modelleri konusunda uyanık bir annedir. “&lt;/em&gt;

Yani Siz bu kadar mükemmel bir anneye neler demişsiniz bakayım..İnfaz geliyor sonrasında gizli hakaretler. Birde burda kendi ile anneyi özdeşleştirme var. Özelliklerini de sıralamış anlayalım diye. Bu özellikler aslında anne üzerinden Elda&#039;ya yakıştırmamız için hazırlanan sözler.:))))

Aslında elda hanımın yazısı 1. paragraftan sonra geçerliliğini yitirmeli. Bu kurmaca karakter hakkında sadece Elda Konuşabilir. Çünkü onu o kurguladı. 

GERÇEK ANNE BÖYLE BİRİ DEĞİL. Uyanık değil. Uyuyor. Öyle uyuyor ki bu blog gibi benzerleri uyandırmaya çalışıyor. Ama ELDA, uyumaya devam et diyor. 
Uyan ANNE dünyaya dön ELDA’ya inanma. Öğren, Öğret. Hergün yeni bir şey Oku. UYANIK OLLLL. Çocuğuna ve kendine insanlarla yaşamanın kuralını öğret. Öğret ki ELDA gibi olmasın. …

Bende insanım :)Postun devamını yazacağım
Bölüm 1 bitti]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhaba,<br />
Artık bence günaydın meselesini değil  Elda hanımın postunu konuşmak gerek çünkü vahim bir konuyu incelerken vahim olan başka bir post ile karşılaştık.</p>
<p>Elda hanım benim hayatta en sevdiğim karakterlerden. Kendisini biraz kendi yazdıklarından analiz edeceğim. </p>
<p>Çünkü bu konuda kimse bir şey yazmamış.  Ya yapılanların farkına varmamış ya da uzak durmayı tercih etmiş. Farkına varanlar olduysa da, yazının yazılma yöntemlerinden dolayı bir tencere mantı yemiş gibi koltuklarının üzerine yığılıp kalmıştır. Tabii Bir kısım fark edenler de aynı hatayı yapmamak adına uzak durdu. Ben kazana elimi sokacağım 🙂</p>
<p>Ama Elda hanım uzun ve düzensiz cümleleri ardı sıra söylerken birçok tutarsızlığın barındığı ironik bir karmaşaya imza atmış. </p>
<p>Aynı Melih Cevdet oyunları: Serde tiyatro var dramaturji var, karakterler söyledikleri ile her şeyi açık ederler ama. Onu ince eleyip sık dokuyarak incelemek lazım. Haydi başlayalım.</p>
<p>1-Elda hanım, çok uzun cümleler kuruyor. Sebebi yarattığı karmaşık cümlelerde derin bir mana aranmasını sağlayacak zayıflık duygusunu harakete geçirmek. Aslında yazıya biraz yukardan bakarsanız o kadar uzun cümleler kurmayı gerektiren şeyler söylemiyor. </p>
<p>Temelde anneye yüklenmeyin belki iyi niyetlidir, öğretmek istemiştir de, biliyordur da öğretmek istememiştir kapsamında bir şeyler söylemiş(Burada derinleşmiyorum).  </p>
<p>Anne burada araç. Aslında postun sebebi anneyi korumak değil. Bu eleştirinin fikir sahibi olan kitleye (Montesori ayça ve yandaşları) şöyle bir girişmek. Devam edelim.</p>
<p>2-Medeni görüntü sergilemiş, ama tam bir sokak kavgası yapmış. Sözlerini iyi bir şekilde serpiştirdiğini düşünerek, birbirini takip eden kelimeleri iskambil destesi gibi ardışık sıra ile dizerek çözümlenmeden yazmaya çalışmış. Amacı ironik tutarsızlıkları gizlemek. Bunu şu şekilde anlayabilirsiniz: bütün yazının aralarından parçalar çıkarın. Bu parçaları başka bir yerde birleştirin. Kalan kelimeler ile çıkıp başka yerde birleşen kelimeler farklı konularda ve içlerinde bütünlüğü anlamı kaybetmemiş paragraflar elde edeceksiniz. (Bu oyun mükemmeldir. Çok eğlencelidir.Uzun sürer. Kalabalık oynanması tavsiye edilir.)<br />
Araya serpiştirdiği cumleler yenir yutulur cinsten değil. Söylemediğini bırakmamış. Devam edelim</p>
<p>3-Devrimci görüntü sergilemiş. İşte can alıcı noktalardan biri.<br />
Farklı ya da derinleşmiş kişisel felsefe nedeniyle topluma yabancılaşmış karakter ile, sağdan soldan kopya , zemini zayıf kişisel felsefe nedeniyle toplumun içinde karmaşıklaşmış karakterin ayrımını zorlaştıran başka bir davranış modeli. Deli mi dahi mi meselesi. Hepimize “fark etmediğiniz bir konu var”  yaklaşımı ile bir zoka yutturmaya çalışmış. Bunu da aslında var olmayan bir anne modeli yaratarak yapmaya çalışmış. Söylenenleri bu kurgu anneye söylenmiş gibi yaparak savunusunu bu örgü üzerine kurmuş. </p>
<p>Dikkat konuşulan anne ile kurgu anne farklı karakterler. Özellikle tanımadığı anne konusunda öyle bir karakter yaratmış ki buna hepimizi inandırmaya çalışıyor.<br />
<em><br />
Alıntı. “…En basitinden çocuğun, çocukluğun, vitrinde değil hakikatte anneliğin ne demek olduğunu bilen bir annedir. Umarım öyledir. Bence öyledir. Onu bundan böyle “sevgili anne” diye anacağım…” </em></p>
<p>Çaktınız mı ?? Burada gülmek geldi mi içinizden? </p>
<p>4-Elda hanım,  anlatmak istediği derdi daha anlatmadan infazı gerçekleştiriyor. Sonra anlatmaya devam ediyor. İnfazı okumuş olan zihinlerimiz daha arkasında ne var diye okumaya devam ediyoruz. İnfaz gerçekleşmiş olan cümleden çok uzaklarda ona odaklanamadan başka bir konuya geçmiş buluyoruz kendimizi .</p>
<p>Bunu hemen 3. Satır da </p>
<p><strong>ALINTI</strong> <em>“…içi rahat olsun, mahremiyetine dokunulduğu için huzurunu bozmasın” </em> bölümünde bulabilirsiniz. Aslında farkındaysanız Elda Hanım tartışmamış. Kendi kafasına olması gerekene karar vermiş . İlk paragraf tamamen bu konuya ayrılmış. Sen vurulmuş kırılmış anne, yaralı ceylanım, guguk kuşum şeklindeki kısım tamamen bu uydurma anne karakteri örgüsünü yaratmak amacı ile yazılmış.</p>
<p>Alıntı <em>“…hadi canım sen de, diyecek kadar bilge, olgun, ileriyi gören, kolay avlanmayan, çocukların gel git halet-i ruhiyeleri, algıları, mizaçları, iyi günleri, sıkıntılı saatleri, takıntıları, kriz anları, çok iyi taklit edip yinelemekte direttikleri davranışları, uygulamaya direndikleri davranış modelleri konusunda uyanık bir annedir. “</em></p>
<p>Yani Siz bu kadar mükemmel bir anneye neler demişsiniz bakayım..İnfaz geliyor sonrasında gizli hakaretler. Birde burda kendi ile anneyi özdeşleştirme var. Özelliklerini de sıralamış anlayalım diye. Bu özellikler aslında anne üzerinden Elda&#8217;ya yakıştırmamız için hazırlanan sözler.:))))</p>
<p>Aslında elda hanımın yazısı 1. paragraftan sonra geçerliliğini yitirmeli. Bu kurmaca karakter hakkında sadece Elda Konuşabilir. Çünkü onu o kurguladı. </p>
<p>GERÇEK ANNE BÖYLE BİRİ DEĞİL. Uyanık değil. Uyuyor. Öyle uyuyor ki bu blog gibi benzerleri uyandırmaya çalışıyor. Ama ELDA, uyumaya devam et diyor.<br />
Uyan ANNE dünyaya dön ELDA’ya inanma. Öğren, Öğret. Hergün yeni bir şey Oku. UYANIK OLLLL. Çocuğuna ve kendine insanlarla yaşamanın kuralını öğret. Öğret ki ELDA gibi olmasın. …</p>
<p>Bende insanım :)Postun devamını yazacağım<br />
Bölüm 1 bitti</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Açalya		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5960</link>

		<dc:creator><![CDATA[Açalya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 06:30:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5960</guid>

					<description><![CDATA[Elda Kohen,

:) sokakta gördüğün/selamlaştığın insanlarla ikili ilişkiler kurmak zorunda değilsin ki...geçerler giderler...ikili ilişkilerdeki sakatlık, sadece Amerikalılara ait birşey değil. Ben yüzüne gülen, arkandan konuşan bir sürü insan gördüm Amerikalı olmayan (hem sadece Türkler de değildi bunlar)

Bir içli, bir içli yazmışsın ki, bahçene &quot;Sevgili Anne&quot; heykeli diktireceksin gibi bir his uyandı içimde. Açılışına Ayça`yı ve Montessori annelerini de davet edersin artık ;) 
Kurdelayı Ayça kessin nutfen.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elda Kohen,</p>
<p>🙂 sokakta gördüğün/selamlaştığın insanlarla ikili ilişkiler kurmak zorunda değilsin ki&#8230;geçerler giderler&#8230;ikili ilişkilerdeki sakatlık, sadece Amerikalılara ait birşey değil. Ben yüzüne gülen, arkandan konuşan bir sürü insan gördüm Amerikalı olmayan (hem sadece Türkler de değildi bunlar)</p>
<p>Bir içli, bir içli yazmışsın ki, bahçene &#8220;Sevgili Anne&#8221; heykeli diktireceksin gibi bir his uyandı içimde. Açılışına Ayça`yı ve Montessori annelerini de davet edersin artık 😉<br />
Kurdelayı Ayça kessin nutfen.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Zeynep Esmen		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5958</link>

		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Esmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:25:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5958</guid>

					<description><![CDATA[İyi akşamlar,
Ayça Hanım&#039;ın bloğu bir çok anne hatta baba tarafından takip edilen bir blok. Bunu hemen her konuda gelen çok sayıda okur yorumlarından anlamak mümkün. Bunun en önemli sebeplerinden biri, kanımca, çocuk yetiştirirken yaşadığımız deneyimlerde yalnız olmadığımızı görmek.. Bu bir paylaşım bloğu... Herkes kendi çocuğunu değişik yöntemlerle büyütüyor, eğitiyor; ama Elda Hanım&#039;ın da dediği gibi sonuçlar bazen ters tepkiler halinde de ortaya çıkabiliyor. Çocukların tepkileri farklı olabiliyor. 3,5 yaşında Melis isminde bir kızım var, son derece güleryüzlü ve -evet günaydın, iyi akşamlar hatta iyi bayramlar ve yeni yılınız kutlu olsun demesini daha iki yaşında değilken biliyordu. Bunu biz zorladığımız için ya da tıpkı bir ders gibi ezberlettiğimiz için değil, her sabah evde birbirimize selam verirken gördüğü için alışkanlık haline getirdi. Bugün &quot;günaydın deme konusunda&quot; peşpeşe gelen yorumları okuyunca &quot;neden eleştiriye bu kadar kapalı&quot; olduğumuzu düşündüm. &quot;Ayça Hanım, sizin, Elda Hanım&#039;a cevaben yazdığınız &quot;bu benim alanım&quot; ya da &quot;benzer davranışları kendi yaşamınızda sergilediğiniz için mi?&quot; türü cümleler içeren saldırı  yazınızı anlamakta da güçlük çektim. Evet bu sizin bloğunuz, sanırım bunun herkes farkında, ama sığınılacak nokta bu olmamalı. Herkes çocuklarını geleceğe daha iyi hazırlamak istiyor.. Bazı günler ilerleme kaydedersek bazı günler elimizde dolu bir süt bardağı ile çaresiz, yalnız hatta bu yarışı kaybetmiş gibi bile hissedebiliyoruz.. Ta ki bir sonraki gün - günaydınlı veya günaydınsız- o gözlerini açıp bize gülümsediği zamana kadar.. işte o zaman şahsen ben tüm çaresizliklerimi unutuyor ve tekrar başlıyorum... Stepford Kadınları diye bir film vardı, izleyenler bilir, Amerika&#039;nın bir banliyösünde herşeyi mükemmel yapan evkadınlarının hayatını anlatan bir film. Sonunda bir kısa devre ile bütün kadınların aslında birer makina olduğu anlaşılır. Hiçbirimiz mükemmel programlanmış makinalar değiliz.. Doğrularımız ve yanlışlarımızla insanız, anneyiz. Birbirimize yapıcı eleştiriler getirirsek sanırım bu herkesin yararına olur. &quot;Günaydın&quot; demek tabii önemli, güzel ve çok medeni; ama günaydın demedi (demesini bilmiyor, o an huysuz, canı istemedi, utangaç vs.) diye küçük bir çocuğa ve annesine yüklenmek bence medenilik sınırlarını biraz zorluyor.  
Hoşçakalın,
Zeynep Esmen Belford]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyi akşamlar,<br />
Ayça Hanım&#8217;ın bloğu bir çok anne hatta baba tarafından takip edilen bir blok. Bunu hemen her konuda gelen çok sayıda okur yorumlarından anlamak mümkün. Bunun en önemli sebeplerinden biri, kanımca, çocuk yetiştirirken yaşadığımız deneyimlerde yalnız olmadığımızı görmek.. Bu bir paylaşım bloğu&#8230; Herkes kendi çocuğunu değişik yöntemlerle büyütüyor, eğitiyor; ama Elda Hanım&#8217;ın da dediği gibi sonuçlar bazen ters tepkiler halinde de ortaya çıkabiliyor. Çocukların tepkileri farklı olabiliyor. 3,5 yaşında Melis isminde bir kızım var, son derece güleryüzlü ve -evet günaydın, iyi akşamlar hatta iyi bayramlar ve yeni yılınız kutlu olsun demesini daha iki yaşında değilken biliyordu. Bunu biz zorladığımız için ya da tıpkı bir ders gibi ezberlettiğimiz için değil, her sabah evde birbirimize selam verirken gördüğü için alışkanlık haline getirdi. Bugün &#8220;günaydın deme konusunda&#8221; peşpeşe gelen yorumları okuyunca &#8220;neden eleştiriye bu kadar kapalı&#8221; olduğumuzu düşündüm. &#8220;Ayça Hanım, sizin, Elda Hanım&#8217;a cevaben yazdığınız &#8220;bu benim alanım&#8221; ya da &#8220;benzer davranışları kendi yaşamınızda sergilediğiniz için mi?&#8221; türü cümleler içeren saldırı  yazınızı anlamakta da güçlük çektim. Evet bu sizin bloğunuz, sanırım bunun herkes farkında, ama sığınılacak nokta bu olmamalı. Herkes çocuklarını geleceğe daha iyi hazırlamak istiyor.. Bazı günler ilerleme kaydedersek bazı günler elimizde dolu bir süt bardağı ile çaresiz, yalnız hatta bu yarışı kaybetmiş gibi bile hissedebiliyoruz.. Ta ki bir sonraki gün &#8211; günaydınlı veya günaydınsız- o gözlerini açıp bize gülümsediği zamana kadar.. işte o zaman şahsen ben tüm çaresizliklerimi unutuyor ve tekrar başlıyorum&#8230; Stepford Kadınları diye bir film vardı, izleyenler bilir, Amerika&#8217;nın bir banliyösünde herşeyi mükemmel yapan evkadınlarının hayatını anlatan bir film. Sonunda bir kısa devre ile bütün kadınların aslında birer makina olduğu anlaşılır. Hiçbirimiz mükemmel programlanmış makinalar değiliz.. Doğrularımız ve yanlışlarımızla insanız, anneyiz. Birbirimize yapıcı eleştiriler getirirsek sanırım bu herkesin yararına olur. &#8220;Günaydın&#8221; demek tabii önemli, güzel ve çok medeni; ama günaydın demedi (demesini bilmiyor, o an huysuz, canı istemedi, utangaç vs.) diye küçük bir çocuğa ve annesine yüklenmek bence medenilik sınırlarını biraz zorluyor.<br />
Hoşçakalın,<br />
Zeynep Esmen Belford</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: AyçA		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5959</link>

		<dc:creator><![CDATA[AyçA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 20:59:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5959</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5958&quot;&gt;Zeynep Esmen&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Zeynep merhaba ..
1. &quot;Eleştiriye kapalı&quot; olsaydım onaya düşen bu yorumlarınızı onaylamama hakkına sahip olarak &lt;strong&gt;ONAYLAMAZ &lt;/strong&gt;ve cevap vermek için benim için en değerli şey olan vakiti harcamazdım.
2. Burası evet benim alanım..beğenmeyen okumaz böyle bir serbestlik var .. maaşa bağlı okurum yok ve günde ortalama 2000 sayfa görüntülemenin hepsinin beni beğenme ya da alkışlama gibi bir lüksüm yok ancak &quot; burası benim alanım&quot; cümlesini &quot;Mahremiyeti nerede keseceğime ben karar veririm&quot; için kullanmıştım. Sanırım ben yazmayı bilmiyorum..ya da yazdıklarım karşımdakinin anlayabildiği kadardır cümlesiyle barışsam iyi olur.
3. Benim selamımı karşılıksız bırakan bir davranışı yargılama hakkım Elda&#039;nın beni yargılama hatta hakarete varacak boyutta cümleler kurma hakkı kadar doğaldır ve açık yüreklilikle bu yorumları onaylamaktayım.
4. Sanırım beni eskiden beri takip etmeyen bir izleyici ile karşı karşıyayım. Görgü kuralları hassasiyetim içerisindedir ve bu konuda her zaman yazı yazmaya devam edeceğim emsaller kullanarak.
5. bak ne güzel Melis ddediğin şeyleri yapıyor öğretmedin ama ÖRNEK OLDUĞUN için.. benim bu yazıyı yazmamdaki ve verdiğim örnekteki amacım buydu sadece nerelere çektiniz ?? hakaretler ettiniz ki adına eleştiri dediniz !!
6. Hala bu &quot;anne-çocuk&quot; örneğine takılıp kalınmasını anlamakta güçlük çekiyorum
7. Sana saldırı olarak algılatmış olduğum yorum bir saldırı karşısında kendini savunmadır bence.. bahsettiğin yorumda 5 madde vardır benim blogumda başkasına yazılır gibi ben ortada yokmuşum bu yazıyı ben yazmamışım gibi bir metin uzanmaktadır bu 5 maddede.. bana göre yeterince saldırıdır.
8. Ama bana göre HALA!! bu annenin o sabahki davranışı da &quot;eksikti&quot;, anne olmak demek kendini geliştirmek, törpülemek, üretmek, geliştirmek, bahaneler üretmemek, sağlam ve güçlü durmak, koşmak- koşmak - koşmak, olumlu/olumsuz tüm eleştirilere açık olmak, &quot;acaba gerçekten bu davranışım.. ??&quot; diye kendini sorgulamak, örnek olmak, model olmak, rehber olmak... daha bunun gibi şeyler demek (her ne kadar daha olgunlaşmam gerekse de)!!..o yüzden başka sözüm yok.

&lt;strong&gt;//Bundan sonrası genel bir yorumdur sana özel değildir//&lt;/strong&gt;

Bazen insanlar bana ayna olduklarında karşımda gördüğüm görüntü hoşuma gitmez ve saçmalarım!! taa ki o görüntüme alışana kadar..
Ama alışırım zamanla ..hoşuma gitmeyen şeyi düzeltmek için çaba sarf ederim..bazen de ben insanlara ayna olurum.. hoşlarına gitmez..
biz insanoğlu böyle gelişiriz.. birbirimize ayna olarak.. benin bu sayfamda ya da daha eski sayfalarımda/içinde olduğum oluşumlarımda her zaman yapmaya çalıştığım şey kendime ve çevreme ayna olabilmek
Yazılan eleştirileri düşüneceğim daha önce de yaptığım gibi.. haklı olma ihtimallerini göz önünde bulunduracağım her ne kadar bunu zaten yapıyor olsam ama yazmasam bile.. 
Ancak;
bu posta gelen başka bir yoruma daha cevap yazmayacağım bu sondur ancak post yorumlara kapalı değildir isteyen saygı çerçevesinde istediğini yazabilir..

Yazımın ve fikirlerimin sonuna kadar arkasındayım.

Yineliyorum : birine çarparsam &quot; özür dilemek&quot;, birinin selamını &quot;cevaplamak&quot;, bir yerden çıkarken &quot;hoşçakal&quot; demek bir e-posta atarken &quot;merhaba&quot; ile başlamak ve gereken cümle ile bitirmek, biri bana benimle ilgili sorununu ilettiğinde yazılı ya da sözlü bir şekilde onu &quot;cevaplamak&quot; ve buna benzer bir takım &quot;TEMEL&quot; kuralları uygulamak &lt;strong&gt;ZORUNDAYIM &lt;/strong&gt;ve &lt;em&gt;VICEVERSA&lt;/em&gt;!!!.. eğer yapmıyor ya da uygulamıyorsam beni yargılama hakkına herkes sahiptir.. 
Ben bu hakkı herkese verebilme yürekliliğini gösteriyorsam aynı hakka da sahibimdir demektir!!

Son olarak Türk Eğitim Vakfının sloganını çok seviyorum Esranın herkesin kapısının önünü süpürmesine yakın bir yaklaşım : 
&lt;strong&gt;BİR ÇOCUK DEĞİŞİR TÜRKİYE DEĞİŞİR&lt;/strong&gt;

Umarım bazı yüreklere dokunmuşumdur..

İyi geceler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5958">Zeynep Esmen</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Zeynep merhaba ..<br />
1. &#8220;Eleştiriye kapalı&#8221; olsaydım onaya düşen bu yorumlarınızı onaylamama hakkına sahip olarak <strong>ONAYLAMAZ </strong>ve cevap vermek için benim için en değerli şey olan vakiti harcamazdım.<br />
2. Burası evet benim alanım..beğenmeyen okumaz böyle bir serbestlik var .. maaşa bağlı okurum yok ve günde ortalama 2000 sayfa görüntülemenin hepsinin beni beğenme ya da alkışlama gibi bir lüksüm yok ancak &#8221; burası benim alanım&#8221; cümlesini &#8220;Mahremiyeti nerede keseceğime ben karar veririm&#8221; için kullanmıştım. Sanırım ben yazmayı bilmiyorum..ya da yazdıklarım karşımdakinin anlayabildiği kadardır cümlesiyle barışsam iyi olur.<br />
3. Benim selamımı karşılıksız bırakan bir davranışı yargılama hakkım Elda&#8217;nın beni yargılama hatta hakarete varacak boyutta cümleler kurma hakkı kadar doğaldır ve açık yüreklilikle bu yorumları onaylamaktayım.<br />
4. Sanırım beni eskiden beri takip etmeyen bir izleyici ile karşı karşıyayım. Görgü kuralları hassasiyetim içerisindedir ve bu konuda her zaman yazı yazmaya devam edeceğim emsaller kullanarak.<br />
5. bak ne güzel Melis ddediğin şeyleri yapıyor öğretmedin ama ÖRNEK OLDUĞUN için.. benim bu yazıyı yazmamdaki ve verdiğim örnekteki amacım buydu sadece nerelere çektiniz ?? hakaretler ettiniz ki adına eleştiri dediniz !!<br />
6. Hala bu &#8220;anne-çocuk&#8221; örneğine takılıp kalınmasını anlamakta güçlük çekiyorum<br />
7. Sana saldırı olarak algılatmış olduğum yorum bir saldırı karşısında kendini savunmadır bence.. bahsettiğin yorumda 5 madde vardır benim blogumda başkasına yazılır gibi ben ortada yokmuşum bu yazıyı ben yazmamışım gibi bir metin uzanmaktadır bu 5 maddede.. bana göre yeterince saldırıdır.<br />
8. Ama bana göre HALA!! bu annenin o sabahki davranışı da &#8220;eksikti&#8221;, anne olmak demek kendini geliştirmek, törpülemek, üretmek, geliştirmek, bahaneler üretmemek, sağlam ve güçlü durmak, koşmak- koşmak &#8211; koşmak, olumlu/olumsuz tüm eleştirilere açık olmak, &#8220;acaba gerçekten bu davranışım.. ??&#8221; diye kendini sorgulamak, örnek olmak, model olmak, rehber olmak&#8230; daha bunun gibi şeyler demek (her ne kadar daha olgunlaşmam gerekse de)!!..o yüzden başka sözüm yok.</p>
<p><strong>//Bundan sonrası genel bir yorumdur sana özel değildir//</strong></p>
<p>Bazen insanlar bana ayna olduklarında karşımda gördüğüm görüntü hoşuma gitmez ve saçmalarım!! taa ki o görüntüme alışana kadar..<br />
Ama alışırım zamanla ..hoşuma gitmeyen şeyi düzeltmek için çaba sarf ederim..bazen de ben insanlara ayna olurum.. hoşlarına gitmez..<br />
biz insanoğlu böyle gelişiriz.. birbirimize ayna olarak.. benin bu sayfamda ya da daha eski sayfalarımda/içinde olduğum oluşumlarımda her zaman yapmaya çalıştığım şey kendime ve çevreme ayna olabilmek<br />
Yazılan eleştirileri düşüneceğim daha önce de yaptığım gibi.. haklı olma ihtimallerini göz önünde bulunduracağım her ne kadar bunu zaten yapıyor olsam ama yazmasam bile..<br />
Ancak;<br />
bu posta gelen başka bir yoruma daha cevap yazmayacağım bu sondur ancak post yorumlara kapalı değildir isteyen saygı çerçevesinde istediğini yazabilir..</p>
<p>Yazımın ve fikirlerimin sonuna kadar arkasındayım.</p>
<p>Yineliyorum : birine çarparsam &#8221; özür dilemek&#8221;, birinin selamını &#8220;cevaplamak&#8221;, bir yerden çıkarken &#8220;hoşçakal&#8221; demek bir e-posta atarken &#8220;merhaba&#8221; ile başlamak ve gereken cümle ile bitirmek, biri bana benimle ilgili sorununu ilettiğinde yazılı ya da sözlü bir şekilde onu &#8220;cevaplamak&#8221; ve buna benzer bir takım &#8220;TEMEL&#8221; kuralları uygulamak <strong>ZORUNDAYIM </strong>ve <em>VICEVERSA</em>!!!.. eğer yapmıyor ya da uygulamıyorsam beni yargılama hakkına herkes sahiptir..<br />
Ben bu hakkı herkese verebilme yürekliliğini gösteriyorsam aynı hakka da sahibimdir demektir!!</p>
<p>Son olarak Türk Eğitim Vakfının sloganını çok seviyorum Esranın herkesin kapısının önünü süpürmesine yakın bir yaklaşım :<br />
<strong>BİR ÇOCUK DEĞİŞİR TÜRKİYE DEĞİŞİR</strong></p>
<p>Umarım bazı yüreklere dokunmuşumdur..</p>
<p>İyi geceler</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: bernacan		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5957</link>

		<dc:creator><![CDATA[bernacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 14:05:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5957</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili Elda Anne,
Sadece bir olaydan ve bu olayın anlatımından yola çıkarak yazdığın bu yazıya &quot;Ayça Hanım ve Montessorici dostları&quot; etiketi ardından sıyrılabilirsem gözünde, bir yanıt vermek isterim.  
Eğer, o &quot;haksızlığa uğramış&quot; anneye &quot;koşusunda yardım etmek&quot; amacıyla yazdığın bir yazıysa bu, tam da bu amaçla binbir endişeyle burada paylaşımlarda bulunan Ayça&#039;yı suçlamamalı, yargılamamalı ve &quot;aman da ben çocuğumun mahremiyetini asla böyle ortalara seremem&quot; tavrıyla eleştirmemelisin. Herkesin ayrı bir mahremiyet alanı var. Ve herkesin farklı hassasiyetleri. &quot;Günaydın&quot; meselesi Ayça&#039;nın hassasiyet alanında, böyle bir tepki vermiş. Ayça&#039;nın yazdığı yazı kimbilir senin hangi hassas noktana dokundu, sen de böyle bir tepki vermişsin. Doğal değil mi bunlar.. İnsan değil miyiz? Her birimiz farklı hassasiyetlerle başkalarını yargılamıyor muyuz?  
Bence en büyük yanılgı nedir biliyor musun? Başkasını yargılarken, aslında tam da o anda kendi yargı oklarını kendine de yöneltmek ve bunun farkında olamamaktır. Örneğin ben &quot;Ayça Hanım ve Montessorici dostları&quot; etiketini bana yapıştırıyorsun diye seni eleştirip, sana da &quot;siz bilmemkimler&quot; dersem, hata ederim. Kendimle çelişirim. Sırf bir olaya dayalı eleştiri barındırdığı için &quot;not to used words&quot; kapsamına aldığınız bu yazıyı, özellikle son paragrafınızdaki cümlelerle, Ayça&#039;nın diğer yazılarını/duygularını/düşüncelerini hiç dahil etmeden, üstelik Ayçacılar diye bir güruhu da buna dahil ederek eleştirirseniz, aynı kapsama girer, kendi kendinizle fena halde çelişirsiniz.
Üzüldüm.. Çok üzüldüm. Gerçi &quot;birbirine arka çıkan anneler&quot; kılasmanında olduğumdan, siz şimdi bu yorumu fazla dikkate almayacaksınız. Ama, aynı siz &quot;ayrımcılık&quot;la ilgili de Ayça&#039;nın bu anneyi suçlayarak &quot;Beyaz Türkler&quot; ve diğerleri ayrımcılığı yaptığı eleştirisinde bulunmuştunuz değil mi-Ayça&#039;yı azıcık tanıyınca, çok komik geldi, onu Beyaz Türk etiketiyle düşündüm şöyle alnının ortasında kocaman kocaman-? Yani ayrımcılığa da karşıydınız. O halde hemfikiriz seninle ;) Değil mi?
Sevgiler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Elda Anne,<br />
Sadece bir olaydan ve bu olayın anlatımından yola çıkarak yazdığın bu yazıya &#8220;Ayça Hanım ve Montessorici dostları&#8221; etiketi ardından sıyrılabilirsem gözünde, bir yanıt vermek isterim.<br />
Eğer, o &#8220;haksızlığa uğramış&#8221; anneye &#8220;koşusunda yardım etmek&#8221; amacıyla yazdığın bir yazıysa bu, tam da bu amaçla binbir endişeyle burada paylaşımlarda bulunan Ayça&#8217;yı suçlamamalı, yargılamamalı ve &#8220;aman da ben çocuğumun mahremiyetini asla böyle ortalara seremem&#8221; tavrıyla eleştirmemelisin. Herkesin ayrı bir mahremiyet alanı var. Ve herkesin farklı hassasiyetleri. &#8220;Günaydın&#8221; meselesi Ayça&#8217;nın hassasiyet alanında, böyle bir tepki vermiş. Ayça&#8217;nın yazdığı yazı kimbilir senin hangi hassas noktana dokundu, sen de böyle bir tepki vermişsin. Doğal değil mi bunlar.. İnsan değil miyiz? Her birimiz farklı hassasiyetlerle başkalarını yargılamıyor muyuz?<br />
Bence en büyük yanılgı nedir biliyor musun? Başkasını yargılarken, aslında tam da o anda kendi yargı oklarını kendine de yöneltmek ve bunun farkında olamamaktır. Örneğin ben &#8220;Ayça Hanım ve Montessorici dostları&#8221; etiketini bana yapıştırıyorsun diye seni eleştirip, sana da &#8220;siz bilmemkimler&#8221; dersem, hata ederim. Kendimle çelişirim. Sırf bir olaya dayalı eleştiri barındırdığı için &#8220;not to used words&#8221; kapsamına aldığınız bu yazıyı, özellikle son paragrafınızdaki cümlelerle, Ayça&#8217;nın diğer yazılarını/duygularını/düşüncelerini hiç dahil etmeden, üstelik Ayçacılar diye bir güruhu da buna dahil ederek eleştirirseniz, aynı kapsama girer, kendi kendinizle fena halde çelişirsiniz.<br />
Üzüldüm.. Çok üzüldüm. Gerçi &#8220;birbirine arka çıkan anneler&#8221; kılasmanında olduğumdan, siz şimdi bu yorumu fazla dikkate almayacaksınız. Ama, aynı siz &#8220;ayrımcılık&#8221;la ilgili de Ayça&#8217;nın bu anneyi suçlayarak &#8220;Beyaz Türkler&#8221; ve diğerleri ayrımcılığı yaptığı eleştirisinde bulunmuştunuz değil mi-Ayça&#8217;yı azıcık tanıyınca, çok komik geldi, onu Beyaz Türk etiketiyle düşündüm şöyle alnının ortasında kocaman kocaman-? Yani ayrımcılığa da karşıydınız. O halde hemfikiriz seninle 😉 Değil mi?<br />
Sevgiler..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: AyçA		</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5955</link>

		<dc:creator><![CDATA[AyçA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 12:03:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=3325#comment-5955</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5948&quot;&gt;elda kohen&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Sevgili Elda..
Bu kadar değerli vaktini ayırıp da uzun uzun yazdığın için teşekkür edeyim öncelikle.

Bir örnekten bu kadar çıktı almak tabii hoş doğrusu.

Sadece benim anlamadığım - senin ve daha önceki bir yorumun - asansördeki insanlar ya da bakkal amca ve bakkaldaki insanlar örnekleri değil de neden bu kadar bu anne-çocuk örneği dikkat çekmiş olması?? dikkatli okursanız bir karşılaştırma mevzu bahis değil üzüldüğüm bir konu anlatımı vardır!!
benzer davranışları hayatınızda sergilediğiniz için olabilir mi bu anlatılan örnek ??

Kati fikrim senin yazdıkların eleştirilerin ne olursa olsun biri bana selam verdiyse ona cevap vermek ZORUNDAYIMDIR! bunun milliyetimle, parasal durumumla , annelik hormonsal karmaşamla ya da her ne dediyseniz hiçbir bağlantısı yoktur ve bir çocuk bana selam verdiyse onun seviyesine inip gözlerine bakıp cevap vermek ZORUNDAYIMDIR.. ve bir cocuk Erin&#039;e selam verdiyse ve benim çocuğum cevap vermediyse yine onların seviyesine inip ben cevap vererek örnek olmak ZORUNDAYIMDIR ve aynılarının terside benim için geçerlidir.. yapılmıyorsa ister anne olsun ister cocuk olsun ister bakkal amca yargılama hakkım vardır onların cevap vermeme hakları kadar da doğaldır.. bu benim tercihimdir yaşam stilimdir tarzımdır ne derseniz adına..tabii senin de yargılama hakkın vardır bu da başka bir nokta..

Biraz daha beni takip edersen OLDUM demeyecek biri olduğumu fark edebilir ya da fark etmeyebilirsiniz.. bu da benim için fark etmiyor..
Oğlumu yarış atı yapmamak ya da yarış atı yapılmışların arasından çekmek için verdiğim mücadeleyi, çalışmaları sana açıklamak zorunda değilim bilmediğin konularda ahkam kesmen doğru değil bence.. 

Bu sitede bilgi paylaşımı vardır ve bilgi paylaştıkça çoğalır ve bende.. mahremiyetin söz konusu olduğu yerde çizgi çekilir ve bu çizginin neresi olacağını ben bilirim burası benim alanım!!

2 yaşındaki normal işte çocuğunun mahremiyeti senin için bu kadar önemliyse diğer çocukların mahremiyetine de &quot;girmemeni&quot;  öneriyorum!!

Anladığım kadarıyla bir yerlerde bir şekilde canını acıtan hoşuna gitmeyen birşeyler duymuşsun ancak keşke o duyduğun vakit bunun sinirin paylaşsaydın belki şimdi daha sakin kalabilirdin .. ( Ayça Hanım ve Montessori’ci dostlarından sözlü dayak yemiş bir anne olarak) farkında olarak bir sözlü dayak atmışlığım yoktur.. 
Eğer varsa bu konuda yazacağın özel mail adresimden bana ulaş daha önce yapman gerektiği ama yapmamış olduğun gibi!!
Bir de &quot;Ayça Hanım ve arkadaşları &quot; gibi bir sıfat değişik geldi.. sadece bir çok içinde olduğum oluşum gibi bu oluşumun da içerisindeyim başta bayrak sallamışlığım yok..bu fikrini değiştirsen iyi olur.

Sanırım bu kadar notu &quot;sevgili anneye&quot; yazdın ama muhtemelen kendisi bunları okuma şansına sahip değildir &quot; ne yazık&quot; 

Ben &quot;benim blogum&quot; olması sebebiyeti ile sana cevap yazdım .. 

Ayrıca bloguma ilk defa gelip merhaba ya da hoşçakal ya da iyi günler demediğin için bu kadar düzenli ve düzgün kurduğun eğitimli cümleler benim için havada kaldılar.

Son olarak annelik hakkındaki tavsiyelerin için de teşekkür ederim.. 
Hoşçakalın..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.pi.web.tr/gunaydin/#comment-5948">elda kohen</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Sevgili Elda..<br />
Bu kadar değerli vaktini ayırıp da uzun uzun yazdığın için teşekkür edeyim öncelikle.</p>
<p>Bir örnekten bu kadar çıktı almak tabii hoş doğrusu.</p>
<p>Sadece benim anlamadığım &#8211; senin ve daha önceki bir yorumun &#8211; asansördeki insanlar ya da bakkal amca ve bakkaldaki insanlar örnekleri değil de neden bu kadar bu anne-çocuk örneği dikkat çekmiş olması?? dikkatli okursanız bir karşılaştırma mevzu bahis değil üzüldüğüm bir konu anlatımı vardır!!<br />
benzer davranışları hayatınızda sergilediğiniz için olabilir mi bu anlatılan örnek ??</p>
<p>Kati fikrim senin yazdıkların eleştirilerin ne olursa olsun biri bana selam verdiyse ona cevap vermek ZORUNDAYIMDIR! bunun milliyetimle, parasal durumumla , annelik hormonsal karmaşamla ya da her ne dediyseniz hiçbir bağlantısı yoktur ve bir çocuk bana selam verdiyse onun seviyesine inip gözlerine bakıp cevap vermek ZORUNDAYIMDIR.. ve bir cocuk Erin&#8217;e selam verdiyse ve benim çocuğum cevap vermediyse yine onların seviyesine inip ben cevap vererek örnek olmak ZORUNDAYIMDIR ve aynılarının terside benim için geçerlidir.. yapılmıyorsa ister anne olsun ister cocuk olsun ister bakkal amca yargılama hakkım vardır onların cevap vermeme hakları kadar da doğaldır.. bu benim tercihimdir yaşam stilimdir tarzımdır ne derseniz adına..tabii senin de yargılama hakkın vardır bu da başka bir nokta..</p>
<p>Biraz daha beni takip edersen OLDUM demeyecek biri olduğumu fark edebilir ya da fark etmeyebilirsiniz.. bu da benim için fark etmiyor..<br />
Oğlumu yarış atı yapmamak ya da yarış atı yapılmışların arasından çekmek için verdiğim mücadeleyi, çalışmaları sana açıklamak zorunda değilim bilmediğin konularda ahkam kesmen doğru değil bence.. </p>
<p>Bu sitede bilgi paylaşımı vardır ve bilgi paylaştıkça çoğalır ve bende.. mahremiyetin söz konusu olduğu yerde çizgi çekilir ve bu çizginin neresi olacağını ben bilirim burası benim alanım!!</p>
<p>2 yaşındaki normal işte çocuğunun mahremiyeti senin için bu kadar önemliyse diğer çocukların mahremiyetine de &#8220;girmemeni&#8221;  öneriyorum!!</p>
<p>Anladığım kadarıyla bir yerlerde bir şekilde canını acıtan hoşuna gitmeyen birşeyler duymuşsun ancak keşke o duyduğun vakit bunun sinirin paylaşsaydın belki şimdi daha sakin kalabilirdin .. ( Ayça Hanım ve Montessori’ci dostlarından sözlü dayak yemiş bir anne olarak) farkında olarak bir sözlü dayak atmışlığım yoktur..<br />
Eğer varsa bu konuda yazacağın özel mail adresimden bana ulaş daha önce yapman gerektiği ama yapmamış olduğun gibi!!<br />
Bir de &#8220;Ayça Hanım ve arkadaşları &#8221; gibi bir sıfat değişik geldi.. sadece bir çok içinde olduğum oluşum gibi bu oluşumun da içerisindeyim başta bayrak sallamışlığım yok..bu fikrini değiştirsen iyi olur.</p>
<p>Sanırım bu kadar notu &#8220;sevgili anneye&#8221; yazdın ama muhtemelen kendisi bunları okuma şansına sahip değildir &#8221; ne yazık&#8221; </p>
<p>Ben &#8220;benim blogum&#8221; olması sebebiyeti ile sana cevap yazdım .. </p>
<p>Ayrıca bloguma ilk defa gelip merhaba ya da hoşçakal ya da iyi günler demediğin için bu kadar düzenli ve düzgün kurduğun eğitimli cümleler benim için havada kaldılar.</p>
<p>Son olarak annelik hakkındaki tavsiyelerin için de teşekkür ederim..<br />
Hoşçakalın..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
