<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ahtapoti &#8211; Pinik-Kuş | Ayça Oğuş Blog</title>
	<atom:link href="https://www.pi.web.tr/tag/ahtapoti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pi.web.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2024 09:55:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yuvada yaz şenliği</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/yuvada-yaz-senligi/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/yuvada-yaz-senligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2011 05:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA['E' hali]]></category>
		<category><![CDATA[Erinin İlkleri]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapoti]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu göster]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu yaz şenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=8013</guid>

					<description><![CDATA[Anaokulu ararken neredeyse en başlarda sorduğum soruydu: &#8220;sene sonu gösterisi yapıyor musunuz? &#8221; Elbette karşımdaki kişiler bunu istediğimi varsayarak: &#8220;tabii tabiii elbette yapıyoruz&#8221; diye cevap veriyorlardı. Bense içimden &#8221; hmm tamam otur sıfır&#8221; diyordum. Oldum olası sevemedim şu müsamere işini..hele ki yuvalarda. Oysa ben yuvaya giderken sanırım 4-5 yaşlarında kafkas oynamıştık, senelerce dolabımda saten kumaştan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anaokulu ararken neredeyse en başlarda sorduğum soruydu:</p>
<p>&#8220;sene sonu gösterisi yapıyor musunuz? &#8221;</p>
<p>Elbette karşımdaki kişiler bunu istediğimi varsayarak:</p>
<p>&#8220;tabii tabiii elbette yapıyoruz&#8221; diye cevap veriyorlardı. Bense içimden &#8221; hmm tamam otur sıfır&#8221; diyordum. Oldum olası sevemedim şu müsamere işini..hele ki yuvalarda. Oysa ben yuvaya giderken sanırım 4-5 yaşlarında kafkas oynamıştık, senelerce dolabımda saten kumaştan pantolonlarımı saklamıştım. 23 Nisanlar geldiğinde yalvarırdım babama &#8221; nooluur ben de gösteriye katılayım&#8221; diye. Hep &#8220;olmaz! derdi babam.. büyüdükçe anladım.aslında ne gereksiz bir şey.. hele bir de prensli prensesli oyunlar? prens ya da prenses olamayan köşedeki diğer çocuklar ? acaba onlar nasıl hissediyordur kendini diye düşünmekten alıkoyamam kendimi..</p>
<p>Başladığımız okulda bu soruya çok hoş bir cevap almıştım ama yazmayacağım &#8220;sadece otur 10!&#8221; demiştim..</p>
<p>Kızma bana sevgili okur.. ben hoşlanmıyorum hepsi bu&#8230; hoşlananı yadırgamıyorum ama ben içinde olmak istemiyorum sadece sistemin.. hepsi bu..</p>
<figure id="attachment_8014" aria-describedby="caption-attachment-8014" style="width: 240px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-8014" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" title="2011_06_04_Ahtapoti_166" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_166.jpg" alt="" width="240" height="360" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_166.jpg 400w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_166-300x450.jpg 300w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_166-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><figcaption id="caption-attachment-8014" class="wp-caption-text">Fotoğraf çektirme köşesinde kostümlü anne. Peruğun kahkül kısmını yana takmış ama olsun!! Farklı bir hava katmış olaya!</figcaption></figure>
<p>İşte o sene sonu bu cumartesi geldi ..son 1 aydır pembe tayt ve t-shirt arıyoruz!! Neden pembe oğlum diyorum.. ser veriyor sır vermiyor! Bir de pijama istediler bizden. Ne olduğunu bir gün evde kendi kendine almanca bir uyku şarkısı söylerken yakaladığımda ağzından aldım! Almanca anlamaya başladı biraz biraz. Çok de dert değil anlamasın ama kendi kendine bazı kelimeleri uydurarak bazılarının anlamını bana açıklayarak şarkı söylemesi de ne yalan diyeyim hoşuma gitmiyor değil hani! O şarkı ve istenen pijama kafamda birleşti: sanırım dedim bu veletler bir uyku şarkısını pijama giyerek söyleyecek. Daha sonra hayatımın ilk veli toplantısında öğrendim gerçeği :)) hile yaptım accık ! O kadar olacak.. bu benim için ilk! heyecanlıyım. Tüm o <a href="https://www.pi.web.tr/?s=anaokulu" target="_blank" rel="noopener">okula gidecek mi ? sevecek mi ? benden ayrılacak mı? zorluyor muyum? doğru muyum? yanlış mıyım?</a> gel gitlerini yaşadığım o harika dönemlerden sonra oğlumun okuluna veli toplantısına gitmişim!! o heyecanla soruverdim işte! Ne var ? Onlar da Erin bana söyledi zannetiler ağızlarından kaçırdılar hem de pembe kıyafetlerin ne için olduğunu da 🙂 Eh yani erkek çocuk için pembe tayt ve t-shirt istediler sormayayım mı?<br />
Benim pembe oğlum küçük şişko domuz olacakmış meğer:)<br />
Dört döndüm düz pembe kıyafet bulayım, uykuda giyilen pijamaya benzer bir pijama bulayım diye. En sonunda annem kumaş aldı dikti , pijamayı da eski bir ekoseli gömlekten bozdu dikti!! Hem de tam pijama oldu 🙂</p>
<p>Dün iki dirhem bir çekirdek giyindik kuşandık, kekimizi de yaptık ortak masaya yola koyulduk! Bizim şaşkın hala farkında değil : &#8220;niye potiye gidiyoruz ? &#8221; diye de soruyor ..&#8221;bugün cumartesi amaaa&#8221; cumartesi ve pazarları kutsal hala kendisi için 🙂</p>
<p>Küçük ama yem yeşil bir bahçesi var okulun.. tüm aileler orada..herkes masaya yiyecek bir şey koymuş heyecanla çocukları beklemekte ya da sadece ben!! 🙂 Hepsinden önce bahçeye kurulmuş oyunlardan oynadık. Labirent arasından top üflemece, teneke kutuları devirmece, kavanozdaki bilye sayısını bilmece ve okulu ne kadar tanıyoruz testi yapmaca şeklinde keyifli vakit geçirdikten sonra bizimkiler giyinip geldiler.. 3 tane şarkı söylediler. Hepsi Almanca.. benimki tam söyleyemese de her hareketi biliyor 🙂 aslında biraz o anda ne olduğunu fark etti bile diyebilirim, arada bana bakıyor çünkü, gözlerini kısarak gülüyor hafif yanakları kırmızı.. bana benziyor.. gözlerim doldu..❤❤❤</p>
<p style="text-align: center;"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-8017" title="JPG-1" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/JPG-1.jpg" alt="" width="520" height="520" /></p>
<p>Oynadıkları oyun <a href="http://www.kipitap.com/kitap/Dev-Salgam/1174/" target="_blank" rel="noopener">Dev şalgam </a>kitabının uyarlaması. Bazı çocuklar kedi bazıları tavuk bazıları koyun, inek , domuz.. Aylardır evde dinlediğim Dev Şalgam kitabı. Israrla eve almadım çünkü yuva ile arasında bir bağ olarak kalsın istedim. Ne iyi etmişim diye düşündüm bu kitabın hikayesini yapacaklarını anladığımda. Aslında böyle şeyleri bilinçli yapmıyorum. Hep aklımdaydı almak ama yoğunluktan unutuyordum. Bazen bazı şeyleri akışına bırakmak ..işte böyle hissettim.. alamadığım için üzülmek yerine alamamış olmamın bir sebebi olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor..bazen zorlamamak gerekiyor ya hayatı.. sık sık hatırlamalıyım bunu!!</p>
<p><a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/JPG-2.jpg" rel="lightbox[8013]"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-8019 alignnone" title="JPG-2" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/JPG-2-300x300.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a> <a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/JPG.jpg" rel="lightbox[8013]"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-8020" title="JPG" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/JPG-300x300.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a></p>
<p><img decoding="async" class="alignright size-full wp-image-8016" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" title="2011_06_04_Ahtapoti_267" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_267.jpg" alt="" width="240" height="360" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_267.jpg 400w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_267-300x450.jpg 300w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2011/06/2011_06_04_Ahtapoti_267-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /></p>
<p>Yaşlı çiftçi amca ve teyze var.. dev şalgamı çıkartmak için uğraşıyorlar.Çıkaramayınca hayvanlardan yardım istiyorlar. Tüm hayvanlar geliyor sırayla arka arkaya.. ı-ıhh çıkmıyor.. en sonunda küçük fareye gidiyorlar. Peynirle kandırıyorlar.. en komiği fare kanıp da çıktıktan sonra fareye verdikleri peyniri bizim yaşlı çiftçi amcanın arkasını dönüp yemesiydi 🙂 Fotoğraf çektiğim için benim önümde kaldı bilmem ki gördümü herkes.. ben çok güldüm 🙂 Sonra fare geliyor en arkadan bir asılıyor dev şalgam baaammm diye çıkıyor.. 🙂 tüm oyun bu ! Hepsi rolünü çok iyi yapıyor.. kediler miyavlıyor, domuzların bir kısmı oink diyor bir kısmı hörnnkk hörnkk ( nazıl yazılır ki işte domuz sesi) çıkartıyor 🙂 En sonunda bir de uyku şarkısı söylediler pijamalarıyla.. ve sonra o harika masada ki yemeklerden yedik, geceyi de toplar ve lobutlar ile hokus pokus yapan bir abi ile bitirdik..</p>
<p>Yürüye yürüye eve dönerken okulun sahibinin günün sonunda bana sorduğu soruyu düşündüm..<br />
&#8220;Aycan hanım ( bana Aycan diyor 🙂 çok tatlı bir aksanla.. benim de hoşuma gidiyor ) artık rahatsınız değil mi? &#8221;</p>
<p>Erin&#8217;i görüyorum.. orada ne kadar mutlu olduğunu.. küçük ama aile gibi sıcak bir yuvada olduğunu..burnunu silmek için Erin&#8217;den izin alan öğretmenleri ve bana &#8220;kendisine dokunmamız izin verdi bu güzel bir gelişme&#8221; demelerini hatırlıyorum ilk günlerinde.. almanca konuşmayı başta istemediği için kimsenin onunla almanca konuşmadığını ne zaman ki Erin arkadaşlarıyla almanca konuşmaya başlamış ondan sonra öğretmenlerin de başladığını öğreniyorum.. çok şükür diyorum.. oğlumun gelecekteki okul hayatına kötü bir başlangıç yapmıştım ama şimdi sanırım düzelttim diyorum&#8230;</p>
<p>Uzun zamandır yazmadım Erin&#8217;le ilgili.. oysa ki bu sayfa O&#8217;nun için vardı ..şimdilerde büyüdü ya..yazamıyorum..oysa yuva ile ilgili yazacak, sıkıntıları, nasıl alıştığımızı anlatacak çok kelimem var kafamda..<br />
ama bu hepsinin önüne geçti &#8230; O&#8217;nun ve ailemizin bir ilkiydi.. tarihe not etmek lazım..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/yuvada-yaz-senligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine yeniden Yuva</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 07:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA['E' hali]]></category>
		<category><![CDATA[Erinin İlkleri]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot poti]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapoti]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=7015</guid>

					<description><![CDATA[Sabah saat 09:57 Saray’da oturmuş omletimin ve çayımın gelmesini bekliyorum. Hayır hayır Erin annemde ya da kayın-annemlerde değil: Yuvada ve beni  öpücükler ile veda ederek yolladı kahvaltı etmeye. Donmuş bir şekilde yazıyorum bunları: bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Çocuğumla yaşadığımız talihsiz okul maceralarından sonra Erin’in ömrü boyu okul meselesinden nefret edeceğine o kadar inanmıştım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah saat 09:57</p>
<p>Saray’da oturmuş omletimin ve çayımın gelmesini bekliyorum. Hayır hayır Erin annemde ya da kayın-annemlerde değil: Yuvada ve beni  öpücükler ile veda ederek yolladı kahvaltı etmeye. Donmuş bir şekilde yazıyorum bunları: bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Çocuğumla yaşadığımız talihsiz okul maceralarından sonra Erin’in ömrü boyu okul meselesinden nefret edeceğine o kadar inanmıştım ki şimdi bir şaşkınlık hakim ruhumda.</p>
<p>&#8220;<a href="https://www.pi.web.tr/okul-durumlari" target="_blank" rel="noopener">Nasıl olacak da Erin bensiz kalmayı kabul edecek yuvada</a>&#8221; diye yazmışım bu yaz başında ya kabul de etmemiş ya üstüne &#8220;maalesef ben okula gitmeyeceğim&#8221; diye son noktayı da koymuş ya.. şaşkınlığım bundan sevgili okur..umudumu öyle kaybetmişim ki sonsuza kadar çocuğun bu işten hoşlanacağı ile ilgili, okulun sahibesi olan bayan anneme &#8220;önce kendi kızına öğret rahatlamasını çok kasıyor kendini&#8221; bile demek durumunda kalmış. Oysa ki ben rahatım edaları ile gitmişken orada kasma enerjim o kadar yüksek ki kimseye yedirememişim tabii ki durumu!</p>
<p>İlk günler çok kavga ettik koca kişisiyle: “görürsün Erin burayı da sevmeyecek ve geri dönüşü olmayan yaralar açacağız” cümlelerini bir kenara koymam zor oldu. En çok da “sen kurtulmaya çalışıyorsun” cümlesini hazmedemedim. Sahi Erin’in yuvaya gitmesini istemem kendim için miydi yoksa Erin için mi ? Bu sorunun cevabını çok düşündüm. İlk zamanlar, yani bu cümle beynime ilk düştüğü zamanlar “kendim için” diye cevap verdiğimi bu yüzden de yuva meselesini bir rafa kaldırdığımı itiraf etmeliyim. Evet ben Göztepe – Feriköy – Eyüp üçgeninde tüm iş koşuşturmacasında çok yoruluyordum ve artık sabit bir yerimizin olmasını diliyordum. Sonuç : KENDİM için Erin yuvaya gitsin istiyordum ve bunu düşünmek bile kendimi yeterince “kötü anne” konumuna sokmama olanak sağlıyordu. “Ne fena bir anneyim çocuktan kurtulmaya çalışıyorum oysa ki aile büyükleri  ile daha kaç yıllar birlikte bu kadar aktif olacak onlarla kalsın” diyerek bu fena anneliğimden kurtulmaya çalışıyordum.</p>
<p>Ancak zamanla kurallar değişmeye başladı.</p>
<p>“anneee Kereme gidelim mi bugün? “<br />
“olum Kerem yuvada bugün”<br />
“tamam o zaman sen benimle oynar mısın? “<br />
“Tabii yemeklerimizi hazırlayım sonra oynarız”<br />
“ama şimdi oynamanı istiyorum”<br />
“ama olumm öğlen yemeğinde oyuncakları mı yiyeceğiz ?”<br />
“peki bana makkuin aç o zaman”</p>
<p>Ya da koca kişisinin önerdiği gibi parka gidiyorsak bir türlü yaşıtı ile karşılaşamaz duruma geldik.</p>
<p>Ya da herhangi bir komşumuz yok</p>
<p>Ya da <a href="http://www.benimleoynarmisinanne.com" target="_blank" rel="noopener">oyun gruplarındaki</a> tüm arkadaşları okula gidiyor</p>
<p>Ya da ya da ya da..</p>
<p>Erin aile büyükleri ile yaşamaktan büyümüş de küçülmüş kıvamında, bir o kadar mutlu ve benim içim huzurlu ama bir o kadar da “akranları ile olması gerek” cümlesi beynimde dolaşır şekilde yaşamaya başladığımız fark ettim. Ancak en büyük sorun Erin’in yuva meselesindeki sert tutumu: “anne ben maalesef okula gitmiycem” cümlesi beynimde yankılanan!</p>
<p>Bir gün yine “anneee hadi kereme gidelim mi? “ cümlesinin cevabını</p>
<p>“ama o yuvada” diye vermek yerine taa yaz başında duyduğum anaokulunun web sayfasını açarak:</p>
<p>“bak sefgilim böyle bir oyun evi var aaa bak ahtapot var burada gidip onunla tanışalım mı bugün? “ diye sorarak verdim.</p>
<p>“tamammm”dedi sanırım ahtapot hoşuna gitti</p>
<p>Tesadüf yuvanın sahibi bayan o gün bir randevusunu iptal etmişti ve bizi hemen kabul etti. Tesadüf mü dedim ?? :))</p>
<p>İçeri girdik. Bana merhaba demek yerine eğildi yere kadar Erin’e</p>
<p>“hallloo hoşgeldin senin adın ne?” dedi</p>
<p>Erin hiç de yabani tavrını takınmadan cevap verdi. İçeri geçtik.. sonrası: bu hafta denemeye başlayalım oldu ve 10 gündür her sabah gidip 12 de ayrılıyoruz. Bu hafta öğlen yemeğine geçtik, dün de babası 1 saat bırakıp çıkmış ve işte bugün de beni yolladı!</p>
<p>Evet binası kocaman bir tesis değil farkındayım ancak içerisinin sevgi doluluğu bir anda umut oldu bana. Perşembe günü başlayan maceranın bugün en çok korktuğum kısmına geldik: Erini bırakıp oradan çıkmak!</p>
<p>“Ofidersii” dedi beni yolladı. Söz verdiğim gibi saat 11 de geri döndüm. Aklına düşüp de yanıma gelmesi  11:30’u buldu. Öğlen yemeğinden sonra çıkmak istemedi ancak iznimiz bu hafta da öğlen yemeğine kadar.</p>
<p>Yazın başında adını Feriköy pazarda Şule’den duyduğum yuva! Aylardır “ ya burası da aynıysa” korkusuyla arayamadığım, son bir şansı hala elimde tutmak istediğim yer. Çocuğumun ve benim mutlu olabileceğimizi hissettiğim son yer olarak kalacak..kalmasını diliyorum! Ben değil Alpay bile içerideki enerjiden memnun, bu en büyük desteğim!</p>
<p>Şans dile bana sevgili okur..yeni yıldan fazla bir şey dilemiyorum bu sene. Öyle &#8220;<a href="../tamam" target="_blank" rel="noopener">wish list</a>&#8221; falan da yapmayacağım. Sağlık olsun, huzur olsun ah! bir de oğlum ve biz burada mutlu olalım.. hepsi bu ..ve tabii burada mutlu olabilmek için çalışmak da gerek ek olarak iş de olsun !</p>
<p>Not: Bu yazıyı yazdığım gün yayına sokmuyorum. Yayınlayabilmek için biraz daha zaman ihtiyacım var ama yazmadıkça hislerimi yitiriyorum. yazdım taslakta duruyor. Yeni yılda eğer herşey yolunda giderse yayınlanacak.</p>
<p>Not 2: Yeni yıla yaklaştığımız şu son günlerde hala herşey yolunda. Bu sabah &#8221; babaaa bugün ahtapoti var mı?&#8221; diye uyandı..&#8221;var&#8221; dedik.. &#8220;tamam biraz daha uyuyabilir miyim&#8221; dedi 🙂 Artık sabah bırakıp öğlen yemekten sonra alıyoruz. Yemekten sonra yatakların hazırlanmasına yardım etmek isteği de gelmiş. Haftaya yemekten sonra da kalma çalışmalarına başlayacağız. Bir sonraki yazım yuva yolunda yaşadığımız zorluklar ve alışma sürecimiz olacak. <a href="https://www.pi.web.tr/anaokulu-sorunlari" target="_blank" rel="noopener">Bir önceki yazımda</a> okuduklarımdan sonra bir tecrübenin ışık tutabileceğini düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>28</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Blogcu Baba:: Yuvalar</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alpay Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:41:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['Blogcu Baba']]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot poti]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapoti]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=4669</guid>

					<description><![CDATA[Yuva, çocuk eğitmek ve fiziksel gerçekler. Gene konumuz fizik. Ayça’ya ben yazı yazmayayım, sitenin tadı kaçar diyorum ama Ayça da muhakkak yaz diyor. Neyse. Yuva meselesinde gelinen nokta ve durumun özetini yaparak biraz sorun tespiti, biraz da gidilecek yol arayışı bulmaya çalışacağım. Ama tabii bunlar yaparken gene alışkın olduğum düşünme tarzından faydalanacak, fiziksel kuralları örnekleyecek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yuva, çocuk eğitmek ve fiziksel gerçekler.</p>
<p>Gene konumuz fizik. Ayça’ya ben yazı yazmayayım, sitenin tadı kaçar diyorum ama Ayça da muhakkak yaz diyor. Neyse.</p>
<p>Yuva meselesinde gelinen nokta ve durumun özetini yaparak biraz sorun tespiti, biraz da gidilecek yol arayışı bulmaya çalışacağım. Ama tabii bunlar yaparken gene alışkın olduğum düşünme tarzından faydalanacak, fiziksel kuralları örnekleyecek ve doğa gerçeklerinden yardım alacağım.</p>
<p><span id="more-4669"></span>Gene bir köyümüz var. Burada bir ırmak var ve ırmak içerisinde özel mineraller ile yeraltından çıkıyor. Bu özel mineraller benzetmemi yanlış anlamayın. &#8220;Kendinizi özel hissetmek gibi bir şey değil. Değişik demek istiyorum.  Bu mineraller florada bulunan bir bitki tarafından baskın olmak amacı ile kullanılırsa eğer bu bitki normalüstünde çoğalacak ve diğer tüm bitkiler üzerinde baskısını arttıracaktır.(Önceki yazıdan farkı yok. Aynı örnek) Diğer bitkiler ne yapacaktır? Özellikle bu bitkiden uzaklaşmaya çalışacaklardır. Onun doldurmadığı yerlerde yaşamaya yönleneceklerdir. Daha doğrusu baskın bitkinin ilgilenmediği yerlerde yaşamayı seçeceklerdir.  Kimi bitkiler onunla savaşmaya çalışacak, onun bu sudan aldığı mineralin kendisine de faydalı olması için çaba harcayacaktır. Sonucunda;</p>
<p>1a- Etken maddeyi faydaya dönüştürürse farkında olmadığı bir şey olacak, aslında diğer bitkiye benzeyen özellikler taşıyacak ama hiç bir zaman onun kadar etken olmayacaktır.<br />
1b- Etken maddeyi kullanmayı beceremezse, önceki haline geri dönecek ya da yok olacaktır.<br />
Yaşadığımız düzene ve plazalarda dönen dünyaya bir benzerlik fark ettiniz sanırım. Burada etken madde kapitalizm. Yani insanın yaşaması için gereken her şeyin olduğu dünyada bir de paraya olan ihtiyacının oluşturulmasını sağlayan dünya düzeni. Bu olmaya devam ettiği sürece bunu kullanabilen insanlar daha büyüyecektir. Bu insanlar olduğu sürece para kazanmak isteyecekler, istedikleri sürece zamanları olmayacak, zamanları olmadıkça kendilerini ve çocuklarını geliştiremeyecekler, geliştiremedikçe bunu yapmaları için başkalarını görevlendireceklerdir. Görevlendirdikleri insanlar da bu sistemde etken maddeden üstüne düşen payı arttırmaya çalışan mutasyon eğilimli (eğitimci, pedagoglar) olacaktır. Tabii bu kişileri tümünü kapsamak anlamında söylemedim. Çocuk yuvası eğitimi konusunda boşluğu dolduracak girişimciler anlamında. Sigara üreticileri de benzer yer dolduruculardandır. İphone üreticileri de, saat üreticileri de&#8230; Konumuz yuva ve eğitim olduğundan bu konudaki mutasyona uğrama ve etken maddeden faydalanma eğilimi kısmında eğitimci ve pedagoglar dedim. Anlaştık sanırım.</p>
<p>Peki, para kaygısı olmayan ve etken maddeden kaçmaya çalışanlar nerde. ? Onlar uzağa kaçma eğilimindeler. Ancak orada yaşayabilirler.</p>
<p>1a-Bunu hızlı becerenler hemen gizli bir köşe bulmuş orada yaşamlarını sürdürüyorlar. Sesleri çıkıyor mu? Hayır, bağırmıyorlar ama yolu yanlarına düşen herkesin kendilerinden olduklarını biliyorlar.<br />
1b- Beceremeyenler ve becermeye çalışanlar ne yapıyorlar. Ortamda fazla göze batmadan hayatlarını devam ettirecekleri bir köşe bucak bulmaya çalışıyorlar. Küçük ve kısık sesle www.pi.web.tr ve benzeri sitelerde yol yordam yöntem konuşarak paylaşıyorlar.</p>
<p>Sonuç:<br />
Etken maddeyi kullanma eğiliminde olmayan her bitki türü bu maddeden uzaklaşmak zorunda kalacak ya da değişmek zorunda kalacaktır. Değişenler yakın yaşayabilecek, değişemeyenler ölecek ya da yaşamak için bu bitkinin olmadığı  yani aslında etken maddenin ulaşmadığı yerlere ulaşmak zorunda kalacaktır.<br />
Bizim yaptığımız gibi düzeni değiştirme gücü olmayan ama hala düzen çevresinde yaşayan bitkilerde bu durum hakkında saldırgan, koruyucu, düzeltici mücadeleler vermeye devam edecekler  ama bu güçlerini tüketinceye kadar devam edebilecektir.</p>
<p>Kimileri güçlerini bu savaşta tüketecek ve taşınmayı beceremeyecek, kimi bitkilerde hiç savaşmadan hemen yeni yer bulmaya yönlenecektir. Bunların hiç biri diğerine göre değersiz ya da doğru yanlış gibi bir şey söylemiyorum. Umarım böyle anlaşılmadı.</p>
<p>Etken maddeden dolayı kabul edelim yuva meselesi diğer birçok mesele gibi sisteme uygun olmak zorundadır. Farklı beklentileri olan aileler bu beklentilerinin çözümünü bu sistem içerisinde bulamayacaklar ve sistemi de değiştiremeyeceklerdir.</p>
<p>Bir araya gelerek adacık kurmak dışında ya da taşınmaktan başka yaşama yolu yoktur. Adacıklarında ayakta kalma gücü katılım oranının çokluğu ile bağlantılıdır.</p>
<p>Şu anda sistemde ayakta kalmaya çalışan kira ve maaş ödeyen her yuva para ödeyen ailelerin isteklerine baş eğmek zorundadır. Sizin yememe listeniz gibi diğer para ödeyen ailenin de yeme listesi olacaktır. Orada bulunan tüm çocuklar etkileşimlerinden dolayı her zaman sistemin etken maddesi (adından belli ) etken olacaktır.<br />
Bu tür eğitim yuvalarının kesinlikle normal kapitalist işletme yöntemi değiştirilmelidir. Yani para ile işletilen yerler olmamalıdır.</p>
<p>Ne ile işletilebilir?<br />
Emek.</p>
<p>Açıklayayım, <a href="http://www.benimleoynarmisinanne.com">Benimleoynarmısınanne.com</a> ve oluşumu gibi ortak emek ve ortak çalışma kuralları ile işletilen bir sivil toplum projesi adacığı yaratmadan bu istediğiniz eğitim kalitesine ulaşılamayacaktır. Bunu yaratmış olan yerler varsa o adacıklarda buluşulmalı ya da bu adacık oluşturulmalıdır. Onun dışında terk etmekten başka seçenek bulunmamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
