<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuk beslenmesi &#8211; Pinik-Kuş | Ayça Oğuş Blog</title>
	<atom:link href="https://www.pi.web.tr/tag/cocuk-beslenmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pi.web.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2024 09:55:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Karabuğday pancake</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/karabugday-pancake/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/karabugday-pancake/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 10:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eliminasyon diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[küçüklere yemek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yemek tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.pi.web.tr/?p=194185</guid>

					<description><![CDATA[Ben eliminasyon diyeti yaptığımı yazınca e ne yiyorsun karabuğday olmaz mı o da karbonhidrat ama diye soranlar olunca hemen bunu aydınlatma ihtiyacım doğdu ve akabinde bir de tarifle geliyorum. Adında buğday geçen anca buğday olmayan kuzukulağıgillerden bir bitki karabuğday yani bir tahıl değil.Magnezyum, demir, fosfor ve potasyum yönünden çok zengin,yağ oranı düşük ve yüksek lif [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p style="font-size:18px">Ben eliminasyon diyeti yaptığımı yazınca e ne yiyorsun karabuğday olmaz mı o da karbonhidrat ama diye soranlar olunca hemen bunu aydınlatma ihtiyacım doğdu ve akabinde bir de tarifle geliyorum.</p>



<p style="font-size:18px">Adında buğday geçen anca buğday olmayan kuzukulağıgillerden bir bitki karabuğday yani bir tahıl değil.<br>Magnezyum, demir, fosfor ve potasyum yönünden çok zengin,yağ oranı düşük ve  yüksek lif içeriyor. Bir karbohidrat değil protein kaynağı. Kesinlikle gluten içermez. Kalorisi yüksek olduğu için aşırı tüketimi kilo aldırır ve son olarak alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.</p>



<p style="font-size:18px">Gelelim nefis pancake tarifine. </p>



<pre class="wp-block-verse has-background" style="background-color:#e6e6e6;font-size:18px">1 su bardağı karabuğday unu || en klasik su bardağı
1 su bardağı süt || Ben eliminasyonda olduğum için süt ürünleri kullanmadığımdan su koydum. Bitki sütleri de olur.
1 yumurta (vegan olan sanırım bilir ne koyacağını yumurta yerine ben bilmiyorum)
1 çay bardağı zeytinyağ
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay kaşığı karbonat
</pre>



<p id="block-87c2fa90-e1e7-429b-878d-ffb2f16fab3c" style="font-size:18px">Hepsini karıştır kızgın tavaya kepçe ile pancake boyutlarında dök pişir. Üzeri için ben iki tane arasına ince bir tabaka tahin ve üstüne biraz pekmez sürüp iki ceviz iki baden dövülmüş serptim. <br><br>Seçenek olarak Erin&#8217; e yaptığım şöyle:<br>katların arasına ince bir tabaka şekersiz fıstık ezmesi, bal, dövülmüş ceviz badem en üstüne de biraz pekmez. Yanında da portakal greyfurt suyu<br>Okula giderken hızlı besleyici ve süper sağlıklı bir kahvaltı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/karabugday-pancake/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ahmet Aydın ile #sagliklicocuk Semineri</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/prof-dr-ahmet-aydin-ile-saglikli-cocuk-semineri/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/prof-dr-ahmet-aydin-ile-saglikli-cocuk-semineri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2014 08:16:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DUYURU]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğumu Nasıl Beslersem Hastalıklardan Korurum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hipokrat]]></category>
		<category><![CDATA[hthayat]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kara balık]]></category>
		<category><![CDATA[montessori derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[taş devri diyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://pi.web.tr/?p=12291</guid>

					<description><![CDATA[Ocak ayında katıldığımız Prof. Dr. Ahmet Aydın &#8221; Çocuğumu nasıl beslersem hastalıklardan korurum&#8221; seminerinin ardından şimdi de Aile gelişim seminerleri kapsamında Montessori Derneğinin düzenlediği Sağlıklı Çocuk seminerinin duyurusu aşağıda ve facebook sayfasına. Bu etkinlik ücretsiz olarak 300 kişiye açık.Bilginize Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği olarak düzenlediğimiz Aile Gelişim Seminerleri dizisi, 7’den 70’e Taş Devri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-left">Ocak ayında katıldığımız Prof. Dr. Ahmet Aydın &#8221; <a rel="noopener" href="http://pi.web.tr/cocugumu-nasil-beslersem-hastaliklardan-korurum-ahmet-aydin/" target="_blank">Çocuğumu nasıl beslersem hastalıklardan korurum</a>&#8221; seminerinin ardından şimdi de Aile gelişim seminerleri kapsamında Montessori Derneğinin düzenlediği Sağlıklı Çocuk seminerinin duyurusu aşağıda ve facebook sayfasına. Bu etkinlik ücretsiz olarak 300 kişiye açık.<br>Bilginize</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği olarak düzenlediğimiz Aile Gelişim Seminerleri dizisi, 7’den 70’e Taş Devri Diyeti” kitabının yazarı Prof. Dr. Ahmet Aydın ile devam ediyor. Sağlıklı beslenen çocuklar üzerinde konuşacağımız seminerimiz, 15 Şubat 2014-Cumartesi, 14:00-16:00 arası, Bağlarbaşı Kültür Merkezi&#8217;nde ÜCRETSİZ olarak gerçekleştirilecektir. Seminerimizde;</p><p>• Hamilelikten itibaren, hatta çocuk sahibi olma fikriyle birlikte nasıl beslenmeliyiz?<br>• Çocuğunuzu nasıl sağlıklı besinlerle tanıştıracaksınız?<br>• Doğru beslenmeyle hastalıklardan korunmak mümkün mü?<br>• Çocuğunuzun alması gereken besinler nelerdir?<br>• Tuz, sakatat, kolestrol hakkında doğru zannedilen yanlışlar neler?<br>• Çocuğuma sağlıklı beslenme alışkanlığını nasıl kazandırabilirim?<a href="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/02/montessori-kaynastirma-dernegi.jpg" rel="lightbox[12291]"><br></a><br>• Beslenme aslında koruyucu tıp mıdır?<br>Sorularına konusunda uzmanlaşmış Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın cevaplarını dinleyeceğiz.</p><p>Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan seminerimize katılmak isterseniz kayit@montessori.org.tr adresimize aşağıdaki detayları içeren bir e-posta göndermeniz yeterlidir.</p><p>• Adınız – Soyadınız<br>• E-posta adresiniz<br>• Size ulaşabileceğimiz bir GSM numarası ve sabit telefon</p><p>Kayıt için başvuran ilk 300 kişi katılım hakkına sahip olacaktır. Katılım başvuruları elimize ulaştıkça sizlere kaydınız tamamlanmıştır başlıklı e-postamız ulaşacaktır. Daha sonra sizlere mutlaka HATIRLATMA e-postası gönderilecek.</p><p>* Seminerimiz ÜCRETSİZdir.<br>* Katılım 300 kişi ile sınırlıdır. Katılım listesinde isimleri bulunmayanlar içeri alınmayacaktır.<br>* Çocuklar için uygun bir ortam olmadığından çocuksuz katılımınız rica olunur.<br>* Katılımcılar, isim kontrolünden sonra salona giriş yapacaktır.</p><p>Prof Dr. Ahmet Aydın Kimdir?<br>Prof. Dr. Ahmet Aydın 1953 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Hobyarlı Ahmet Paşa İlkokulu, Samsun Anadolu Lisesi ve Ankara Fen Lisesi mezunu.<br>Ahmet Aydın 1977 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. 1982 yılında aynı Fakülte’nin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünde uzmanlığını tamamladı. 1982-1986 yılları arasında Çorlu’da askerlik ve Eskişehir’de zorunlu hizmet görevini yerine getirdi. Tekrar döndüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde 1988 yılında doçent, 1993 yılında Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı başkanı ve 1994 yılında da profesör oldu. Profesör Aydın evli ve bir çocuk sahibidir.<br>Taş Devri Diyetiyle büyük oranda tanınan, kutu sütleriyle, otizmle, kanserle ilgili söyledikleri başta olmak üzere demeçleri ulusal basında yankı bulan Prof. Dr. Ahmet Aydın, yurdun çeşitli yerlerinde doktorları ve halkı beslenme konusunda bilgilendirmeye yönelik seminerler vermekte ve büyük bir ilgiyle takip edilmektedir</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/prof-dr-ahmet-aydin-ile-saglikli-cocuk-semineri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğumu Nasıl Beslersem Hastalıklardan Korurum &#124; Ahmet Aydınlayız!</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/cocugumu-nasil-beslersem-hastaliklardan-korurum-ahmet-aydin/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/cocugumu-nasil-beslersem-hastaliklardan-korurum-ahmet-aydin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2014 10:03:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğumu Nasıl Beslersem Hastalıklardan Korurum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hipokrat]]></category>
		<category><![CDATA[hthayat]]></category>
		<category><![CDATA[taş devri diyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://pi.web.tr/?p=12200</guid>

					<description><![CDATA[Geçen hafta &#160;HTHayat&#8217;ın düzenlediği &#8220;Çocuğumu nasıl beslersem hastalıklardan korurum&#8221; adlı Prof.Dr. Ahmet Aydın&#8217;ın seminerine gittim ve orada canlı olarak konuşulanları twitter üzerinden ben ve diğer katılımcılar #antibiyotiksizcocuk hashtagi ile paylaştık. Şimdi bu yazıda aldığım notları ve paylaşımları toparlamaya yorum katmadan paylaşmaya çalışacağım. Aklımı kurcalayan soruları da ekleyeceğim. Bu yazıyı okuduktan sonra Ahmet Aydın&#8217;ın Taş Devri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmet-aydin-seminer.jpg" rel="lightbox[12200]"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="533" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmet-aydin-seminer.jpg" alt="ahmet-aydin-seminer" class="wp-image-12216" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmet-aydin-seminer.jpg 800w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmet-aydin-seminer-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>



<p>Geçen hafta &nbsp;HTHayat&#8217;ın düzenlediği &#8220;Çocuğumu nasıl beslersem hastalıklardan korurum&#8221; adlı Prof.Dr. Ahmet Aydın&#8217;ın seminerine gittim ve orada canlı olarak konuşulanları twitter üzerinden ben ve diğer katılımcılar #antibiyotiksizcocuk hashtagi ile paylaştık. Şimdi bu yazıda aldığım notları ve paylaşımları toparlamaya yorum katmadan paylaşmaya çalışacağım. Aklımı kurcalayan soruları da ekleyeceğim. Bu yazıyı okuduktan sonra Ahmet Aydın&#8217;ın <a href="http://www.idefix.com/kitap/7den-70e-tas-devri-diyeti-ahmet-aydin/tanim.asp?sid=LCSR5B31KD0DIOHAAWG9" target="_blank" rel="noopener">Taş Devri kitabını </a>da alıp okumanızı öneriyorum sonuçta biz 2 saat içerisinde hap bilgiler aldık ama kitap içerisinde bize anlattıklarını uzun uzun okuyabilirsiniz. &nbsp;Aynı zamanda <a href="http://www.idefix.com/kitap/yemezler-yavuz-dizdar/tanim.asp?sid=NFEFR8ZFM4YO1WTBGF81" target="_blank" rel="noopener">Yavuz Dizdar&#8217;ın Yemezler</a> adlı kitabı da öneriler arasında. Bir de daha önceden <a href="http://pi.web.tr/oku-yorum/" target="_blank" rel="noopener">önerisini </a>yaptığım iki kitap var <a href="http://www.idefix.com/kitap/satilik-hastaliklar-ray-moynihan/tanim.asp?sid=OLOKDHUYDH6H1RGLZ4VT" target="_blank" rel="noopener">Satılık hastalıklar</a> ve <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=90555" target="_blank" rel="noopener">Aykırı bir doktorun itirafları</a>. Prof. Dr. Ahmet Aydın&#8217;ın yazılarını da&nbsp;<a href="beslenmebulteni.com" target="_blank" rel="noopener">beslenmebulteni.com</a> adresinden takip edebilirsiniz. Yazının en sonunda da diğer katılımcı arkadaşlarımın aldığı notların linklerini bulabilirsiniz.</p>



<p>Daha bu sabah bir doktorun kilolu bir çocuğu konuk olarak aldığı ve altına &#8221; çocuğunuzun kolesterolünü ölçtürün&#8221; başlığı attığı bir programa denk geldim. Geçenlerde de Melek Hanım&#8217;ın programında kinder süt dilimi reklamını seyredip facebookda yorumumu paylaşmıştım. Televizyon programları doğru beslenmeyi kamu hizmeti olarak yapmak yerine kapitalist yaklaşımla &#8221; en masum yiyecek&#8221; diye tüm zararlı kımılları reklam edip sonra kilolu çocukları çıkartıp kolesterol ölçtürün diyetisyene götürün dediği sürece, ben ve benim gibiler bunları paylaşınca bazı annelerin&#8221; ama ben kendimi kötü hissediyorum&#8221; alınganlıkları süre geldikçe işin ne kadar zor olduğunu görüyor ama yine de yine de paylaşmaya devam ediyorum, edeceğim! &#8221; hain anne, zavallı çocuk bunları yiyemiyor yazık&#8221; cümleleri arkamdan uçuşan cümleler biliyorum, okuldan öğretmeni arayıp &#8221; okul aile birliği sınıfa meyve suyu dağıttı Erin de içebilir mi&#8221;diye izin alıyor eminim zır deli olduğumu falan düşünüyorlar artık ! kaldı ki benim oğlum da meyve suyu içiyor neden içmesin? çikolata da yiyor? ben de yiyorum ama seçiciyim! Suç mu?? Böyle gıdaların sürekli değil ara ara keyifle alınması gerektiğine inanıyorum alışkanlığa dönüşmesine değil. Doktorların odalarında meyveli yoğurtlar var düşünebiliyor musunuz ? Bedava dağıtıyor firmalar bunu! Uyuşturucuya alıştırmaktan ne farkı var sorarım !!<br>ancak söylemeliyim ki ben tüm bu yaşam biçimini çocuğumdan önce de uygulamış, çocuğumdan önce kendime seçtiğim bir yaşam biçimi olarak görüyorum. Çocuğumda zaten beni modelleyecek. Ben kendi soframa kola koyup çocuğuma içemezsin demiyorum, evimde hiç mikro dalga olmadı, kahvaltı soframda her zaman tahin pekmez oldu diğer çikolatalı ıvır zıvırlar yerine ve son günlerde yaşam modelim yüzünden üstelik de doğru olduğu su götürmez bir gerçek iken kendimi savunmak durumunda kaldığım bir kaç olay yaşadım. Kimsenin yaşamı, beslenme şekli, çocuğunu nasıl doğurduğu, ne kadar emzirdiği, avmlere ne kadar sık götürdüğü, önüne elektronik aletleri koyduğu v.s. v.s &nbsp;elbette beni ilgilendirmiyor ve üstelik bunları yapanlar bende daha iyi/ kötü &nbsp;anne &#8211; baba olmuyor, onlardan daha fazla sevmiyorum çocuğumu, herkes çocuğunu canını verecek kadar çok sever!! ancak doğru olduğunu düşündüğüm fikirlerimi yazmak belki bir çocuğa ve ailesine dokunmak benim için sosyal bir sorumluluk çünkü benim yaşam biçimim ne olursa olsun etrafımda kötü beslenme dönüyorsa hem çocuklar için üzülüyorum hem de kendim için! Daha uzun uzun bu konuda yazmak var içimde ama şimdi seminer notlarını daha fazla lafı uzatmadan paylaşmak istiyorum :<br>Bu seminerde Ahmet bey&#8217;İn ilk kurduğu cümle :</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><img decoding="async" width="313" height="249" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_0011.jpg" alt="ahmey-aydin_slide_001" class="wp-image-12206" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_0011.jpg 313w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_0011-300x238.jpg 300w" sizes="(max-width: 313px) 100vw, 313px" /></figure>
</div>


<p>&#8220;Kardiyoloji ilerliyor enfaktüs artıyor, onkoloji ilerliyor kanser artıyor, hastanelere yatış oranları artıyor, çok hasta var. en kolay yolu ise antibiyotiği dayamak&#8221; olunca bu sabah seyrettiklerimle doğru bir bağlantı kurmak hiç de zor değil.</p>



<p>**Her hastalığa bir ilaç var diye düşünülüyor. Tedavi evet doğru ancak uzun, zahmetli ve pahalı esas önemli olan hastalığı engellemek. 1920&#8217;den bu yana 80.000den fazla kimyasal madde yaşamımıza ve gıdalarımıza girmiş bulunuyor. Tüm bu hastalıkların ortak bir nedeni olabilir mi ? Glisemik indeksi düşük gıdalar, hızla emilen şeker ile beslenmek ??</p>



<p>** Yağlı yemekten yağ olmaz, yağ şekerden oluşur <em>( kitapta bunla ilgili uzunca bir yazı var tavsiye ediyorum. ) </em>Un ve şekerli gıdalar vücutta yağa dönüşür<em>.</em></p>



<p>** Her hastalığın altında ŞEKER var demek doğrudur.</p>



<p>** Tuz tansiyonu etkilemez. Zararlı olan RAFİNE TUZDUR!</p>



<p>** Kolesterol olmadan yaşamak mümkün değil. Testesteron kolesterolden yapılıyor.</p>



<p>** Trans yağlar, sıcak preslenmiş yağlar, ( ayçiçek yağı mesela ) doğru yağlar değildir. Hayvansal yağlar ( tereyağ, sade yağ, kuyruk yağı) ya da zeytinyağ doğru olan yağdır.</p>



<p>** Özgür dolaşan hayvaların ürünlerini tüketmeliyiz. TALEP EDERSEK OLUR!!</p>



<p>** Pastörize süt ( kutu sütler ) yerine günlük süt ya da ÜRETİCİSİNİ BİLDİĞİMİZ EMİN OLDUĞUMUZ açık süt. Açık sütlerin içerisine çamaşır sodası ve nişatasa katılıyor o yüzden üreticisini bildiğimiz sütçüyü tercih etmeliyiz.</p>



<p>** Süt sindirimi zor bir besin onun yerine yoğurt, peynir, kefir tercih edilmeli. Süt kaynatıldığında yok olan bakteriler mayalandığında geri geliyor. Yoğurdu marketten almak yerine evde mayalamalı. Yogurt ekşi olmalı. Marketten aldığımız yogurtların üzerindeki kaymak sütün kaymağı değildir ( bunu kitabında okudum ) Zaten işlem görmüş sütün kaymağı oluşması da mümkün değildir.</p>



<p>** &nbsp;Sakatat yemek zararlıdır yanlıştır.&nbsp;<strong>Hayvan hastaysa, eti de yenmemeli zaten.</strong>&nbsp;Doğaya dönüp baktığımızda bir kaplan avının önce karaciğerini yer.</p>



<p>** raf ömrü uzayan gıda sizin raf ömrünüzü kısaltır.</p>



<p><span style="line-height: 1.5em;">Şimdi de benim kafamı kurcalayan OMEGA 3/ 6 yağlarına geldi sıra. Ahmet hoca der ki : &#8221; Vücut dışarıdan almasanız da tüm yağları yapar. Yapamadığı tek yağ omega 3/ 6 dır ve siz ne kadar alırsanız o kadar olur vücudunuzda. Takviye edilmesi gerek 2 şey D Vitamini ve Balık yağıdır. Ben burada bir soru sordum ama cevabını alamadım:</span></p>



<p>Bizim bedenimiz bizden daha akıllı eğer omega yağlarını üretmiyorsa elbet bir bildiği vardır. Ben dışarıdan alınan her türlü takviyeye karşı biri olarak bunu sorguluyorum açıkçası. Beden ihtiyacı olanı üretir eğer üretmiyorsa ihtiyacı yoktur bu kadar basit bir denklem aslında. O halde neden takviye yapıyoruz ? Diyor ki dikkat dağınıklığında, doğum sonrası depresyonda Omega takviyesi önemlidir. Doğum sonrası depresyonun en önemli sebebi Omega 3 eksikliğidir. Cevizde omega 3 vardır ama dönüşümü zordur. Yumurta ve balık ise harika bir omega 3 kaynağıdır ( serbest dolaşan tavukların yumurtasından bahsediyor elbette bu arada )</p>



<p>Ben dışarıdan takviye almıyorum. Kendi denizimde yetişen dip balığı olmayan balıkları yemeyi tercih ediyorum bu da bana yeter ama omegayı dışarıdan takviye etmek isteyenler için hocanın söylediklerini de yazıyorum:<br>**Sıvı formdaki omega 3 takviyelerinde daha yoğun omega 3 bulunur, ben onları öneriyorum.&nbsp;Carlsons, Möellers ve Ocean marka balıkyağları ( bu isimleri zorla aldık ağzından 🙂 )</p>



<p>D vitamini için de söyledikleri aşağıdaki gibi :</p>



<p>Gölgenizin boyunuzdan kısa olduğu öğlen saatlerinde güneşe çıkın, koruyucu krem vs kullanmadan her gün kısa sürelerle vücudunuzun güneş ışınlarını almasını sağlayın,&nbsp;D vitamini desteği alıyor iseniz güneşe çıkmadan önce alın.<br>Çocuklarda yetişkin olana kadar her gün kilosu başına 1 damla kadar D-Vit alınabilir. (20 kiloluk bebek için 20 damla gibi)<br>Ben bu noktada şu soruyu sordum : &#8220;D vitaminleri içerisindeki parabenler ya ?<br>&#8220;Paraben evet sorun ama D vitamini kanserden koruyor&#8221; diye bir cevap aldım . takdir sizin. Ben kullanmadım hiç şimdide kullanmıyorum ama hocanın önerisi yetişkinler için &nbsp;D vitamini ampül. Kendine yaptırdığı tahliller sonucunda 2 ayda 1 2 ampül alıyormuş. Yani tahlil yaptırmadan almamak lazım !</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_015.jpg" rel="lightbox[12200]"><img decoding="async" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_015.jpg" alt="ahmey-aydin_slide_015"/></a></figure>



<p>**Otizm başta olmak üzere bir çok nörolojik hastalığın kaynağı bağırsak florasındaki bozukluk:Bağırsaklarımız 2. beynimizdir.</p>



<p>( Yorum katıyorum: Yıllık oruçlar ( dini ya da değil dini olmayanına detoks diyoruz zaten ) önemini burada kazanıyor. Kilo vermek için detoks yaptığımı düşünen varsa bu iyi bir cevap oluyordur. Dönem dönem bağırsakları temizlemek çok önemli diyorum ama zayıflamak için yaptığımı düşünüyor bir kesim ama bu yanlış! Detoks sebebi bağırsakları dinlendirmek,temizlemek.)</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_021.jpg" rel="lightbox[12200]"><img decoding="async" width="447" height="408" src="http://pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_021.jpg" alt="ahmey-aydin_slide_021" class="wp-image-12209" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_021.jpg 447w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2014/01/ahmey-aydin_slide_021-300x273.jpg 300w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" /></a></figure>
</div>


<p>Peki bağırsak florası nasıl normale döner :&nbsp;</p>



<p>** Lahana yerine lahana turşusu yemek daha faydalıdır.<br>**&nbsp;Kemikler ve vücut için kemik iliği kaynatmak, paça&nbsp; çorbası içmek son derece faydalıdır.<br>** Antibiyotik yüzünden bozulan bağırsak florası 2 senede kendine gelemiyor. Çok zorunlu haller dışında kullanılmamalı.<br><span style="line-height: 1.5em;">** Çok zorunlu haller : Zatürre, menenjit ve boğazda streptekok mikrobu ,&nbsp;beta sebebiyle romatizmal ateş olabileceğinden (ki 3 yaş altında bu olmaz) antibiyotik kullanılır.<br></span>**&nbsp;Virütik durumlar için antibiyotik anlamsızdır. Ayrıca bakterilerden kaynaklansa bile&nbsp; her durumda antibiyotik kullanmak gerekli değildir. Eğer tablo çok iyi değilse ve ille antibiyotik kullanılacak ise mutlaka kültür çalışılmalı, hangi antibiyotiğin kullanılacağına böyle karar verilmelidir.<br><span style="line-height: 1.5em;">** Kulak enfeksiyonunda antibiyotik kullanmak gerekli olmayabilir. <em>(Katılımcılardan biri kulak çeperine fesleğen yağı sürmenin iyi geldiğini söyledi.)</em><br>** Demir damlası : Ek gıdalara zamanında başlanıyorsa ve demirden zengin besleniyorsa çocuk çok gerekli değil.<br></span>&nbsp;** Burun tıkanıklığı mutlaka temizlenmeli aksi takdirde kulak enfeksiyonuna sebep verebilir. &nbsp;tuzlu suyla açabilirsiniz. 1 çay bardağı suyun içine 1 çay kaşığı kaya tuzu atıp karıştırın.<br>** Geçmeyen öksürük için Bol su, zerdeçal, dinlenme, temiz hava en iyi çözümdür.<br><em>Ayrıca daha önce yazdığım&nbsp;<a href="http://pi.web.tr/oksuruk-icin-bitki/" target="_blank" rel="noopener">ÖKSÜRÜK&nbsp;</a>yazısına ve&nbsp;<a href="http://organikanne.net/2014/01/05/hem-kucuklere-hem-buyuklere-dogal-ve-bitkisel-oksuruk-surubu/" target="_blank" rel="noopener">Organik Anne&#8217;nin önerisine</a>&nbsp;de bakabilirsiniz.</em><br>** Beta mikrobuna bağlı&nbsp;öksürük&nbsp;bronşlarda tahribat yarattığı için uzun sürüyor. Aşağıdaki önlemler alınabilir:<br>C vitamini takviyesi&nbsp;İstirahat,&nbsp;Bol su tüketimi,&nbsp;Zerdeçal,&nbsp;Evin nemli olması ,&nbsp;Odalar sık sık havalandırılması,&nbsp;Balık yağı takviyesi<br>**<br>**&nbsp;Tahılları bir gece önceden ıslatın fermente olsunlar.<br>** Çelik tencere ve cam kaplar kullanın.<br>**Çocuklara yapılacak aşılarda dikkatli olunmalı, ölümcül sonuçlara yol açabilecek hastalıkların aşıları mutlaka yaptırılmalıdır.<br>** Ateş düşürücüler ile ilgili : Ateş vücudun savunma mekanizmasıdır.<br>(&nbsp;bunu da hipokrat demiş : Hippocrates the father of modern medicine is reported to have said: “Give me a fever and I can cure any ailment. +&nbsp;bana bir ateş ver ve ben herhangi bir rahatsızlığı tedavi edebilirim)</p>



<p>Diğer katılımcı arkadaşlarımın notlarından bazıları da aşağıda:</p>



<p><span style="line-height: 1.5em;"><a rel="noopener" href="http://yesilanneyim.blogspot.com.tr/2014/01/ahmetaydin.html" target="_blank">http://yesilanneyim.blogspot.com.tr/2014/01/ahmetaydin.html</a><br></span><a rel="noopener" href="http://www.hthayat.com/yazarlar/muge-demirozu/1019082-magaralara-geri-mi-donsek" target="_blank">http://www.hthayat.com/yazarlar/muge-demirozu/1019082-magaralara-geri-mi-donsek</a><br><a rel="noopener" href="http://filizmorkoc.blogspot.com.tr/2014/01/dun-aksam-hthayat-n-organizasyonunu.html?spref=tw" target="_blank">http://filizmorkoc.blogspot.com.tr/2014/01/dun-aksam-hthayat-n-organizasyonunu.html?spref=t</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/cocugumu-nasil-beslersem-hastaliklardan-korurum-ahmet-aydin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>dayanamayıp</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 08:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun peşinden kaşıkla koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=7375</guid>

					<description><![CDATA[yazacağım.. yine bir ikea günü, öğlen yemek sonrası şu ortadaki oyun alanında biraz direksiyon çevirmece..arada seviyorum gidip gezmeyi hiç birşey almasam da. Yoğun geçen bir aralık ayından sonra boş kalmış, soğuk bir pazar günü için fena fikir değil 🙂 özellikle mutfak eşyalarını gezmeyi seviyorum arkadaş! kendimi tutmasam alacağım bir sürü şey ama ne gerek var! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>yazacağım..</p>



<p>yine bir ikea günü, öğlen yemek sonrası şu ortadaki oyun alanında biraz direksiyon çevirmece..arada seviyorum gidip gezmeyi hiç birşey almasam da. Yoğun geçen bir aralık ayından sonra boş kalmış, soğuk bir pazar günü için fena fikir değil 🙂 özellikle mutfak eşyalarını gezmeyi seviyorum arkadaş! kendimi tutmasam alacağım bir sürü şey ama ne gerek var! üstelik çok da kaliteli değiller bile! :)) hatta ve hatta evde koyacak yerim de yok..</p>



<p>Konu bu değil elbet. Şu oyun alanı! Her seferinde kalbim sıkışıyor ve artık Alpay&#8221; tek kelime bile etme sakın&#8221; diyerek oraya geliyor benimle. Kalbimi sıkıştıran şey oyun oynayan çocuklar değil elbet ama onlar oyun oynarken ellerinde çatal, çatalın ucunda köfte, oyun alanının etrafında hatta içinde o köfteyi çocuğun ağzına sokmaya çalışan anneler! Hatta dolaşmaya üşendikleri için bir uçtan bir uca çocuğun adını BAĞIRMAK suretiyle belki 10 defa söyleyen ve artık kulakları bu sese alışmış ve oralı olmayan çocuklar. Daha da ilginci elini havada tutan, ucunda köfteli çatalı da tabiii bir yandan yanındakiyle konuşup bir yandan artık refleks haline getirdiği çocuğun adını bağırma işlemi ile o köfteyi yedirme çabası! Ne çocuk anneyi duyuyor ne o köfte yeniliyor olan benim sinirlerime oluyor.Kimseyi yargılamıyorum, haddime değil zaman içerisinde bu davranış modeli doğal akışa tekabül ediyor ve refleks oluyor anladığım kadarıyla ama benim gördüğüm biz Türk annelerinin çocukların aç kalması ile ilgili ciddi bir problemi var (bir de üşümesi ile ilgili ama bu ayrı bir konu). Burada şimdi Türk olmak ya da olmamak ile ilgili yorumları duyar gibiyim ama dikkat edin: hiç bir Türk olmayan anneyi göremezsiniz çocuğunun peşinde gezerken. Zaten yapılan araştırmalarda bir Türkler bir de Çinliler bu davranış modeline sahipmiş, katıldığım <a href="https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari" target="_blank" rel="noopener">bir seminerde öğrenmiştim</a> bu bilgiyi de..</p>



<p>Yahu bırakın çocukları! YEMESİNLER! ÖLMEZLER! oyun oynayan çocuğun ağzına yemek tıkılır mı? Önce yemeğini yesin sonra oynasın ya da önce oynasın bitince yemeğini yesin. Bu kadar basit bir denklem! Hiç mi yemiyor AÇ KALSIN!!! acıkınca bakın nasıl da yiyecek !</p>



<p>Bu tabii sadece ikeada değil dışarıda yemek yediğim heryerde dişlerimi sıkmamı sağlayan bir manzara.</p>



<p>Ha diyeceksiniz senin çocuğun ? yiyemez efenim: oyun oynarken yiyemez. Yemeğini sofrada yer. Ha yer yemez bu onun sorunu! Yemezse aç kalır yerse doyar. Yemezse aç aç oynar yerse karnı tok oynar. Bu kural ara öğünler için geçerli değil bizde. Bazen odasındaki masasında çay saati yapıyoruz elbet 🙂</p>



<p>Ben yedirmek için bir şey yapmıyor muyum ? Hayır! Yerse ödülü doymaktır yemezse cezası aç kalmak. Bunu böyle sertçe yazdığıma da bakmayın. Geçen hafta balık ve makarna vardı. Balık yemek istemedi. Benim de tuttu işte aldım bir parça balığı makarnanın altına saklamak suretiyle ağzına kakaladım! Çiğnedi ve döndü bana</p>



<p><strong>&#8220;annee bu yaptığın hiç hoş değil biliyor musun? &#8220;</strong></p>



<p>dedi</p>



<p>Evet haklı bu yaptığımız hiç hoş değil! Bazen canımız yemek istemeyebilir, bazen canımız yemeği seçmek isteyebilir, bazen canımı oyun oynamak isteyebilir.. bazen bazen bazen.. biz insansak bu haklarımız varsa onlar da insan!</p>



<p>Düşünün mesela sizin canınız spor yapmak istiyor ve biri peşinizde çatalla&#8221; aa yok yok sen doymadın bilmiyorsun&#8221; diyerek yemek yedirmeye çalışıyor!</p>



<p>Eğer böyle bir durumdaysanız okuyabileceğiniz ve yüreğinize sular serpen en önemli kitap <a href="http://www.idefix.com/kitap/cocugum-yemek-yemiyor-carlos-gonzalez/tanim.asp?sid=K4DFE0ZENY0Y2GNLTLK2" target="_blank" rel="noopener">ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</a> olacaktır. Yukarıda bahsettiğim durum için de açıklamaları mevcut, özellikle yemek saatinde yapılmaması gerekenler bölümü yadığım konuyu net bir şekilde açıklıyor.</p>



<p>Bu konuya ilk kafayı takışım değil elbet.. <a href="https://www.pi.web.tr/yemek-yedirmek-hakkinda" target="_blank" rel="noopener">burada da bazı öneriler toplamışım.</a></p>



<p>Daha ek gıdalara geçişte yemek yemeyi bir zorunluluk haline getirdiğimizde yukarıdaki senaryoların ileriki yaşlarda oluşması gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz. Aynı tuvalet iletişimi gibi bir de yemek iletişi olmalı. Bu çok doğal bir süreç.. yaşamak için yememiz gerek ve bunu olay haline döüştürdüğümüzde sıkıntılar baş gösteriyor. Doğal bir süreçi yaşamımızın içinde var olan, rutin saatlerde rutin şekilde yapılan bir eylem.. keyif alarak yapılmalı ve kabusa dönüştürülmemeli bence.. Carlos Gonzalesin dediği gibi</p>



<p>Israr etmeyin.. birlikte eğlenin !</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/cocuklara-yemek-yedirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 10:51:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[SSS]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=1177</guid>

					<description><![CDATA[En çok gelen sorulardan biri de bu: Erin&#8217;i nasıl besliyorum? Öncelikle ilk 6 ay SADECE anne sütü aldı Erin. Doğru emzirme ve süt sağma işlemi ile sütün az olduğu ya da olmadığı günlerde mama takviyesi almak durumunda kalmadan sadece anne sütünü aldı. 5,5 ay itibari ile öğün olarak değil ancak tattırmak amaçlı ilk verdiğim gıda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En çok gelen sorulardan biri de bu: Erin&#8217;i nasıl besliyorum?</p>
<p>Öncelikle ilk 6 ay SADECE anne sütü aldı Erin. Doğru <a href="https://www.pi.web.tr/emzirme" target="_blank">emzirme ve süt sağma</a> işlemi ile sütün az olduğu ya da olmadığı günlerde mama takviyesi almak durumunda kalmadan sadece anne sütünü aldı.</p>
<p>5,5 ay itibari ile öğün olarak değil ancak tattırmak amaçlı ilk verdiğim gıda evde yapmış olduğum yoğurt oldu. Genelde akşamüzeri az mikarda verdim.Bir hafta sonra elma püresi ile meyvalara başladım daha sonraki hafta havuç ve patates ile sebzelere.<br />
6. ayını doldurduğunda hemen hemen tanışması gereken tüm gıdalar ile tanıştı. 6. ay sonunda bir dönem uyumadığını düşünerek aptamil 2 verdim, kavanoz mamalarını denedim, sütlü pirinçli kahvaltılar denedim ancak Erin hepsine &#8220;bööğğ&#8221; yaptı tam da bu sırada tanıştığımız doktor sayesinde Erin&#8217;e yemek konusunda bir ayrıcalık yapmadan normal yeme düzenine geçtim.<br />
3 ana öğün 3 ara öğün olmak üzere sofra düzeni kurarak başladık işe. Tüm öğünleri beraber masada yedirmeye özen gösterdik.Şimdi bunun sonucunda Erin masa hariç hiçbir yerde yemeğini yemiyor yani sonuç verdi. Yemediği zaman sofradan kaldırıp bir sonraki öğüne kadar isterse anne sütü haricinde bir şey vermedim.</p>
<p>(7. aydan itibaren)</p>
<p>Sabah kahvaltı:<br />
Meyva püresi,yarım dövülmüş ceviz,bir tatlı kaşığı kadar pekmez,tuzu alınmış beyaz peynir( keçi ya da koyun) ve eline hafif ısıtılmış ekmek bazen evde yapılmış bazen Kastamonu pazarından alınmış..asla pakete girmiş hazır ekmeklerden değil. Bazen yumurtanın sarısını koyuyorum ama Erin sevmiyor arada tadını alırsa kahvaltıyı bırakıyor 🙂 İçecek olarak bir kaç ıhlamur çiçeğini kaynar suda bir kaç dakika bekleterek verdiğim çay. Bazen içine bir tutam rezene ve anason ve bir iki papatya koyuyorum.10. aydan itibaren zeytinde tattırdım. Hep beraber kahvaltı ediyorsak ya da kahvaltı sofrasında kalabalık varsa kendi kahvaltısı dışında zeytin, dil peyniri,küçük ekmek üzerine sürülmüş tahin-pekmez gibi onunda hoşuna giden sofraya katılımını gerçekleştiriyoruz. Yumurtayı çok da zorlamadım çünkü yumurta alerjen bir besin ve 1 yaşına doğru veririm nasılsa diye düşündüm şimdi 11 ayı bitti gün aşırı kahvaltısına yarım yumurtanın sarısını koyuyorum.</p>
<p>Ara öğün: genelde Erin sabah kahvaltısından 1 saat sonra sabah uykusuna geçtiğinden bu öğünü atlıyoruz.Ancak öğlen ile akşam yemeği arasında ara öğünü mutlaka alıyor. Bu öğünde genelde meyva püreli yoğurt, irmik ile beraber az suda pişirdiğim meyvalar ya da yulaf ile pişirdiğim taze meyveler oluyor. Bazen evde kurabiye yapıyorum ama nadir olarak biraz yoğurt yedirip eline kurabiyesini veriyorum.</p>
<p>Öğle yemeği/ Akşam Yemeği:</p>
<p>Bu iki öğünde o gün ne yaptıysam onu veriyorum. Yemekleri günlük yapıyorum ve yaptığım yemek 24 saat içerisinde hepimiz tarafından tüketiliyor.Genelde sebze çorbaları yapıyorum. Hindi, tavuk, et ile pişiriyorum. Haftada bir gün kırmızı et bir gün yeşil mercimek. Hemen her gün taze yapılmış yoğurt bir öğünde veriyorum.Sebze yemeklerini mevsim sebzesi ile yapıyorum mevsimi olmayan sebzeyi eve sokmuyorum. Sulu köfte yapıyorum köfteyi yoğururken içine bulgur,havuç, soğan, maydanoz, kereviz sapı gibi sebzeler koyuyorum pişirirken kereviz, havuç , patates, bezelye gibi sebzeleri de ekliyorum.Bu yemekleri püre yapmıyorum genelde çatalla eziyorum hele tel süzgeç hiç kullanmadım ilk baştan beri pütürlü veriyorum. Bunun sonucunda önüne küçük tavuk, köfte parçaları koyunca yer hale kısa sürede geldi. Ana yemeğini yerken mama sandalyesinin üzerine bazen haşlanmış pirinç, erişte, makarna gibi karbonhidratları koyuyorum eliyle yemeyi hem seviyor hemde istediği kadar yiyor. Her yemeğin içine mutlaka bir diş sarmısak atıyorum.Yemeklere yağı pişirdikten sonra koyuyorum illa zeytin yağı diye bir takıntım yok arada tereyağı da koyuyorum.Bazen kendime menemen yapıyorum bunu taze domates( yazın bolca alıp dipfirze atıyorum kışın üretim domates yemekten daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.)tereyağ ve yumurta ile yapıyorum Erin&#8217; e de yemeğinin yanında veriyorum yani yumurtanın beyazını sarısını ayırmadan kullandığım tek yer burası. Menemeni bir insanın canı ne kadar sık çeker ?? o kadar sıklıkta yiyiyor yani :))<br />
Balık ise ben 8aydan itibaren tattırmaya başladım .. Marmarada tutulmuş balıkları kesinlikle tercih etmiyorum, evet tüm denizler artık kirli ama Marmara &#8211; dalışçı arkadaşlardan bildiğim için &#8211; rezalet.. hele hele dip balıklarını asla.. mevsiminde ne balık varsa onu veriyorum özellikle hamsiye bayılıyor.Bir kere mezgit verdim akşamına olduğu gibi uykusunda çıkarttı o yüzden cesaret edemiyorum. Lüfer yiyor hamsi yiyor bu dönemde ama sebzeyle karışık bir yemek halinde vermiyorum, normal yemeğini yiyiyor arada yetecek kadar balığı elimle yediriyorum.</p>
<p>Neler vermiyorum: paket içerisine girmiş tüm gıdalar ancak çok arada bir arkadaşı yiyorsa bir iki adet bebe bisküvisi ya da<br />
arabada bazen uyumaması için çubuk kraker üzerindeki tuzları atarak 🙂<br />
Biberon maması, kavanoz mamaları, sütlü pirinçli karışımlar ( üzerinde organik yazsa dahi ) tuz, şeker, salça asla.Yemeklere her zaman taze domates koyuyorum. Şeker yerine pekmez kullanıyorum 1 yaşından sonra bal da kullanacağım. Tuzu zaten sebzelerden ve diğer gıdalardan gerektiği kadar alıyorum.Dışarıdan devit hariç hiç vitamin vermedim ama 11. ay itibari ile demir biraz alt sınıra yakın çıktığı için bir şişe şurup vermeyi kabul ettim ama bunun dışında ekstra multi vitamin, flor gibi ek destekler yapmadım. Erikli su kullanıyorum Erin için içierisinde flor olan tek su olduğunu biliyorum ve flor vermek yerine bu suyu kullanmanın yeterli olduğunu.<br />
Gece tahılları diye satılan kutunun üzerinden kopya çekerek aktardan aldığım darı, arpa, yulaf, çavdar, pirinç, mısır gibi<br />
tahılları kahve öğütücüsü ile öğütüp suda haşlayıp muhallebi kıvamına getirip içine taze meyva püresi koyuyorum gece uyumadan önce muhallebiye alternatif olarak veriyorum ancak son 15 gündür gece yatmadan yarı su yarı süt karışımını vermeye başladım. İnek sütünü ( günlük pastörize süt )emzirmeme rağmen 9,5 aydan sonra tattırdım. Arada bildiğimiz pirinç unundan muhallebi yapıyorum inek sütü ile ve taze meyva püresi karıştırıp veriyorum.</p>
<p>Neler yapmıyorum:<br />
Erin&#8217;in tarzı olduğunu sanıyorum her yemeği yiyor ancak az miktarda. Öğünleri oldukça küçük.<br />
Yemediğini asla zorlamıyorum eğer sadece 2 kaşık yediyse ve yemek istemiyorsa sofradan kalkıyor ve bir sonraki öğüne kadar sadece isterse anne sütü alıyor.<br />
Asla TV karşısında yemek yemedi hatta hiç TV da seyretmedi. Oyunla ya da oyuncakla yemek hiç yedirmedim. Yemek sofrada yendi hep arada eline tabii ki despot değilim ufak oyuncaklar verdim:)</p>
<p>Aklıma gelenler bunlar şimdilik&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/ek-gidaya-gecis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile İçi İletişim Becerileri Semineri Notları</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 11:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Aile İçi İletişim Becerileri Semineri Notları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun peşinden kaşıkla koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[e-bebe]]></category>
		<category><![CDATA[e-bebek seminerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=1012</guid>

					<description><![CDATA[Bu haftasonu içerisindeki bol aktivitelerimden biri yine e-bebekteki seminerlerden birine katılmak oldu.. geçen seferki semineri bir türlü toparlayıp belki de not tutmadığımdan yazamamıştım ancak bu sefer not tuttum .. yazabildiklerimi yazıp kenara koymayı ve de paylaşmayı istedim..Seminerin başlığı&#8221; Aile içi iletişim becerileri &#8221; semineri veren kişinin adını yazmadım biraz geç girdiğim için pişmanım:)) ama anlattıklarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftasonu içerisindeki bol aktivitelerimden biri yine e-bebekteki seminerlerden birine katılmak oldu.. geçen seferki semineri bir türlü toparlayıp belki de not tutmadığımdan yazamamıştım ancak bu sefer not tuttum .. yazabildiklerimi yazıp kenara koymayı ve de paylaşmayı istedim..Seminerin başlığı&#8221; Aile içi iletişim becerileri &#8221; semineri veren kişinin adını yazmadım biraz geç girdiğim için pişmanım:)) ama anlattıklarını yazdım .. şimdi toparlıyorum:</p>
<p><strong>İletişim konuşmak değildir.</strong> Bu seminerin en son konusuydu ama ben bununla başlamak istedim.Bunu anlatırken çok küçük bir oyun oynadık.7-8 kişiyi dışarı alıp önce eğitmen bize bir hareket gösterdi: eliyle balonu tutup üfleyip şirip bağlayıp eliyle yine arkaya attı. Sırayla tek tek insanları içeri aldı. İlk gelen ikinci gelene şeklinde aynı hareketi konuşmadan yaptı.. en son kişide bize yaptı, bir nevi kulaktan kulağa. En son kişnin bize anlattığı şey : elini yumruk yapıp ağzını kapatıp diğer eliyle havayı savurmak oldu..ve herkes ne anladığnı söyle.İlk anlatılan bile eğtmenin anlattığını başka birşey anlamış. Sonuç: ne anlatırsan anlat anlattığın karşındakinin anladığıdır. Anlamadı diye kızma anlatamadım diye düşün.. :)) bence en önemli anahtar bu .. şimdi gelelim benim geç girdiğim bölüme..insanlar ya da çocuklar ya da bebekler 3 şekilde iletişim kurarlar:<br />
*Görsel<br />
*İşitsel<br />
*dokunsal.<br />
Bıngıldak kapandıktan sonra başına çok dokunun dedi, yapılan araştırmalarda insanlar en çok çocukken kendilerini başlarından seven öğretmenlerini hatırlarlarmış..:)<br />
0-2 yaş insanlarda oral dönemdir. Herşeye dokunup ağızlarına atmak isterler. Bu noktada yapma, elleme,v.b deriz ancak bunun bir faydası olmaz. Biz toplum olarak genelde çocuklarımıza, çalışanlarımıza v.b hep neyi yapmaması gerektiğinin mesajını veririz ancak bu bizim daha sonraları ne yapmamayı öğrenmemizi sağlar.hayatımızda ne yapmayacağımızı hep biliriz listelerimiz uzundur ancak ne yapacaksın hayatında sorusunun cevabı ya yoktur ya da kısadır.Peki bu neden olmuyor??<br />
Yapma, gitme, konuşma, dokunma,&#8230;bunlar olumsuz mesajlardır ve genelde böyle konuşuruz.Beyin olumsuz mesajlarda çalışmaz. Olumlu kısımları alır yani git-me, yap-ma, dokun-ma.. bunların ilk eheceleri olan olumlu kısımları alıp gerisini almaz dolayısı ile dokunma dediğimizde dokunuruz.. gözlerinizi kapatın ve mesela&#8221; annenizi düşünmeyin&#8221;,&#8221; yatak odanızı düşünmeyin&#8221;.. bunları gözleriniz kapalı biri size söylediğinde ilk aklnıza bunlar geliyor 🙂 Peki nasıl iletişim kuracağım?? .. olumsuz mesajları ortadan kaldırarak!!..</p>
<p><strong>EN ÇOK KULLANDIĞIMIZ DİL NE İSE YAŞAM BİÇİMİMİZ DE O OLUYOR</strong>!- bu cümlesini çok sevdim eğitmenin-<br />
<strong>Peki ceza &#8211; ödül ??</strong> Ceza intikam duygusunu geliştirir, eninde sonunda çocuk anneden ya da babadan ya da cezayı verenden intikamını alır.Ödül ise her zaman işe yaramaz, çocuk o ödülü istemediği zaman dediğinizi yine yapmaz. O zaman nedir??<br />
Sorumlulular için ödül ve ya ceza verilemez. Verilecek şey : Feedback yani geri bidirim.<br />
Mesala çocuğunuz kuş istiyor ve size her türlü sözü vererek kuşu aldırttı.( Çocuklar hedeflerine ulaşmak için herşeyi kabul ederler!!:)) 1. günün sonunda kuşa bakmadı.. siz dediniz ki &#8221; bak çoccuum sen bu kuşa bakmıyorsun ama bu şartta bu kuş gidecek!!&#8221;yani &#8220;bak bu kuşa bakmıyorsun akşam babana söliceeemm bak ııı &#8221; uyarısı falan yapılmayacak yani ceza sistemi uygulanmayacak. 2. gün yine aynı ve uyarı da aynı.. 3. gün ne yapacaksınız?? uyarı yok.. kuş gidecek.. gerçekten gidecek saklamak falan değil.. çünkü siz 2 gündür kuşun bakılmazsa geri gideceği geri bidirimini verdiniz.. ve bu kararda ısrarcı olunacak..diyelim çocuk çok üzüldü.. tavır bu sefer &#8221; yaa bak üzülürsün şimdi ben sana dedmiştim&#8221; yerine çocuğu karşınıza alıp&#8221; neden üzldün??&#8221; peki neden kuş gitti&#8221; şeklinde çocuğa sor sormak şeklince olacak.. artık bu senaryoyu her şekline uydurun.. hedef iletilim kurmak çocukla.. ve çocuklarımıza hep soru sorarak &#8220;neden nerede niçin??&#8221;gibi beyinlerini çalıştırmaları fırsatını vermeliyiz.</p>
<p>Çocuk kendisiyle eşleşenin sözünü dinler .. mesela hep dede babaanne anneanne sözü daha fazla dinlenir çünkü onlar torunlarıya daha fazla eşleşirler mesela oyun oynarken birşey anlatırken hep onların göz hizasına inerler.. anne babalar ise sevmek için eğilip kaldırıp sever ama kızarken yukarıdan&#8221; bak ben senden büyüğüm hıı&#8221; mesajı vererek kızarlar.. bu doğru değildir. her zaman dizlerimizi bir zahmet kırıp onlarla göz hizasına gelip BAĞIRMADAN derdimizi anlatmalıyız..bağırılan çocuk evde anne babaya bağırmaz ama dışarıda arkadaşlarına bağırır.. yalan söyleyen çocukta aynı şekilde..evde yalan söylemiyorum deriz ama örnek telefon çalar çocuk telefonu açar anne içeriden sessizce &#8220;yokum yokum evde değilim&#8221; der.. bitti! yalan söylendi!! bu çocuğum küçük dünyası için büyük bir yalandır ve yalan söylemyi öğrenmiştir.. yani önce fiziksel olarak sonra ses tonumuzla eşleşmemiz gerekir bu ikisi olunca da mesajımızı verebiliriz. yani önce eşleş sonra mesaj ver önce mesajı verme..<br />
<strong>Çocuğunuza seçenek sunun ..</strong><br />
örnek yemek meselesi.. çocuk yemek yemiyor.. aç olmayabilir mi?? siz tokken ağzınıza biri zorla kaşıkla yemek tıksa ne yaparsınız??En önemlisi bırakın önüne yemeklerini kendi dağıta dağıta yesin. Bu belli bir dönemdir ama yaratıcılığı geliştirir.Yemek bir olay olmasın.. ve her yemekte sorun: 1 kaşık mı istiyorsun 2 kaşık mı?? önüne doldurup hepsini yemesini beklemeyin.. tabii biz kültür olarak böyle yetiştiğimiz için bu şekilde davranırız.. misafirmizin oturacağı yeri rahat edeceği yeri yiyeceği yemeğin miktarını hep biz ayarlarız.. adam tokum der &#8220;aa yok yo bak senin için yaptım ye&#8221; diye burnuna sokarız&#8221; ama tokum &#8221; der&#8221; yok yok sen bilmiyorsun- salaksın ya- açsıdır sen şimdi yoldan geldin bak ye ye&#8221; diye zorlarız.. <strong>insanlara seçenek sunmak gerekir ; çocuklara da!!</strong></p>
<p><strong>Huy-Karakter-Kişilik</strong><br />
Huy doğuştan gelir değişmez, karakter sonradan olur ikisinin birleşimi kişiliği oluşturur.Birde metaprogramlar vardır:<br />
Kişi:<br />
İçselleşir: Olayın içine girer: korku filmini seyrederken gözlerini kapaması gibi<br />
Dışsallaşır: olayların dılında kalır.<br />
Eşleşen: Herşeye onay verir. İnsanlarla içiçedir..<br />
Eşleşmeyen: Ağzını açmaz,kimseyle görüşmez, kokmaz bulaşmaz<br />
Dış referans: Dışarıdan motivasyon bekler.Mesela mağazada pantolon alırken satışçıya&#8221; yakıştı mı&#8221; diye soranlar.. satıcıların en sevdiği modeldir.. bir de kazak satarlar pantolonla<br />
İç referans: Kendi kendini motive edenler..</p>
<p>Bunların dengede olması lazım.. kendimizi iyi tanımak ve çocuğumuza bunları dengeli olarak sunabilmek lazım&#8230;</p>
<p>İşte toparladığım kadarıyla bunlar.. devrik cümleler olabilir. çünkü not alırken de böyle almışım bir de bu tarz seminerler yazılınca anlatan kişi gibi yazamadığım için biraz havada kalıyor..<br />
e-bebek mağazasındaki eğitimleri kesinlikle tavsiye ediyorum.. ben keyifle izliyorum bu hafta &#8220;Gelecek için beslenmek&#8221; adlı seminer var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/aile-ici-iletisim-becerileri-semineri-notlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemek yedirmek hakkında</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/yemek-yedirmek-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/yemek-yedirmek-hakkinda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2007 09:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum yemek yemiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun peşinden kaşıkla koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdalara geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[Uzm. Pedagog Elif Koca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=971</guid>

					<description><![CDATA[Aşağıda bana gelen bir e-maili paylaştım. Umarım işe yarar.. benim aklıma yatan ve de hali hazırda uyguladıklarım var.. Yazı bir pedagoga ait. Çocuklara yemek yedirmeye çalışırken onları oyalamak doğrumudur? Çocuklarda öğrenme taklit ve demene yanılma yöntemiyle olmaktadır. Bu çocuğumuzun yapmasını istemediğimiz durumları bizim de yapmamamız anlamına gelir. Eğer çocuğun yemek yerken TV izlemesini istemiyorsak, biz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıda bana gelen bir e-maili paylaştım. Umarım işe yarar.. benim aklıma yatan ve de hali hazırda uyguladıklarım var..<br />
Yazı bir pedagoga ait.</p>
<blockquote><p>Çocuklara yemek yedirmeye çalışırken onları oyalamak doğrumudur?</p>
<p>Çocuklarda öğrenme taklit ve demene yanılma yöntemiyle olmaktadır. Bu çocuğumuzun yapmasını<br />
istemediğimiz durumları bizim de yapmamamız anlamına gelir. Eğer çocuğun yemek yerken TV izlemesini<br />
istemiyorsak, biz de yemek yerken TV izlememeliyiz.</p>
<p>Çocuğumuzun ortalarda gezinerek değil de masada yemek yemesini istiyorsak bizde masada yemeliyiz.<br />
Biz yalnızca bir kere bile TV izlerken yemeğimizi yemişsek ve çocuk bunu görmüşse ve de hoşuna<br />
gitmişse ( ki çocuklar bunu pek sever) artık çocuğa bu davranış yerleşmiş demektir.<br />
Ne kadar çabuk müdahale edersek o kadar az yoruluruz.</p>
<p>Çocuklar yemeği oyun olarak görmemelidirler. Yemek olması gereken bir ihtiyaçtır. Yapıdığında ödül,<br />
yapılmadığında ceza verilirse bu oyun olarak pekiştirilmiş olu. Bunun farkına varan çocuk, zaten<br />
yapısında anne babayı kullanmak olduğu için sürekli bu kullanma davranışı için ısrar eder. Bu ısrarlar<br />
bizimde katılımlarımızla inatlaşma en sonunda da karşılıklı çileden çıkma durumlarına ulaşır. Bunun<br />
için durumu baştan belirlemek gerekir.</p>
<p>Çocuğumuza yemek yeme alışkanlığını kazandırmak için ihtiyacı olan kuralları belirtmeli ve<br />
en önemlisi kararlılıkla uygulamayız. Aksi halde hem kendimize hem de her şeyi bizden<br />
öğrenmeye çalışan minik çocuğumuza kötülük etmiş oluruz.</p>
<p>Bu kurallar nedir ?<br />
Çocuğa yemeye başlamadan önce neden yemesi gerektiğini anlayabileceği kelimeleri kullanarak<br />
uzun uzun bıkmadan anlatılır ve aşağıdaki kurallarla yemek yenilmesi gerektiğinin altı çizilir.<br />
Çocuk bunları anlamayacak yaşta ise, bu daha iyi bir durumdur. Davranışlarınızla yemek yeme<br />
alışkanlığını erken yaşta kazandırmış olursunuz.</p>
<p><strong><em>&#8211; Yemek masa da yenir.<br />
&#8211; Yemek çocuğum ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz kadar değil, çocuğun istediği kadar tabağına alınarak yenir.<br />
&#8211; Yemek yemesi için çocuğa yalvarılmaz, rüşvet teklif edilmez, ya da yemesi durumunda cezai tehditlerde bulunulmaz.<br />
Yemeğini bitir, sana oyuncak alıcam&#8230; Yemezsen parka gitmeyiz&#8230; gibi durumlar kısa süreli sorunu belki çözer ama uzun vadede sürekli uğraşmanız gereken bir derde dönüşür.<br />
&#8211; TV ve özellikle reklamlar, çocuğa yemek yedirmek için kurtarıcılar olarak görülemez. Çocuğun ilgisini başka yere çekip ağzına tıkmak tamamen yanlış ve pek çok açıdan sakıncalı bir durumdur.<br />
&#8211; Çocuğumuz yemek yemeyinde biz ne kadar fazlada yesek açlık hissi duyarız.Yemeleri için ısrar ederiz.<br />
Çocuk yememekte ısrar ederse de olayı kaosa sürükleriz. Bu tamamen yanlıştır ve uzak durmamız<br />
gerekir. Yemeyen çocuğa ısrar edilmez. yalnızca yemek saatinin dışında bir şey ( her hangi bir yiyecek,<br />
abur cubur&#8230;) yiyemeyeceği tatlı bir dille sinirlenmeden ve bir cezaymış gibi göstermeden anlatılır.<br />
Bu bilgiyi yemeye başlamadan vermek daha doğru olacaktır.</em></strong></p>
<p>Kısaca özetlersek;<br />
Çocukları yemek yemediği zaman anneler açlık hissetmemelidir.<br />
Çocuğun yemek saatleri düzenli olmalı çocuğa bu öğretilmeli ve sık sık abur cubura<br />
başvurulmamalıdır. Öğünüde yemek yemeyen çocuk bir sonraki öğüne kadar bekletilmeli arada başka gıdalar<br />
verilemelidir.<br />
Yeme davranışının kazanılması için mutlaka kararlı olunmalıdır. Aksi halde çocuk sizin acizliğinizi<br />
görecek ve bunu kullanacaktır.</p>
<p>Mutlu günler.</p>
<p>Elif Koca<br />
Uzm. Pedagog</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/yemek-yedirmek-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
