<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beslenme &#8211; Pinik-Kuş | Ayça Oğuş Blog</title>
	<atom:link href="https://www.pi.web.tr/tag/beslenme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pi.web.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2024 09:55:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>HADİ HAM YAP</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/hadi-ham-yap/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/hadi-ham-yap/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Feb 2014 06:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ürün Önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[şeker zararlı]]></category>
		<category><![CDATA[şekerin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[hadi ham yap]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı çocuk atıştırmalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://pi.web.tr/?p=12304</guid>

					<description><![CDATA[Hadihamyap.com fikri internet üzerinde tanışan gönlünü mutfağa vermiş, çocuklarını doğru gıda ile beslemeye ve büyütmeye çalışan iki güzel annenin birlikteliği ile hayata geçmiş bugüne kadar gördüğüm en akıllıca ve sağlıklı atıştırmalıkların bulunabileceği bir mutfak. Kendi çocuklarına yedirmedikleri ve pişirmedikleri hiç bir gıda satışta değil !  “Organik/ekolojik tarım ürünlerinden yapılmış, içinize sinerek çocuğunuza yedirebileceğiniz sağlıklı ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hadihamyap.com">Hadihamyap.com</a> fikri internet üzerinde tanışan gönlünü mutfağa vermiş, çocuklarını doğru gıda ile beslemeye ve büyütmeye çalışan iki güzel annenin birlikteliği ile hayata geçmiş bugüne kadar gördüğüm en akıllıca ve sağlıklı atıştırmalıkların bulunabileceği bir mutfak. Kendi çocuklarına yedirmedikleri ve pişirmedikleri hiç bir gıda satışta değil !</p>
<p style="text-align: center;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-12309" alt="hadihamyap-1" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap-1.jpg" width="540" height="304" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap-1.jpg 900w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap-1-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /></p>
<p> “Organik/ekolojik tarım ürünlerinden yapılmış, içinize sinerek çocuğunuza yedirebileceğiniz sağlıklı ve lezzetli atıştırmalıklar” hazırlıyorlar.</p>
<p><strong>Neden mi ? </strong></p>
<blockquote><p>Çünkü çocuğunuzun aldığı gıdalar, kişiliğini ve düşüncelerini de etkiler. Yani sizin kalsiyum deposu sandığınız hazır meyveli bir yoğurt, çocuğunuzu huysuz, söz dinlemez, hiperaktif yapabilir, GDO’lu mısır şurubuyla yapılmış, içine koruyucu maddeler katılmış bir kek, çocuğunuzun zeka gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.</p>
<p>Her çocuk atıştırmayı sever, ama çocuklarımıza ancak çocukluk çağlarından itibaren verebileceğimiz “sağlıklı olanla sağlıksız olanı ayırma ve tercih edebilme” alışkanlığını da çok ama çok önemsiyoruz.</p></blockquote>
<p style="text-align: center;"> <img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-12310" alt="hadihamyap2" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap21.jpg" width="540" height="304" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap21.jpg 900w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap21-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /></p>
<p><strong>Nelere dikkat ediyorlar ? </strong></p>
<p>Öncelikleri kullandıkları hammadeler : Un, süt, yoğurt, sebze, meyve, yağ. Tümünü Türkiye&#8217;nin en temiz tarımının yapıldığı topraklarda, kimyasal gübre ve GDO’lu tohum kullanmadan, sadece yerli tohumlarla üretim yapan yerel çiftçilerden tedarik ediyor, çiğ süt kullanıyor ve yoğurdu kendileri mayalıyorlar.</p>
<p><strong>Şeker konusunda ise</strong></p>
<blockquote><p>Şeker konusunda ise karar vermek bizi de oldukça zorladı aslında. Önceleri balla veya pekmezle tatlandırılmış atıştırmalıklar yapmak üzere yola çıkmıştık ancak bal ve pekmezin yüksek ısıya maruz kalması sonucu ortaya çıkan istenmeyen maddelerden haberdar olduktan sonra “organik şeker” konusunu araştırdık. Türkiye&#8217;de malesef organik şeker üretilmiyor ve kullandığımız şekerin tamamı rafine ediliyor ve beyazlatılıyor. Oysa biz bunun da sağlıklı olanını araştırdık ve yurt dışından organik rafine edilmemiş ve beyazlatılmamış şeker kamışından üretilen esmer şeker getirtmeye başladık. Şimdi tüm tatlı ürünlerimizde (Granola tipler hariç) bu şekeri kullanıyoruz. Şeker konusundaki tercihimizi niçin bu şekilde kullandığımızı ünlü onkolog Prof.Dr.Erkan Topuz&#8217;un ağzından okumak için &#8220;Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa&#8221; başlıklı şu yazısını da paylaşmak isteriz : <a href="http://www.gidahareketi.org/Rafine-Seker-Zehir,-Dogal-Seker-Sifa-750-haberi.aspx">http://www.gidahareketi.org/Rafine-Seker-Zehir,-Dogal-Seker-Sifa-750-haberi.aspx</a></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-12311" alt="hadihamyap3" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap31.jpg" width="540" height="304" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap31.jpg 900w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/hadihamyap31-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /></p>
<p><strong>Ayrıca</strong></p>
<p>&#8220;Kendi çocuklarımıza yedirmeyeceğimiz hiçbir gıdayı satmıyoruz&#8221; derken hassasiyetlerini sadece kullandıkları malzemelerle sınırlı tutmayarak , birer anne olarak had safhada titiz davranarak hijyenik olarak da çok dikkatli çalıştıklarını özellikle vurguluyorlar</p>
<p><span style="line-height: 1.5em;">Sonuç itibariyle çocuğunuzu çocukları gibi görüyor, O’nun gelişimi için en sağlıklı, en lezzetli atıştırmalıkları hazırlıyorlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Peki ya teslimat ?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul içine özel kurye ile gönderim yapılıyor. Kurabiye grubupek gevrek, pek kırılgan olduğundan kurbiye gurupları hariç diğer ürünleri kargo ile İstanbul dışına da gönderebiliyorlar.</p>
<p>Hadi Ham Yap İletişim bilgileri aşağıda.</p>
<p><a style="line-height: 1.5em;" href="http://www.hadihamyap.com/">www.hadihamyap.com</a></p>
<p>Instagram : @hadihamyap</p>
<p>Twitter :  @hadihamyap</p>
<p>Facebook : <a href="https://www.facebook.com/Hadihamyap">https://www.facebook.com/Hadihamyap</a></p>
<p>Ben nefis kurabiyelerinden tattım özellikle ay çekirdekli olanı efsane. Sen de  gönderilecek iki paketten birini tatma şansını elde edebilmek için aşağıya bir yorum bırakıp belki başkaları da bu sağlıklı atıştırmalıklardan haberdar olsun dersen sosyal medyada da paylaşabilirsin.</p>
<p>Afiyetiniz olsun !</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/hadi-ham-yap/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>24</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>dayanamayıp</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 08:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun peşinden kaşıkla koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=7375</guid>

					<description><![CDATA[yazacağım.. yine bir ikea günü, öğlen yemek sonrası şu ortadaki oyun alanında biraz direksiyon çevirmece..arada seviyorum gidip gezmeyi hiç birşey almasam da. Yoğun geçen bir aralık ayından sonra boş kalmış, soğuk bir pazar günü için fena fikir değil 🙂 özellikle mutfak eşyalarını gezmeyi seviyorum arkadaş! kendimi tutmasam alacağım bir sürü şey ama ne gerek var! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>yazacağım..</p>



<p>yine bir ikea günü, öğlen yemek sonrası şu ortadaki oyun alanında biraz direksiyon çevirmece..arada seviyorum gidip gezmeyi hiç birşey almasam da. Yoğun geçen bir aralık ayından sonra boş kalmış, soğuk bir pazar günü için fena fikir değil 🙂 özellikle mutfak eşyalarını gezmeyi seviyorum arkadaş! kendimi tutmasam alacağım bir sürü şey ama ne gerek var! üstelik çok da kaliteli değiller bile! :)) hatta ve hatta evde koyacak yerim de yok..</p>



<p>Konu bu değil elbet. Şu oyun alanı! Her seferinde kalbim sıkışıyor ve artık Alpay&#8221; tek kelime bile etme sakın&#8221; diyerek oraya geliyor benimle. Kalbimi sıkıştıran şey oyun oynayan çocuklar değil elbet ama onlar oyun oynarken ellerinde çatal, çatalın ucunda köfte, oyun alanının etrafında hatta içinde o köfteyi çocuğun ağzına sokmaya çalışan anneler! Hatta dolaşmaya üşendikleri için bir uçtan bir uca çocuğun adını BAĞIRMAK suretiyle belki 10 defa söyleyen ve artık kulakları bu sese alışmış ve oralı olmayan çocuklar. Daha da ilginci elini havada tutan, ucunda köfteli çatalı da tabiii bir yandan yanındakiyle konuşup bir yandan artık refleks haline getirdiği çocuğun adını bağırma işlemi ile o köfteyi yedirme çabası! Ne çocuk anneyi duyuyor ne o köfte yeniliyor olan benim sinirlerime oluyor.Kimseyi yargılamıyorum, haddime değil zaman içerisinde bu davranış modeli doğal akışa tekabül ediyor ve refleks oluyor anladığım kadarıyla ama benim gördüğüm biz Türk annelerinin çocukların aç kalması ile ilgili ciddi bir problemi var (bir de üşümesi ile ilgili ama bu ayrı bir konu). Burada şimdi Türk olmak ya da olmamak ile ilgili yorumları duyar gibiyim ama dikkat edin: hiç bir Türk olmayan anneyi göremezsiniz çocuğunun peşinde gezerken. Zaten yapılan araştırmalarda bir Türkler bir de Çinliler bu davranış modeline sahipmiş, katıldığım <a href="https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari" target="_blank" rel="noopener">bir seminerde öğrenmiştim</a> bu bilgiyi de..</p>



<p>Yahu bırakın çocukları! YEMESİNLER! ÖLMEZLER! oyun oynayan çocuğun ağzına yemek tıkılır mı? Önce yemeğini yesin sonra oynasın ya da önce oynasın bitince yemeğini yesin. Bu kadar basit bir denklem! Hiç mi yemiyor AÇ KALSIN!!! acıkınca bakın nasıl da yiyecek !</p>



<p>Bu tabii sadece ikeada değil dışarıda yemek yediğim heryerde dişlerimi sıkmamı sağlayan bir manzara.</p>



<p>Ha diyeceksiniz senin çocuğun ? yiyemez efenim: oyun oynarken yiyemez. Yemeğini sofrada yer. Ha yer yemez bu onun sorunu! Yemezse aç kalır yerse doyar. Yemezse aç aç oynar yerse karnı tok oynar. Bu kural ara öğünler için geçerli değil bizde. Bazen odasındaki masasında çay saati yapıyoruz elbet 🙂</p>



<p>Ben yedirmek için bir şey yapmıyor muyum ? Hayır! Yerse ödülü doymaktır yemezse cezası aç kalmak. Bunu böyle sertçe yazdığıma da bakmayın. Geçen hafta balık ve makarna vardı. Balık yemek istemedi. Benim de tuttu işte aldım bir parça balığı makarnanın altına saklamak suretiyle ağzına kakaladım! Çiğnedi ve döndü bana</p>



<p><strong>&#8220;annee bu yaptığın hiç hoş değil biliyor musun? &#8220;</strong></p>



<p>dedi</p>



<p>Evet haklı bu yaptığımız hiç hoş değil! Bazen canımız yemek istemeyebilir, bazen canımız yemeği seçmek isteyebilir, bazen canımı oyun oynamak isteyebilir.. bazen bazen bazen.. biz insansak bu haklarımız varsa onlar da insan!</p>



<p>Düşünün mesela sizin canınız spor yapmak istiyor ve biri peşinizde çatalla&#8221; aa yok yok sen doymadın bilmiyorsun&#8221; diyerek yemek yedirmeye çalışıyor!</p>



<p>Eğer böyle bir durumdaysanız okuyabileceğiniz ve yüreğinize sular serpen en önemli kitap <a href="http://www.idefix.com/kitap/cocugum-yemek-yemiyor-carlos-gonzalez/tanim.asp?sid=K4DFE0ZENY0Y2GNLTLK2" target="_blank" rel="noopener">ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</a> olacaktır. Yukarıda bahsettiğim durum için de açıklamaları mevcut, özellikle yemek saatinde yapılmaması gerekenler bölümü yadığım konuyu net bir şekilde açıklıyor.</p>



<p>Bu konuya ilk kafayı takışım değil elbet.. <a href="https://www.pi.web.tr/yemek-yedirmek-hakkinda" target="_blank" rel="noopener">burada da bazı öneriler toplamışım.</a></p>



<p>Daha ek gıdalara geçişte yemek yemeyi bir zorunluluk haline getirdiğimizde yukarıdaki senaryoların ileriki yaşlarda oluşması gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz. Aynı tuvalet iletişimi gibi bir de yemek iletişi olmalı. Bu çok doğal bir süreç.. yaşamak için yememiz gerek ve bunu olay haline döüştürdüğümüzde sıkıntılar baş gösteriyor. Doğal bir süreçi yaşamımızın içinde var olan, rutin saatlerde rutin şekilde yapılan bir eylem.. keyif alarak yapılmalı ve kabusa dönüştürülmemeli bence.. Carlos Gonzalesin dediği gibi</p>



<p>Israr etmeyin.. birlikte eğlenin !</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>gıda a.ş belgeselinin sonundaki yazılar</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/gida-a-s-belgeseli/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/gida-a-s-belgeseli/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 23:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[food]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda A.Ş.]]></category>
		<category><![CDATA[inc.]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<category><![CDATA[ntv yeşil ekran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=5645</guid>

					<description><![CDATA[Belgesel bir korku filminden farksızdı kaçıranlar 24 temmuz saat 14:10 da NTV de seyredebilir. Belgeselin sonunda çıkan yazıları kaydetmek istedim, Bingül teşekkürler (blogun olsa link verecektim 😀 )Bazı maddeler bizim ülkemize uymuyor ama çoğu dünyamızı bizi ve sağlığımızı ilgilendiriyor. Bu sistemi değiştirmek için oy verebilirsiniz: Günde üç öğün. İşçilere, hayvanlara,çevreye saygısı olan firmalarin ürünlerini satın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Belgesel bir korku filminden farksızdı kaçıranlar <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24928020/" target="_blank" rel="noopener">24 temmuz saat 14:10 da NTV </a>de seyredebilir.</p>



<p>Belgeselin sonunda çıkan yazıları kaydetmek istedim, Bingül teşekkürler (blogun olsa link verecektim 😀 )<br>Bazı maddeler bizim ülkemize uymuyor ama çoğu dünyamızı bizi ve sağlığımızı ilgilendiriyor.</p>



<p>Bu sistemi değiştirmek için oy verebilirsiniz: Günde üç öğün.</p>



<p>İşçilere, hayvanlara,çevreye saygısı olan firmalarin ürünlerini satın alın.</p>



<p>Süpermarkete gittiğinizde, mevsiminde olan ürünleri satın alın.</p>



<p>Organik gıdalaları satın alın.</p>



<p>Yemeğinizde ne olduğunu bilin.</p>



<p>Etiketlerini okuyun.</p>



<p>Bir gıda çiftliklerden süpermarketlere gelene kadar ortalama 2 bin 400 km yol aşıyor.<br>Kendi bölgenizde yetişen ürünleri satın alın.</p>



<p>Alışverişinizi çiftlliklerden yapın.Küçük de olsa bir bahçeniz olsun.</p>



<p>Ailenizle birlikte yemek yapın ve birlikte yiyin.</p>



<p>Herkesin sağlıklı yemek yeme hakkı vardır.</p>



<p>Çiftliklerdeki marketlerin gıda kuponu aldiğından emin olun.</p>



<p>Okul idaresinden sağlıklı öğle yemekleri çıkarmalarini isteyin.</p>



<p>Gıda ve İlaç dairesi ve Tarım Bakanlığı sizi ve ailenizi korumakla yükümlüdür.<br>Meclisten gıda güvenlik standartlarını yükseltmelerini ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kevin%27s_law" target="_blank" rel="noopener">Kevin Yasasın</a>ı tekrar oylamalarını isteyin.</p>



<p>Yemek duanizda Tanrı&#8217;dan bizi ve gezegenimizi sağlıklı tutacak gıdalar dileyin.</p>



<p>Her lokmanızla dünyayı değiştirebilirsiniz.</p>



<p>Değişime aç mısınız?<br>takepart.com adresine girin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/gida-a-s-belgeseli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne yersek O&#8217;yuz!</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/ne-yersek-oyuz/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/ne-yersek-oyuz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 11:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[defne koryürek]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Sahibi Damaklar]]></category>
		<category><![CDATA[ne yersek oyuz]]></category>
		<category><![CDATA[Süt]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=5641</guid>

					<description><![CDATA[Daha önce Banu blogunda yayınlamıştı link vermek için aradım bulamadım o yüzden videoyu buldum. Bir önceki yazımdan sonra bunu da eklemek istedim dinleyin 🙂]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce <a href="http://www.miracik.com/" target="_blank">Banu</a> blogunda yayınlamıştı link vermek için aradım bulamadım o yüzden videoyu buldum.<br />
<a href="https://www.pi.web.tr/?p=5631" target="_blank">Bir önceki yazımdan</a> sonra bunu da eklemek istedim dinleyin 🙂<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="229" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9069327&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="229" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9069327&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/ne-yersek-oyuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemekten Önce Seyretmeyin!23 Temmuz Cuma saat 22.00&#8217;de NTV&#8217;de</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/yemekten-once-seyretmeyin23-temmuz-cuma-saat-22-00de-ntvde/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/yemekten-once-seyretmeyin23-temmuz-cuma-saat-22-00de-ntvde/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 22:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[besdlenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Sahibi Damaklar]]></category>
		<category><![CDATA[food]]></category>
		<category><![CDATA[food inc.]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda A.Ş.]]></category>
		<category><![CDATA[inc.]]></category>
		<category><![CDATA[ne yersen osun]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=5627</guid>

					<description><![CDATA[“Yılın en önemli filmlerinden biri” San Francisco Examiner “Food,Inc. medenileşmiş bir korku filmi&#8230; estetik bir şekilde cilalanmış, politik açıdan çok istikrarlı” VARIETY “Özlü ve ilgi uyandıran bir yapım” TIME MAGAZINE “Gıda endüstrisinin içinden çok ilginç bilgiler ve daha fazla şok edici şey&#8230;” ABC SYDNEY NTV Yeşil Ekran&#8217;nın yine çok ses getirecek 2010 Oscar adayı belgesel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Yılın en önemli filmlerinden biri” San Francisco Examiner</p><p>“Food,Inc. medenileşmiş bir korku filmi&#8230; estetik bir şekilde cilalanmış, politik açıdan çok istikrarlı” VARIETY</p><p>“Özlü ve ilgi uyandıran bir yapım” TIME MAGAZINE</p><p>“Gıda endüstrisinin içinden çok ilginç bilgiler ve daha fazla şok edici şey&#8230;” ABC SYDNEY</p></blockquote>



<p>NTV Yeşil Ekran&#8217;nın yine çok ses getirecek 2010 Oscar adayı belgesel filmi &#8216;Gıda A.Ş./Food,Inc.&#8217; 23 Temmuz Cuma saat 22.00&#8217;de NTV&#8217;de.<br><a href="http://denizhaninseyirdefteri.blogspot.com/" target="_blank" rel="noopener">Özge</a> teşekkürler paylaştığın için</p>



<p><object width="480" height="385" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/UXSxJF43XGA&amp;hl=en_US&amp;fs=1"><param name="allowfullscreen" value="true"><embed width="480" height="385" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/UXSxJF43XGA&amp;hl=en_US&amp;fs=1" allowfullscreen="allowfullscreen" allowscriptaccess="always"></object></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/yemekten-once-seyretmeyin23-temmuz-cuma-saat-22-00de-ntvde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çıkalım şu marketen</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/cikalim-su-marketen/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/cikalim-su-marketen/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 11:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğumu nasıl beslemeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[market alışverisi]]></category>
		<category><![CDATA[organik pazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=4677</guid>

					<description><![CDATA[Çıkalım şu marketten!!  20/09/2009 SUNAY DEMİRCAN Markete gittiniz. Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik yeşil etiketleri, tek renk, tek ses, tek yürek halleri, yüksek fiyatlarıyla tezgâhların yıldızı, kan kırmızı domatesler. Yemediniz mi daha? Yiyeceksiniz! Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları. “Tatmin olma” duygusu köreltilmiş, “yeter” sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zekâ ürünleri onlar. Onlara [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=955333&amp;Date=27.09.2009&amp;CategoryID=42" target="_blank"><strong>Çıkalım şu marketten!!  20/09/2009 SUNAY DEMİRCAN</strong></a></p>
<p style="text-align: center;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-4678 aligncenter" title="Untitled-1" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2009/10/Untitled-1.jpg" alt="Untitled-1" width="158" height="198" /></p>
<p>Markete gittiniz. Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik yeşil etiketleri, tek renk, tek ses, tek yürek halleri, yüksek fiyatlarıyla tezgâhların yıldızı, kan kırmızı domatesler. Yemediniz mi daha? Yiyeceksiniz! Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları. “Tatmin olma” duygusu köreltilmiş, “yeter” sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zekâ ürünleri onlar. Onlara şimdi domates diyorlar. Devasa seralarda, tümüyle bilgisayar kontrolünde, topraksız koşullarda (su kültürü) yetişiyorlar. Her birinin köküne birer serum hortumu bağlı, damla damla dökülüyor azotlar, fosforlar, kalsiyumlar&#8230; Hava mı lazım? Pompalar var, suyun içine gerektiği kadar hava basıyor. Güneş mi lazım? Cıvalı ampuller var, fotosentezi artıran yüksek basınçlı ışık basıyor. Kuş mu lazım? Aşkolsun! Zamanı gelince, salınıyor bambus arıları içeri, dölleniversinler, kurda kuşa muhtaç olmadan. Çünkü onlar doğanın güvensiz derbederliğine terk edilemeyecek kadar değerliler. Onlar, öbür dünyaya giderken yanımızda götüreceğimiz yatlar, katlar, plazmalar, plazalar.</p>
<p>Hâlâ markettesiniz. Süt içip kemikleri geliştirmek gibi bir inancın peşinde, dolaşıyorsunuz raflarda. O, beyaz sıvının içinde protein, vitamin, bir sürü bakteri, mineral filan olduğunu düşünüyorsunuz. Nasıl söylemeli, bilmem ki? Aramızda kalsın ama, onun içinde artık bir şey yok! İyisi mi bunu size, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın söylesin: “Süt sağlıklı bir içecekken, raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline getiriliyor. Bu işlemlerle sütün içindeki tüm bakterileri öldürülüyor. Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor, sindirim enzimlerini tahrip ediyor, tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır.”<br />
Hadi bunları geçtik bir kalem. Siz o sütü veren ineğin başına gelenlerden haberdar mısınız? İnek inek olmaktan çıkalı çok oldu. Ağaç talaşı, mermer tozu dahil önüne konan her şeyi yiyen, bol hormon ve antibiyotikle ayakta durabilen, deri kaplı et parçaları onlar. Günde 100 kilo süt veren inek yaptılar! Ne demek biliyor musunuz bu?</p>
<p><strong>Alışverişe devam</strong><br />
Market arabasını sürmeye devam. Üzümleri gördünüz mü? Sanki bağdan yeni gelmişler. Dipdiri, ipiriler. Nereden geliyor bunlar? Şili’den. Şili mi? Evet! Kaç gündür buradalar? Üç-beş gün oldu. Düşünün, Şili’nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda buralara geliyor.</p>
<p>Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de üç-beş gün daha, bana mısın demiyor mübarek. İyi ama, nasıl? Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela: Dane büyüklüğünü artırır, dane ağırlığını artırır, dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, tam olgunlaşmada bile daneye parlak sarı yeşil rengini verir, güçlü üzüm çöpüne rağmen dane sıkıca sapa bağlı kalır, bu yüzden yükleme taşıma esnasında danelenme nedeniyle olabilecek kayıplar azalır, dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir, yüksek kalite ve standart sağlar, raf ömrü uzar.<br />
“Oyy! İçime fenalık geldi, çıkart beni buradan” diye feryatlar eden okura biraz sabır.</p>
<p>Kayseri’ye gittiniz, eh dönüşte adettir memlekete biraz mantı götürülür. En ünlü mantıcının önünde durdunuz. Yol uzun ama mantılar vakumlu paketlerde, hiçbir şey olmaz bunlara. “Taaa Amerika’ya gönderiyoruz biz, hiç merak etmeyin” diyor satıcı. Aldınız birkaç paket, doğru evdeki derin dondurucuya. Günün birinde canınız çekti, attınız mantıları kaynar suya. Ama bu nasıl tat? Kıyması mı farklı, ne? Cahillik içinde yüzen okura bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazının zamanla gıdayı zehirlemesinden kaynaklanan tat. Şimdilerde adlarına “gıda gazı” diyorlar.</p>
<p>Besinlerin raf ömürlerini uzatmak için içlerini gazla dolduruyorlar. Azot gazı da oksijen istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı görünsün. Yasal bunlar, girin internete “gıda gazı” diye, görün neler yediğinizi raf ömrü uğruna.<br />
Daha durun! Petunya ve karnıbahar geni konmuş mısırlardan yapılan cipsleri de yiyeceksiniz. Geceleri de bahçenizi denizanası geniyle donatılmış buğdaylarla aydınlatacaksınız. Diyebilirsiniz ki, “hep olumsuz tarafından bakma, bu gelişmeler olmasa açlığın önüne geçilemez”. İyi ama açlığın nedeni gıda üretimindeki yetersizlik değil ki! Tam tersine, bugün dünyada gıda üretiminde fazlalık var. Öyle ki, tüm üretilen besinleri toplayıp dünyadaki insan sayısına bölseniz, kişi başına günlük 2720 kilokalori gıda düşüyor. Bu hepimizi besler de, yusyuvarlak bile yapar. Sorun gıda üretiminin yetersizliği değil, aç olanların gıda alacak paralarının olmaması.</p>
<p>Ama, daha da vahimi, biz de o süt, domates, üzüm gibi oluyoruz. Neye ağlayıp neye güleceğimizi birileri bize anlatıyor. Kimi sevip kimden nefret edeceğimizi de. İnsan ilişkilerini artık klavye ve monitor üzerinden kuruyoruz. Tanışmadığımız insanlarla klavyelerle kavga ediyoruz. Gün geliyor, öldürüyoruz. Adına “bilgi” dedikleri rafine verilerle zihnimizi doldurup enselerinde barkod yapıştırılmış mamül ürünler oluyoruz. Bir an önce çıkmak lazım bu marketten, hadi durmayın, acele edin. Çıkın dışarı, “Ben sütçümü, yoğurtçumu istiyorum” deyin. “Eciş bücüş mısırları, yamuk yumuk pembe domatesleri de istiyorum” deyin. “Adını, sanını, derdini tasasını bildiğim manavımı da istiyorum” deyin. Hele bir başlayın istemeye, arkası gelir mutlaka. Benden söylemesi, yoksa yapıştıracaklar barkodu ensenize.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/cikalim-su-marketen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Blogcu Baba:: Beslenme hakkında</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/beslenme-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/beslenme-hakkinda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alpay Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 11:40:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['Blogcu Baba']]></category>
		<category><![CDATA[babalar ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=4651</guid>

					<description><![CDATA[Beslenme, bilim, yaşam konularında bazı ayrıntıları gözden kaçırıyoruz bence. Batı biliminin en büyük sorunu, sorunları global olarak algılayıp global çözmeyi düşünme eğilimidir. Tüm insanları ilgilendirdiğini düşünüp, tüm insanlar için çözümler üretme eğilimidir. Bu açıkça yanlıştır. Her birey kendi özel mekanizması ile çalışarak ilerler. Her bireyin problemleri kendi içinde olduğu gibi doğal denge ve kuantum gereği, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme, bilim, yaşam konularında bazı ayrıntıları gözden kaçırıyoruz bence. Batı biliminin en büyük sorunu, sorunları global olarak algılayıp global çözmeyi düşünme eğilimidir. Tüm insanları ilgilendirdiğini düşünüp, tüm insanlar için çözümler üretme eğilimidir. Bu açıkça yanlıştır.</p>
<p>Her birey kendi özel mekanizması ile çalışarak ilerler. Her bireyin problemleri kendi içinde olduğu gibi doğal denge ve kuantum gereği, çözümlerini de kendi içinde barındırmaktadır. Plasebo etkisi denen konu, akupunktur bunun en ayrıntılı incelendiği bilimsel dallardır.</p>
<p>Bilim, akıl yöntemi olarak tez, antitez, sentez yöntemini kullanmak zorundadır. Gerek para gerek kariyer sebepleri ile bu yöntemi atlayan, bilerek gizleyen bilim adamları ve bilim kuruluşları muhakkak vardır.(VAR :))</p>
<p>Bize son kullanıcı olarak ilgimiz ve bilgimiz doğrultusunda sentez bilgileri ulaşır. Adından da anlaşılacağı gibi aynı tez, antitez bileşkesinden farklı bir senteze ulaşmakta mümkündür.</p>
<p>Bilim çevrelerinin bu sene savunduğu şeyleri bir sonraki sene terk etmesi bu sebeplerden kaynaklanmaktadır. Sentezi tamamen doğru olarak algılayıp hayata geçirmek bu sebeplerle kimi insanlar için olumlu sonuç verirken diğerleri için etkisiz, kimileri içinde çok kötü etkilerle sonuçlanacaktır.</p>
<p>Örnek vererek konuyu daha anlaşılır kılmaya çalışalım. Doğa dengedir. Her problem içinde çözümünü de içerir.</p>
<p><span id="more-4651"></span> Diyelim ki suyunda böbrekleri kötü etkileyen bir etken madde olan bir köy var.</p>
<p>Bu köy çevresi doğal denge gereği muhakkak bu etken maddenin sebep olduğu bir etki ile gelişecektir. Yani etken madde bu madde işine yarayan bir çiçek tarafından emilerek besin olarak kullanılacaktır.</p>
<p>Bu bitki florada avantajlı hale gelecektir. Çünkü su aracılığı ile sevdiği bir etken madde sürekli gelmektedir.</p>
<p>a1-Bu insanlar tarafından yenemeyecek bir bitki ise bölgesel olarak açlık sorunu yaşanacak, bölge insanların yaşayamadığı bir hal alacaktır. Eğer bu olay çok eski zamanlarda gerçekleşiyorsa insanlar orayı terk edecektir. Böylelikle böbrek hastalıklarından kurtulacaktır.</p>
<p>Ama günümüzde yaşanıyorsa araçlarla oraya yiyecek taşınacağından insan yaşamaya devam edecek ve böbrek hastalıkları yaşanacaktır. Batı bilimi böbrek nakli yapmaya uğraşacaktır. Suyun etkisini keşfetmek çok uzun ve masraflı bir süreçtir.</p>
<p>a2-Eski zamanlardayız gene. Diyelim ki bu bitki insanlar tarafından yenebilecek bir bitkidir. Bu durumda bu suyu içen insanlar zehirlenecek ama ucuz ve çok olan bu bitkiyi yiyerek bitki içindeki etken madde ile bunu absorbe edecektir. Bu bitki olmadan bu su, bu su olmadan bu bitki zehirleyici etki yapacaktır. Bu sebeple bu bitki güzel diyerek yapılan paketleme ve ihraçlar sonucunda bu bitkiyi tüketen başka bölge insanları zehirlenecektir.</p>
<p>Çözüm nedir peki. Nasıl davranacak, konuları nasıl değerlendireceğiz.</p>
<p>Bunun için iki yöntem bulunmaktadır: akılcı yöntem ve duyusal algı yöntemi.</p>
<p>b1-Bilimsel sonuçlar, sentez kısmı yerine, tüm kısımları (Tez, antitez) ile önemli olmalıdır. İlgisiz gibi gördüğünüz birçok araştırmada kafanızda olan başka bir problemin çözümünü bulabilirsiniz. Tez ve antitez verilerinin de sizin bölgesel verilerinize uygun ayrıntılar gizli olabilir. Bu inceleme ve bilgilenme verileri sonucunda akıl ile tartarak sonuca ulaşabiliriz.</p>
<p>Burada önemli bir ayrıntı, bilgilenmeyi devam ettirerek değişen şartlar ile kararları da değiştirebilme esnekliğini korumak gereklidir.</p>
<p>b2-İkinci yöntem ise bana göre en az diğeri kadar ilginç bir konu ama anlatması çok zor. Deneyeceğim.</p>
<p>Diğer yöntemde olduğu gibi bu yöntemde de bilgi kirliliği yaratan bir para, kariyer etkisinden söz etmek gereklidir. Bunları gene dışarıda bırakalım. Başka bir post konusu çünkü.21. yüzyılda bu teknoloji çağındayız. Ama organik parçacıklarla donanmış vücudumuz teknolojisinin yakınında bile değiliz. Gözlerinizi kapatın yakında biri sizin herhangi bir yerinize dokunsun. Birçok veri anında aklınız düşer. Dokunma yeri, şiddeti, tehlikesi, kim olabileceği, vs.. Gözümüzü düşünün tamamen organizma ile görmek duymak  algılamak vs..  21. yüzyıl teknolojimiz söylendiği gibi hiçte ilerde değil. Söylemde yüksek teknolojimiz bu türde veri transferlerinin yakınında bile değil.</p>
<p>Çok yakın bir zamanda keşfedildi ki tırnaklarımız üzerine usb diskler gibi verilen yazılabiliyor. Organ hafızası diye bir konu var. Böbrek aktarılan bir alıcı uyandıktan sonra vericinin sevdiği yemekleri sever hale geliyor.</p>
<p>Şimdi anlatmak istediğim vücudumuz tamamen bize ait özel bir laboratuardır. Orada deneyler yapabiliriz, sonuçları saklayabiliriz. Sonra kullanmak için arşive ve bilgi bankasına sahibiz. Verileri derleyebilir, istediğimiz zaman ulaşabiliriz. Yemeğin tadına bakar sever ya da sevmeyiz. Bu bir deneydir. Sonuca ulaşır. İçine bir şey katar ve yenecek hale getiririz ya da yemeyiz. Yani aslında yaşamak için tüm gerek duyduğumuz duyulara sahibiz. Şimdi beslenme konularını içerisine alacak bir bakış atalım.</p>
<p>Biz beslenme alışkanlık ve değerlendirmelerimizi akılla mı yoksa duyularımızla mı yapmalıyız?</p>
<p>Gene bir köy düşünelim. Yüzyıllardır var olan bir köy. Daha maden ocakları ve yeraltını sömüren su kuyuları yok. Bu köyde hangi mantar yenir hangisi yenmez, nerden su içilir, nerde ne zaman balık olur vs.. tüm veriler toplumsal hafızada yerini almış. Bu köyde artık yeni bir şey olmaz. Araba kullanmak gibi, veri kullanımı otomatize olmuştur. Bu köyde söylediğim türde etkiler olmadığı sürece yeni bir deneyim yaşanması zor gibidir. Bu köyde yaşamak için artık çok akla gerek yoktur. Ama duyular önemlidir. O günkü vücut dengenize göre bazı besinleri tüketir bazılarını tüketmezsiniz.</p>
<p>Bir gün köye gene bir paragöz, suni gübre getirir. Amacı belli. Bunun sonucunda oluşacak çileği o köylü yer ama duyuları açık olduğundan bunu beğenmez ve tüketmez. Ben birçok gezimde gerek bölgesel şartlardan gerekse bu tür sebeplerden biz şehirlilerin kullandığı birçok besini köylülerin beğenmediğini gözlemlemişimdir ya da tam tersi orda yediğiniz armudun tadını hatırlayın yeter.</p>
<p><strong>Biz vücut laboratuarımızın duyularını kaybettikçe beslenmede aklı kullanma eğilimimiz artıyor. </strong></p>
<p>Bu artış daha çok bilgi ihtiyacı doğruyor. Ama modern bilimde bu kadar veri yok. Mesela sütün bağırsaklarda besin olarak algılanmadığı verisi var. Ama buna para ayırıp araştıran yok ya da araştırıp bulan var ama biz bu bilgiye ulaşamıyoruz. Başka veriler de geliyor. Derya Baykal ve yanındaki bilim insancığı gibi. Bu aşırı bilgi yüklenmesi ve içlerinde yalan bilgi yüklemesi olan durum bizim beyinlerimiz tarafından iyi değerlendirilemiyor.</p>
<p>Buna yetkin olan insanlar tercihlerini ona göre yapıyor ama ya diğerleri. Hangisi yalan hangisi doğru.</p>
<p>Burada zorunlu olarak bir seçim bekliyor bizi.</p>
<p>-bilmeyeceğiz</p>
<p>-bilmek için çok çaba sarf edeceğiz.</p>
<p>-doğal duyularımızı uyandırıp, vücut laboratuarımızı kullanmaya başlayacağız.</p>
<p>Tabii hepsinin içinde akıl ve bilgi kullanacağız. En azında bilinen kimyasal etkilerden uzak duracağız. Benim kendi adıma seçimim 3.sü. Ben akıl baskısından uzak bir kalp gözüne inanıyorum.</p>
<p><strong>O bize her şeyi açıkça söylüyor. Anlamamak için direnen bir akla sahip değilsek  eğer.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/beslenme-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 10:51:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[SSS]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=1177</guid>

					<description><![CDATA[En çok gelen sorulardan biri de bu: Erin&#8217;i nasıl besliyorum? Öncelikle ilk 6 ay SADECE anne sütü aldı Erin. Doğru emzirme ve süt sağma işlemi ile sütün az olduğu ya da olmadığı günlerde mama takviyesi almak durumunda kalmadan sadece anne sütünü aldı. 5,5 ay itibari ile öğün olarak değil ancak tattırmak amaçlı ilk verdiğim gıda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En çok gelen sorulardan biri de bu: Erin&#8217;i nasıl besliyorum?</p>
<p>Öncelikle ilk 6 ay SADECE anne sütü aldı Erin. Doğru <a href="https://www.pi.web.tr/emzirme" target="_blank">emzirme ve süt sağma</a> işlemi ile sütün az olduğu ya da olmadığı günlerde mama takviyesi almak durumunda kalmadan sadece anne sütünü aldı.</p>
<p>5,5 ay itibari ile öğün olarak değil ancak tattırmak amaçlı ilk verdiğim gıda evde yapmış olduğum yoğurt oldu. Genelde akşamüzeri az mikarda verdim.Bir hafta sonra elma püresi ile meyvalara başladım daha sonraki hafta havuç ve patates ile sebzelere.<br />
6. ayını doldurduğunda hemen hemen tanışması gereken tüm gıdalar ile tanıştı. 6. ay sonunda bir dönem uyumadığını düşünerek aptamil 2 verdim, kavanoz mamalarını denedim, sütlü pirinçli kahvaltılar denedim ancak Erin hepsine &#8220;bööğğ&#8221; yaptı tam da bu sırada tanıştığımız doktor sayesinde Erin&#8217;e yemek konusunda bir ayrıcalık yapmadan normal yeme düzenine geçtim.<br />
3 ana öğün 3 ara öğün olmak üzere sofra düzeni kurarak başladık işe. Tüm öğünleri beraber masada yedirmeye özen gösterdik.Şimdi bunun sonucunda Erin masa hariç hiçbir yerde yemeğini yemiyor yani sonuç verdi. Yemediği zaman sofradan kaldırıp bir sonraki öğüne kadar isterse anne sütü haricinde bir şey vermedim.</p>
<p>(7. aydan itibaren)</p>
<p>Sabah kahvaltı:<br />
Meyva püresi,yarım dövülmüş ceviz,bir tatlı kaşığı kadar pekmez,tuzu alınmış beyaz peynir( keçi ya da koyun) ve eline hafif ısıtılmış ekmek bazen evde yapılmış bazen Kastamonu pazarından alınmış..asla pakete girmiş hazır ekmeklerden değil. Bazen yumurtanın sarısını koyuyorum ama Erin sevmiyor arada tadını alırsa kahvaltıyı bırakıyor 🙂 İçecek olarak bir kaç ıhlamur çiçeğini kaynar suda bir kaç dakika bekleterek verdiğim çay. Bazen içine bir tutam rezene ve anason ve bir iki papatya koyuyorum.10. aydan itibaren zeytinde tattırdım. Hep beraber kahvaltı ediyorsak ya da kahvaltı sofrasında kalabalık varsa kendi kahvaltısı dışında zeytin, dil peyniri,küçük ekmek üzerine sürülmüş tahin-pekmez gibi onunda hoşuna giden sofraya katılımını gerçekleştiriyoruz. Yumurtayı çok da zorlamadım çünkü yumurta alerjen bir besin ve 1 yaşına doğru veririm nasılsa diye düşündüm şimdi 11 ayı bitti gün aşırı kahvaltısına yarım yumurtanın sarısını koyuyorum.</p>
<p>Ara öğün: genelde Erin sabah kahvaltısından 1 saat sonra sabah uykusuna geçtiğinden bu öğünü atlıyoruz.Ancak öğlen ile akşam yemeği arasında ara öğünü mutlaka alıyor. Bu öğünde genelde meyva püreli yoğurt, irmik ile beraber az suda pişirdiğim meyvalar ya da yulaf ile pişirdiğim taze meyveler oluyor. Bazen evde kurabiye yapıyorum ama nadir olarak biraz yoğurt yedirip eline kurabiyesini veriyorum.</p>
<p>Öğle yemeği/ Akşam Yemeği:</p>
<p>Bu iki öğünde o gün ne yaptıysam onu veriyorum. Yemekleri günlük yapıyorum ve yaptığım yemek 24 saat içerisinde hepimiz tarafından tüketiliyor.Genelde sebze çorbaları yapıyorum. Hindi, tavuk, et ile pişiriyorum. Haftada bir gün kırmızı et bir gün yeşil mercimek. Hemen her gün taze yapılmış yoğurt bir öğünde veriyorum.Sebze yemeklerini mevsim sebzesi ile yapıyorum mevsimi olmayan sebzeyi eve sokmuyorum. Sulu köfte yapıyorum köfteyi yoğururken içine bulgur,havuç, soğan, maydanoz, kereviz sapı gibi sebzeler koyuyorum pişirirken kereviz, havuç , patates, bezelye gibi sebzeleri de ekliyorum.Bu yemekleri püre yapmıyorum genelde çatalla eziyorum hele tel süzgeç hiç kullanmadım ilk baştan beri pütürlü veriyorum. Bunun sonucunda önüne küçük tavuk, köfte parçaları koyunca yer hale kısa sürede geldi. Ana yemeğini yerken mama sandalyesinin üzerine bazen haşlanmış pirinç, erişte, makarna gibi karbonhidratları koyuyorum eliyle yemeyi hem seviyor hemde istediği kadar yiyor. Her yemeğin içine mutlaka bir diş sarmısak atıyorum.Yemeklere yağı pişirdikten sonra koyuyorum illa zeytin yağı diye bir takıntım yok arada tereyağı da koyuyorum.Bazen kendime menemen yapıyorum bunu taze domates( yazın bolca alıp dipfirze atıyorum kışın üretim domates yemekten daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.)tereyağ ve yumurta ile yapıyorum Erin&#8217; e de yemeğinin yanında veriyorum yani yumurtanın beyazını sarısını ayırmadan kullandığım tek yer burası. Menemeni bir insanın canı ne kadar sık çeker ?? o kadar sıklıkta yiyiyor yani :))<br />
Balık ise ben 8aydan itibaren tattırmaya başladım .. Marmarada tutulmuş balıkları kesinlikle tercih etmiyorum, evet tüm denizler artık kirli ama Marmara &#8211; dalışçı arkadaşlardan bildiğim için &#8211; rezalet.. hele hele dip balıklarını asla.. mevsiminde ne balık varsa onu veriyorum özellikle hamsiye bayılıyor.Bir kere mezgit verdim akşamına olduğu gibi uykusunda çıkarttı o yüzden cesaret edemiyorum. Lüfer yiyor hamsi yiyor bu dönemde ama sebzeyle karışık bir yemek halinde vermiyorum, normal yemeğini yiyiyor arada yetecek kadar balığı elimle yediriyorum.</p>
<p>Neler vermiyorum: paket içerisine girmiş tüm gıdalar ancak çok arada bir arkadaşı yiyorsa bir iki adet bebe bisküvisi ya da<br />
arabada bazen uyumaması için çubuk kraker üzerindeki tuzları atarak 🙂<br />
Biberon maması, kavanoz mamaları, sütlü pirinçli karışımlar ( üzerinde organik yazsa dahi ) tuz, şeker, salça asla.Yemeklere her zaman taze domates koyuyorum. Şeker yerine pekmez kullanıyorum 1 yaşından sonra bal da kullanacağım. Tuzu zaten sebzelerden ve diğer gıdalardan gerektiği kadar alıyorum.Dışarıdan devit hariç hiç vitamin vermedim ama 11. ay itibari ile demir biraz alt sınıra yakın çıktığı için bir şişe şurup vermeyi kabul ettim ama bunun dışında ekstra multi vitamin, flor gibi ek destekler yapmadım. Erikli su kullanıyorum Erin için içierisinde flor olan tek su olduğunu biliyorum ve flor vermek yerine bu suyu kullanmanın yeterli olduğunu.<br />
Gece tahılları diye satılan kutunun üzerinden kopya çekerek aktardan aldığım darı, arpa, yulaf, çavdar, pirinç, mısır gibi<br />
tahılları kahve öğütücüsü ile öğütüp suda haşlayıp muhallebi kıvamına getirip içine taze meyva püresi koyuyorum gece uyumadan önce muhallebiye alternatif olarak veriyorum ancak son 15 gündür gece yatmadan yarı su yarı süt karışımını vermeye başladım. İnek sütünü ( günlük pastörize süt )emzirmeme rağmen 9,5 aydan sonra tattırdım. Arada bildiğimiz pirinç unundan muhallebi yapıyorum inek sütü ile ve taze meyva püresi karıştırıp veriyorum.</p>
<p>Neler yapmıyorum:<br />
Erin&#8217;in tarzı olduğunu sanıyorum her yemeği yiyor ancak az miktarda. Öğünleri oldukça küçük.<br />
Yemediğini asla zorlamıyorum eğer sadece 2 kaşık yediyse ve yemek istemiyorsa sofradan kalkıyor ve bir sonraki öğüne kadar sadece isterse anne sütü alıyor.<br />
Asla TV karşısında yemek yemedi hatta hiç TV da seyretmedi. Oyunla ya da oyuncakla yemek hiç yedirmedim. Yemek sofrada yendi hep arada eline tabii ki despot değilim ufak oyuncaklar verdim:)</p>
<p>Aklıma gelenler bunlar şimdilik&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süt hakkında</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/sut-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/sut-hakkinda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jan 2008 21:50:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Süt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=1137</guid>

					<description><![CDATA[Bir önceki postun konusu süt olmamasına rağmen yorumlarda epeyce yer edinince ayrı bir post açma kararı aldım..Süt hakkında forum gibi oldu biraz yorumlar o yüzden aşağıda tüm yorumları yazacağım olduğu gibi. Sevgiler. HÜLYARDA 23&#124;Oca&#124;2008 8 sana mail atacağım demiştim ama maile işyerinden giremiyorum. annemin evdekinde de sorun var iki üç gündür. en kısa zamanda mail [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki postun konusu süt olmamasına rağmen yorumlarda epeyce yer edinince ayrı bir post açma kararı aldım..Süt hakkında forum gibi oldu biraz yorumlar o yüzden aşağıda tüm yorumları yazacağım olduğu gibi.<br />
Sevgiler.<br />
<span id="more-1137"></span></p>
<p><font color="#3366ff">HÜLYARDA<br />
23|Oca|2008 8<br />
sana mail atacağım demiştim ama maile işyerinden giremiyorum. annemin evdekinde de sorun var iki üç gündür. en kısa zamanda mail atacağım.<br />
bir de ben inek sütüne başlamadım daha doktorlar 1 yaşından önce önermiyor ya biraz daha başlamama kararı almıştım. aptamil kullanıyorum kutu anne sütüne en yakın olanlar var ya. ama sence inek sütüne başlamalımıyım. bu mamalar beni pek sarmıyor. doktorlar tavsiye ediyor inek sütü vermeyin bir yaşına kadar diyor ama ben inek sütü vermek istiyorum. ne yapayım karar veremedim : )))</font><br />
<font color="#ff6600">AyçA<br />
23|Oca|2008 9<br />
Annecugun .. çok şükür ki her sabah bırakıp gitmek zorunda kalmıyorum.. ilk defa tüm günü ayrı geçirdim o yüzden biraz etkilenmiş olmam normal ama çıkarken tabii ki öperek çıktım<br />
Şebnem Kerem’i işe görütebildiğin için şanslı olduğunu söyleyebilirim.. Bizde ofiste Erin için oda yaptık ama bir türlü sistemi ben oturtamadım ama biraz daha büyüsün işe Erin’i götüreceğim .. ve pek tabii sürekli ve sadece anne ile kalan bebeklerin gelişimi başka insanlarla kalıp farklı kişilerle vakit geçirenlere göre çok daha farklı bunu gözlemlediğim durumlar var. Erin’i sık sık o yüzden bırakmaya özen gösteriyorum anneanne babaanne baba şimdilik bu kişiler ama<br />
Hülya Erin diş çıkarttığı için biraz sıkıntılı geçti son bir kaç gün ve de evde olmadığım için zaten ilgilenemedim bu oyun grubu işi ile.. en kısa zamanda ilk buluşmayı ayaralayacağım ama Erin iyileşsin ki kimseye birşey olmasın gerçi mikrobik bir durum değil ama..<br />
Süt ile ilgili ben ne diyeceğimi bilemiyorum .. ben hiç Aptamil falan kullanmadım 6. ayın bitiminin ilk haftası hariç!!.. ve de anne sütüne yakın olabilen herhangi birşeyin varlığına inanmıyorum olsa olsa en doğalından inek sütü olabilir diye düşünüyorum.. ben ufak ufak başladım inek sütüne hiç 1 yaşını beklemeye gerek duymuyorum çünkü 1,5 ay sonra 1 yaşını dolduracak ve sanırım 1,5 ayda uzaydan birşeyler inmeyecek  ama ben emzirmeye de devam ettiğim için tam anlamıyla inek sütüne başlamadım.Benim sütüm olmasaydı ne yapardım diye soruyorsan: ben inek sütü verir asla mama vermezdim.İçeriğinde ne gibi katkılar olduğunu hiçbir şekilde bilmiyorum.. Bu benim şahsi görüş ve de tercihim .. eğer doğada mama ihtiyacı olsa aptamil ağaçları olur ya da başka canlılardan aptamil elde ederdik..ama maalesef ki yok o yüzden ben doğal olanını tercih ediyorum.Süt olarak da öyle ilk adım ikinci kol falan gibi içeriğinde bir sürü katkı malzemesi olan kutu sütleri değil günlük şişe süt alıyorum, yoğurdunuda bazen kapı sütü ile yapıyorum.Belki organik sütlere de bakmak lazım sanırım pınar marka var başka da yok .. bunlar benim tercihlerim ne yapman gerektiğine sen karar vereceksin pek tabii..:) kolay gelsin sana..</font><br />
<font color="#3366ff">HÜLYARDA<br />
23|Oca|2008 10<br />
teşekkür ederim fikirlerini benimle paylaştığın için.<br />
sana tam anlamıyla katılıyorum. bu mama konusunda bir çok doktora danıştım zamanında işe başlayacağım zaman ne yapacağım mama mı vereceğim yoksa inek sütü mü diye. ama ne yazık ki her doktor aynı şeyi söyledi. bir yaşına kadar inek sütü verilmemeliymiş. mama firmaları ile anlaşmalı mı bunlar bilmiyorum ama anlayamadım zaten hiç. sebep olarak da şunu söylüyorlar bu yüzden hep onların dediklerini yaptım ” bana pek mantıklı gelmese de” &#8211; inek sütünde yüksek protein varmış, demir oranı da çok düşükmüş v.s &#8211; o yüzden protein oranı düşürülüp demir oranı yükseltilen mamalardan vermek gerekiyormuş-<br />
neyse hep bu kutu bitsin inek sütüne başlayacağım diyordum, başlayacağım artık niye boşuna mama firmalarını zengin edip üstelik bir de fayda sağladığımı düşünüp çocuğuma zarar vereyim ki. söylediğin herşeye katılıyorum ama bazen doktorlar yanıltıcı olabiliyor bir bildikleri vardır dedim hep ama yeter artık kendime doğru gelen neyse onu yapacağım.<br />
önceden kutu mama mı varmış. veriyorlarmış inek sütünü 4 aydan sonra annelerimiz. hatta 4 aya kadar da sulandırıp veriyorlarmış. bizde bişey varmı yoook bir yerimizden protein mi fışkırıyor hayır. o zaman neden?<br />
annem kapı sütü ile yoğurt yapıyor ardaya. bende izinli olduğum günler ondan alıp yediriyorum. bu kutu mama bittikten sonra alacağım şişe günlük sütlerden başlayacağım inek sütü vermeye artık.<br />
tekrar teşekkür ederim paylaştığın fikirlerin için….</font><br />
<font color="#008000">annevebebisi<br />
23|Oca|2008 11<br />
Sut konusunda sana katiliyorum Ayca, Ela Selin’in bloguna da yazmistim. Ben ve kardesim kapidan alinan inek sutu ile buyumusuz. Sutum olmasaydi asla mama vermezdim, dogrudan inek sutu verirdim. (1 olcu sut+2 olcu su olarak vermis annemler) Mama firmalarina da, mamalara da, mama tavsiye eden doktorlara da gicigim.<br />
MK 1 yasini doldurmasina 2 hafta kala ben de part time isime donecegim insallah. Haftada sadece 2 gun oldugu icin, MK da 1 yasina yaklastigi icin ise donmek aklima yatiyor.<br />
Turkiye’de, ozellikle yeni annelerin calisma sartlari Avrupa’nin kat kat gerisinde. Sut sagma imkani olmadigini yazan arkadasa cok uzuldum. Ingiltere’de isveren sutunu sagmaniz icin size ozel bir oda ayarlamak zorunda, sutunuzu saklamak icin buzdolabi ayarlamak zorunda. Bunlari yapmamasi suc sayiliyor.<br />
Umarim AB’ye uyum surecinde annelerin haklarina daha cok ozen gosterirler.</font></p>
<p><font color="#993366">migi<br />
24|Oca|2008 12<br />
Ayça bende süt hakkında muzdaripim,mama veriyorum geceleri aptamil sevemedi bizim kız,milumil lezzetini seviyo,emmeyide bıraktı bırakacak,benim zorumla,1-2dakka emiyo,inek sütüne alıştırmaya çalışıyorum ama almıyo,2yudumdan sonra kızmaya başlıyo reddediyo,sen nasıl alıştırdın zorlandımı Erin?birde ev yoğurdu veriyorum,bazen meyveli bazen pekmezli,sıcak sütte pekmezin vitaminin kaybolduğunu biliyorum,acaba yoğuttada kesiliyomuki pekmez?Biraz doktor hasta ilişkisi gibi oldu bu yorum:))</font></p>
<p><font color="#ff6600">AyçA<br />
24|Oca|2008 13<br />
Rica ederim Hülya.. sonuçta ben bir doktor değilim kendi iç güdülerim görgülerim ve tecrübe değerlendirmelerim en önemlisi gözlemlerim ile büyütüp besliyorum Erin’i.. eğer fikirlerim sana yakın geldiyse sevinirim:)<br />
Esra ben çok yüksek ihtimalle bütün bu inek sütü vermeyin vıdı vıdılarıının firmaların etkisi olduğunu düşünüyorum.. ve aynen senin gibi mama veren öneren tüm doktorlara kıl oluyorum!!.. bizim buralarda süt sağmak işyerlerinde dediğin gibi değil .. benim eski iş yerimde ama sağan sağıyordu toplantı odasında falan.. ama eğer benim çalıştığım yerde bana imkan sağlanmasaydı bende açar orta yerde sağardım!!..:) kendileri bilir..<br />
Migi ..ben Erin’i hiç bir zaman yemek istemediği gıda konusunda zorlamadım.. ama sürekli denedim .. yemiyorsa iki gün ara verip bir daha denedim ama şanslıyım herhalde ki pek sorun yaşamadım .. sevmediği hiçbirşey olmadı.. ben bunları biraz hamileikteki beslenmeylede doğru orantılı görüyorum ama tabii bu sadece bir tahmin.Sütü de azıcık içiyor ama ben asla zorlamıyorum ne alıyorsa onu alıyor. Eğer istemiyorsa vücudunun bildiği birşey vardır diyorum.Tabii ben kolay konuşuyorum çünkü çok şükür kilo alımında yemek yemesinde bir sıkıntımız yok .. o yüzden nasıl alıştırırsın birşey diyemeyeceğim.Bir de mamaya alışan bebekler galiba süte biraz daha zor geçiyor. Mesela Erin de asla mama ya da hazır kavanoz ya da neyse sütlü pirinçli v.s leri ağzına sürmüyor direkt reddediyor.. Ben açıkçası sütün içinde pekmez demirini azlatır falan gibi şeylere de pek kafa yormuyorum.Haftada 1 gün bakliyat 2 gün etli yemek ve her sabah pekmezini veriyorum.Sütü sade verdim yoğurduna da meyva koyuyorum genelde bazende pekmez.Akşam yatmadan önce bazı mamalar yapıyorum içine bazen muhallebi ( bildiğin sütle yapılmış) katıyorum ona da pekmez koyuyorum.. açıkçası çok incesini düşünmüyor her besinden dengeli alması için çaba sarf ediyorum .. ama yine ekliyorum ben doktor değilim  yine de herkes kendi içi rahat ettiği gibi yapmalı diyerek bitiriyorum<br />
Sevgiler..</font><br />
<font color="#3366ff">HÜLYARDA<br />
24|Oca|2008 14<br />
ayneeen katılıyorum ayça bu inek sütü vermeyin lafını firmalar satış yapabilmek için yapıyorlar diye düşünüyorum. ben daha bu sene ilk defa duydum çünkü bu konuyu yoktu daha önce böyle bişey. ama benim kızdığım nokta doktorların da bizim gibi mantığı yok mu neden buna alet oluyorlar. işte bu yüzden doktoru iyi seçmek lazım zaten. güveniyorsun bişey diyorsa bir bildiği vardır diye ama ne yazık ki dediğin gibi insan kendi doğrusu ne ise nasıl içi rahat ediyorsa onu yapması lazım.<br />
bir iki kere denedim daha önce inek sütünü içti arda. şimdi yine deneyeceğim. bakalım içerse devam deceğim.</font></p>
<p><font color="#ff6600">AyçA<br />
24|Oca|2008 15<br />
Ya belki de evet doğru tarafları vardır sonuçta bir sürü araştırma ve istatistik sonucunda bunlar hazırlanıyor, değişen yaşam şartları içersinde kullanmak da efektif olabiliyor ama ben kullanmama taraftarıyım. Hatta gittiğim bir doktor benim bu kadar herşeyi kendim yapmama şaşırıp ‘madem öyle fazla yap ve arkadaşlarının bebeklerine de ver ‘diye bir cümle kurdu.. bu bir övgümüydü alay mıydı çok düşündüm üstüne.. yani artık öyle bir hale gelmiş ki durum herkes hazır olanı tercih ediyor..<br />
benim içim rahat etmiyor o yüzden ben uğraşıyorum ve de yine de ticari amaç içerdiğini düşünüyorum bu inek sütü meselesinin..<br />
umarım herşey daha kolay olur Arda ile süt hakkında :=) bu arada sana mail attım oyun gurubu ile ilgili cevap bekliyorum<br />
Sevgiler..</font></p>
<p><font color="#808000">Annecugun<br />
24|Oca|2008 16<br />
su inek sutu meselesi konusunda kafam karisti: biraz pubmed’de arastirma yaptim. inek sutu normalde yetiskin bazi bireylerde bile sindirilmesi cok zorken, henuz sindirim sistemi henuz tam anlami ile gelismemis bebeklere direk vermek cok dogru degil gozukuyor.<br />
tibbi etik degerler geregince bu normlarin hazirlandigi dusunulurse doktorlarimizin hangisi ticari hangisi degil dusunceleri daha cok ilaclar bazinda gelisiyor. mama firmalarinin ise bize sunduklari, pastorize sut teknolojisinden aslinda orjinalde cok farkli degil.<br />
ayrica dikkatimi cekti: annenin 40 derece atesi oldugunda neden sutler atiliyor? annenin sut veremeyecegi durumlar enderdir. sizin hastaliklara karsi edindiginiz immunglobulinler sutle bebege geciyor ve ona edinilmis bagisiklik olanagi sunuyor. bu durumda bi doktora danismak gerek sanirim. tum bebeklere ve annelerine saglikli gunler dilerim…</font></p>
<p><font color="#ff6600">AyçA<br />
24|Oca|2008 17<br />
İnek sütü hakkında yazılan çizilen o kadar çok şey var ki son yıllarda ( bkz </font><font color="#ff6600">https://www.pi.web.tr/alpayo/?p=94</font><font color="#ff6600">) benim akupunktur doktorum (</font><a href="http://www.nuzhetziyal.com/"><font color="#ff6600">www.nuzhetziyal.com</font></a><font color="#ff6600">) sütü pişirerek tüket der. evet ısıtarak değil pişirerek. Çiğ et yemiyorsan çiğ süt de içmeyeceksin pişirilmemiş sütde çiğ protein vardır der..<br />
Bu bir anlamda bana göre mideye soğuk ve pişmemiş inen süt vucüt ısısı ile kesiliyor ve bu da hazmını zorlaştırıyor.. bir yandan da mide kötü olduğund abir bardak ılık süt içersen iyi geliyor. halk arasında hatta çok sık kullanılan bir yöntem bildiğim kadarıyla..<br />
Bebeklere ise belki su ile karıştırarak Anne ve bebişinin dediği gibi verilse 1 e 2 oranında olur diye düşünüyorum.. ben pastörize süt de vermek içmek istemiyorum ama işte kapıdakine ok da fazla güvenemediğim için en azından şişe sütü tercih ediyorum. Geçen sabah da bir programda ismini hatırlamadığım bir prof. kesinlikle şişe sütü tercih edin diye bir konuşma yaptı.. evet bilimsel olmadı şimdi bu yazdığım</font><br />
 </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/sut-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>23</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile İçi İletişim Becerileri Semineri Notları</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 11:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Aile İçi İletişim Becerileri Semineri Notları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun peşinden kaşıkla koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[e-bebe]]></category>
		<category><![CDATA[e-bebek seminerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=1012</guid>

					<description><![CDATA[Bu haftasonu içerisindeki bol aktivitelerimden biri yine e-bebekteki seminerlerden birine katılmak oldu.. geçen seferki semineri bir türlü toparlayıp belki de not tutmadığımdan yazamamıştım ancak bu sefer not tuttum .. yazabildiklerimi yazıp kenara koymayı ve de paylaşmayı istedim..Seminerin başlığı&#8221; Aile içi iletişim becerileri &#8221; semineri veren kişinin adını yazmadım biraz geç girdiğim için pişmanım:)) ama anlattıklarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftasonu içerisindeki bol aktivitelerimden biri yine e-bebekteki seminerlerden birine katılmak oldu.. geçen seferki semineri bir türlü toparlayıp belki de not tutmadığımdan yazamamıştım ancak bu sefer not tuttum .. yazabildiklerimi yazıp kenara koymayı ve de paylaşmayı istedim..Seminerin başlığı&#8221; Aile içi iletişim becerileri &#8221; semineri veren kişinin adını yazmadım biraz geç girdiğim için pişmanım:)) ama anlattıklarını yazdım .. şimdi toparlıyorum:</p>
<p><strong>İletişim konuşmak değildir.</strong> Bu seminerin en son konusuydu ama ben bununla başlamak istedim.Bunu anlatırken çok küçük bir oyun oynadık.7-8 kişiyi dışarı alıp önce eğitmen bize bir hareket gösterdi: eliyle balonu tutup üfleyip şirip bağlayıp eliyle yine arkaya attı. Sırayla tek tek insanları içeri aldı. İlk gelen ikinci gelene şeklinde aynı hareketi konuşmadan yaptı.. en son kişide bize yaptı, bir nevi kulaktan kulağa. En son kişnin bize anlattığı şey : elini yumruk yapıp ağzını kapatıp diğer eliyle havayı savurmak oldu..ve herkes ne anladığnı söyle.İlk anlatılan bile eğtmenin anlattığını başka birşey anlamış. Sonuç: ne anlatırsan anlat anlattığın karşındakinin anladığıdır. Anlamadı diye kızma anlatamadım diye düşün.. :)) bence en önemli anahtar bu .. şimdi gelelim benim geç girdiğim bölüme..insanlar ya da çocuklar ya da bebekler 3 şekilde iletişim kurarlar:<br />
*Görsel<br />
*İşitsel<br />
*dokunsal.<br />
Bıngıldak kapandıktan sonra başına çok dokunun dedi, yapılan araştırmalarda insanlar en çok çocukken kendilerini başlarından seven öğretmenlerini hatırlarlarmış..:)<br />
0-2 yaş insanlarda oral dönemdir. Herşeye dokunup ağızlarına atmak isterler. Bu noktada yapma, elleme,v.b deriz ancak bunun bir faydası olmaz. Biz toplum olarak genelde çocuklarımıza, çalışanlarımıza v.b hep neyi yapmaması gerektiğinin mesajını veririz ancak bu bizim daha sonraları ne yapmamayı öğrenmemizi sağlar.hayatımızda ne yapmayacağımızı hep biliriz listelerimiz uzundur ancak ne yapacaksın hayatında sorusunun cevabı ya yoktur ya da kısadır.Peki bu neden olmuyor??<br />
Yapma, gitme, konuşma, dokunma,&#8230;bunlar olumsuz mesajlardır ve genelde böyle konuşuruz.Beyin olumsuz mesajlarda çalışmaz. Olumlu kısımları alır yani git-me, yap-ma, dokun-ma.. bunların ilk eheceleri olan olumlu kısımları alıp gerisini almaz dolayısı ile dokunma dediğimizde dokunuruz.. gözlerinizi kapatın ve mesela&#8221; annenizi düşünmeyin&#8221;,&#8221; yatak odanızı düşünmeyin&#8221;.. bunları gözleriniz kapalı biri size söylediğinde ilk aklnıza bunlar geliyor 🙂 Peki nasıl iletişim kuracağım?? .. olumsuz mesajları ortadan kaldırarak!!..</p>
<p><strong>EN ÇOK KULLANDIĞIMIZ DİL NE İSE YAŞAM BİÇİMİMİZ DE O OLUYOR</strong>!- bu cümlesini çok sevdim eğitmenin-<br />
<strong>Peki ceza &#8211; ödül ??</strong> Ceza intikam duygusunu geliştirir, eninde sonunda çocuk anneden ya da babadan ya da cezayı verenden intikamını alır.Ödül ise her zaman işe yaramaz, çocuk o ödülü istemediği zaman dediğinizi yine yapmaz. O zaman nedir??<br />
Sorumlulular için ödül ve ya ceza verilemez. Verilecek şey : Feedback yani geri bidirim.<br />
Mesala çocuğunuz kuş istiyor ve size her türlü sözü vererek kuşu aldırttı.( Çocuklar hedeflerine ulaşmak için herşeyi kabul ederler!!:)) 1. günün sonunda kuşa bakmadı.. siz dediniz ki &#8221; bak çoccuum sen bu kuşa bakmıyorsun ama bu şartta bu kuş gidecek!!&#8221;yani &#8220;bak bu kuşa bakmıyorsun akşam babana söliceeemm bak ııı &#8221; uyarısı falan yapılmayacak yani ceza sistemi uygulanmayacak. 2. gün yine aynı ve uyarı da aynı.. 3. gün ne yapacaksınız?? uyarı yok.. kuş gidecek.. gerçekten gidecek saklamak falan değil.. çünkü siz 2 gündür kuşun bakılmazsa geri gideceği geri bidirimini verdiniz.. ve bu kararda ısrarcı olunacak..diyelim çocuk çok üzüldü.. tavır bu sefer &#8221; yaa bak üzülürsün şimdi ben sana dedmiştim&#8221; yerine çocuğu karşınıza alıp&#8221; neden üzldün??&#8221; peki neden kuş gitti&#8221; şeklinde çocuğa sor sormak şeklince olacak.. artık bu senaryoyu her şekline uydurun.. hedef iletilim kurmak çocukla.. ve çocuklarımıza hep soru sorarak &#8220;neden nerede niçin??&#8221;gibi beyinlerini çalıştırmaları fırsatını vermeliyiz.</p>
<p>Çocuk kendisiyle eşleşenin sözünü dinler .. mesela hep dede babaanne anneanne sözü daha fazla dinlenir çünkü onlar torunlarıya daha fazla eşleşirler mesela oyun oynarken birşey anlatırken hep onların göz hizasına inerler.. anne babalar ise sevmek için eğilip kaldırıp sever ama kızarken yukarıdan&#8221; bak ben senden büyüğüm hıı&#8221; mesajı vererek kızarlar.. bu doğru değildir. her zaman dizlerimizi bir zahmet kırıp onlarla göz hizasına gelip BAĞIRMADAN derdimizi anlatmalıyız..bağırılan çocuk evde anne babaya bağırmaz ama dışarıda arkadaşlarına bağırır.. yalan söyleyen çocukta aynı şekilde..evde yalan söylemiyorum deriz ama örnek telefon çalar çocuk telefonu açar anne içeriden sessizce &#8220;yokum yokum evde değilim&#8221; der.. bitti! yalan söylendi!! bu çocuğum küçük dünyası için büyük bir yalandır ve yalan söylemyi öğrenmiştir.. yani önce fiziksel olarak sonra ses tonumuzla eşleşmemiz gerekir bu ikisi olunca da mesajımızı verebiliriz. yani önce eşleş sonra mesaj ver önce mesajı verme..<br />
<strong>Çocuğunuza seçenek sunun ..</strong><br />
örnek yemek meselesi.. çocuk yemek yemiyor.. aç olmayabilir mi?? siz tokken ağzınıza biri zorla kaşıkla yemek tıksa ne yaparsınız??En önemlisi bırakın önüne yemeklerini kendi dağıta dağıta yesin. Bu belli bir dönemdir ama yaratıcılığı geliştirir.Yemek bir olay olmasın.. ve her yemekte sorun: 1 kaşık mı istiyorsun 2 kaşık mı?? önüne doldurup hepsini yemesini beklemeyin.. tabii biz kültür olarak böyle yetiştiğimiz için bu şekilde davranırız.. misafirmizin oturacağı yeri rahat edeceği yeri yiyeceği yemeğin miktarını hep biz ayarlarız.. adam tokum der &#8220;aa yok yo bak senin için yaptım ye&#8221; diye burnuna sokarız&#8221; ama tokum &#8221; der&#8221; yok yok sen bilmiyorsun- salaksın ya- açsıdır sen şimdi yoldan geldin bak ye ye&#8221; diye zorlarız.. <strong>insanlara seçenek sunmak gerekir ; çocuklara da!!</strong></p>
<p><strong>Huy-Karakter-Kişilik</strong><br />
Huy doğuştan gelir değişmez, karakter sonradan olur ikisinin birleşimi kişiliği oluşturur.Birde metaprogramlar vardır:<br />
Kişi:<br />
İçselleşir: Olayın içine girer: korku filmini seyrederken gözlerini kapaması gibi<br />
Dışsallaşır: olayların dılında kalır.<br />
Eşleşen: Herşeye onay verir. İnsanlarla içiçedir..<br />
Eşleşmeyen: Ağzını açmaz,kimseyle görüşmez, kokmaz bulaşmaz<br />
Dış referans: Dışarıdan motivasyon bekler.Mesela mağazada pantolon alırken satışçıya&#8221; yakıştı mı&#8221; diye soranlar.. satıcıların en sevdiği modeldir.. bir de kazak satarlar pantolonla<br />
İç referans: Kendi kendini motive edenler..</p>
<p>Bunların dengede olması lazım.. kendimizi iyi tanımak ve çocuğumuza bunları dengeli olarak sunabilmek lazım&#8230;</p>
<p>İşte toparladığım kadarıyla bunlar.. devrik cümleler olabilir. çünkü not alırken de böyle almışım bir de bu tarz seminerler yazılınca anlatan kişi gibi yazamadığım için biraz havada kalıyor..<br />
e-bebek mağazasındaki eğitimleri kesinlikle tavsiye ediyorum.. ben keyifle izliyorum bu hafta &#8220;Gelecek için beslenmek&#8221; adlı seminer var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
