<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yuvaya alışma süreci &#8211; Pinik-Kuş | Ayça Oğuş Blog</title>
	<atom:link href="https://www.pi.web.tr/tag/yuvaya-alisma-sureci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pi.web.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2024 10:18:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Benim oğlum büyüyor</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/benim-oglum-buyuyor/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/benim-oglum-buyuyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jun 2012 12:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Erinin İlkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog Uğur Dalan]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=10410</guid>

					<description><![CDATA[Ve hatta yeni yasa gereği bu eylülde forma giyerek minicik boyuyla ilk okul sırasına oturacak! Buraya ilk yazdığım yazıya baktığımda üzerinden 6 seneden fazla geçtiğini görüyorum ama bu 6 sene nasıl geçti hiç bir fikrim yok. Zor günler, keyifli anlar, ilkler hepsi burada tarafımdan paylaşıldı ve güzel okurlar siz bana ortak oldunuz; sıkıntımda, sevincimde, bilgi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-left"><br>Ve hatta yeni yasa gereği bu eylülde forma giyerek minicik boyuyla ilk okul sırasına oturacak! Buraya ilk yazdığım yazıya baktığımda üzerinden 6 seneden fazla geçtiğini görüyorum ama bu 6 sene nasıl geçti hiç bir fikrim yok. Zor günler, keyifli anlar, ilkler hepsi burada tarafımdan paylaşıldı ve güzel okurlar siz bana ortak oldunuz; sıkıntımda, sevincimde, bilgi paylaştığımda, büyümeye başladığımızda ve şimdi ben bir zamanlar&#8221; nasıl başlayacak bu çocuk yuvaya hiç benden ayrılmıyor&#8221; diye dert yanarken kalkmış &#8220;yuvadan mezun oldu!!&#8221; yazısı yazmaya çalışıyorum. Tüm sıkıntılar yaşanırken zor geliyor ama anne &#8211; baba olmanın bir tek kuralı var değişmeyen &#8221; hepsi geçiyor&#8221; geriye fotoğraflardaki anılar kalıyor gülümseyerek baktığımız, yer yer gözlerimizin dolduğu. Ben işte bu hafta sonu ileride gözlerim dolu dolu bakacağım fotoğraflara bir kere daha dahil oldum. Okulumuzun yaz şenliği vardı. Öyle müsamere falan gibi bir şey değil aslında. Bir masalı alıp kendilerince yuvamızın küçük bahçesinde oynuyorlar işte 🙂 Kostümlerini kendi yapıyorlar ve kendi doğallıklarında bizleri güldürürken göz yaşlarına boğuyorlar!</p>



<p class="has-text-align-left">Her gün akşam uykusundan önce &#8220;bugün seni mutlu eden bir şey oldu mu &#8221; diye soruyorum yaklaşık 10 gündür bana &#8221; uyuyan güzeli oynadık anne çok mutluyum&#8221; diye anlatıyor ve bir tek bunu paylaşıyor. Geçen sene kostümünü giymiş ama arkadaşlarının yanında olmak yerine benim kucağıma sığınmış olan oğlum bu sene kendi isteği ile uyuyan güzelde prens olmak istemiş. Bir anne için çok olağan bir durum daha önce söylediği lafların hayat tarafından suratına yapıştırılması 🙂</p>



<p class="has-text-align-left">Yıllarca okul müsamerelerinde bazı çocukların prens olarak seçilmesinden rahatsızlık duyan bu annenin oğlu kendi prens olmayı seçmiş! olağan bir durum değil mi sayın anne! 🙂 Erin baş r</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="900" height="600" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_toplu.jpg" alt="" class="wp-image-10432" title="poti_toplu" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_toplu.jpg 900w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_toplu-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-left">Rolü seçince aman demişler bir de yedek mi seçsek çünkü Erin sevmiyor ortalarda çıksın da oynasın! 🙂 O yüzden biraz heyecanlandım. Ancak an geldi bir baktım hafif ürkek de olsa yerini aldı. Sırası gelince şarkısını söyledi hem de Almanca söyledi 🙂 Sonra prensesi sarmaşıklardan kılıcı ile kurtarıp yanağından öperek uyandırdı, bir ömür boyu mutlu oldular ve gökten 3 elma düştü bir tanesi benim dolu dolu gözlerimi taşıyan başıma!</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" width="600" height="900" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_mezuniyet.jpg" alt="" class="wp-image-10431" title="poti_mezuniyet" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_mezuniyet.jpg 600w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_mezuniyet-300x450.jpg 300w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/poti_mezuniyet-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-left">Bu da dün akşam evimize gelen mezuniyet belgesi efendim 🙂 Yukarıda yazdıklarımın bir doğrulaması gibi &#8230;:) Bu Erin&#8217;in ilk mezuniyet belgesi.. sağlıkla hepsini sırayla görebilmeyi diliyorum.. her zaman bir elim arkasında düştüğünde tutabilecek mesafede kalabilmek &nbsp;istiyorum..&nbsp;</p>



<p class="has-text-align-left">Bunlar da yaz şenliğinde bize yaptıkları ufak sergiden alıntılar 😉</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/mutlu.jpg" rel="lightbox[10410]"><img decoding="async" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/mutlu.jpg" alt="" class="wp-image-10419" title="mutlu"/></a></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/komik.jpg" rel="lightbox[10410]"><img decoding="async" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/komik.jpg" alt="" class="wp-image-10418" title="komik"/></a></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/kizgin.jpg" rel="lightbox[10410]"><img decoding="async" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/kizgin.jpg" alt="" class="wp-image-10417" title="kizgin"/></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-left"></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/uzgun.jpg" rel="lightbox[10410]"><img decoding="async" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2012/06/uzgun.jpg" alt="" title="uzgun"/></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>



<p class="has-text-align-center">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/benim-oglum-buyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>41</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine yeniden Yuva</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 07:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA['E' hali]]></category>
		<category><![CDATA[Erinin İlkleri]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot poti]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapoti]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=7015</guid>

					<description><![CDATA[Sabah saat 09:57 Saray’da oturmuş omletimin ve çayımın gelmesini bekliyorum. Hayır hayır Erin annemde ya da kayın-annemlerde değil: Yuvada ve beni  öpücükler ile veda ederek yolladı kahvaltı etmeye. Donmuş bir şekilde yazıyorum bunları: bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Çocuğumla yaşadığımız talihsiz okul maceralarından sonra Erin’in ömrü boyu okul meselesinden nefret edeceğine o kadar inanmıştım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah saat 09:57</p>
<p>Saray’da oturmuş omletimin ve çayımın gelmesini bekliyorum. Hayır hayır Erin annemde ya da kayın-annemlerde değil: Yuvada ve beni  öpücükler ile veda ederek yolladı kahvaltı etmeye. Donmuş bir şekilde yazıyorum bunları: bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Çocuğumla yaşadığımız talihsiz okul maceralarından sonra Erin’in ömrü boyu okul meselesinden nefret edeceğine o kadar inanmıştım ki şimdi bir şaşkınlık hakim ruhumda.</p>
<p>&#8220;<a href="https://www.pi.web.tr/okul-durumlari" target="_blank" rel="noopener">Nasıl olacak da Erin bensiz kalmayı kabul edecek yuvada</a>&#8221; diye yazmışım bu yaz başında ya kabul de etmemiş ya üstüne &#8220;maalesef ben okula gitmeyeceğim&#8221; diye son noktayı da koymuş ya.. şaşkınlığım bundan sevgili okur..umudumu öyle kaybetmişim ki sonsuza kadar çocuğun bu işten hoşlanacağı ile ilgili, okulun sahibesi olan bayan anneme &#8220;önce kendi kızına öğret rahatlamasını çok kasıyor kendini&#8221; bile demek durumunda kalmış. Oysa ki ben rahatım edaları ile gitmişken orada kasma enerjim o kadar yüksek ki kimseye yedirememişim tabii ki durumu!</p>
<p>İlk günler çok kavga ettik koca kişisiyle: “görürsün Erin burayı da sevmeyecek ve geri dönüşü olmayan yaralar açacağız” cümlelerini bir kenara koymam zor oldu. En çok da “sen kurtulmaya çalışıyorsun” cümlesini hazmedemedim. Sahi Erin’in yuvaya gitmesini istemem kendim için miydi yoksa Erin için mi ? Bu sorunun cevabını çok düşündüm. İlk zamanlar, yani bu cümle beynime ilk düştüğü zamanlar “kendim için” diye cevap verdiğimi bu yüzden de yuva meselesini bir rafa kaldırdığımı itiraf etmeliyim. Evet ben Göztepe – Feriköy – Eyüp üçgeninde tüm iş koşuşturmacasında çok yoruluyordum ve artık sabit bir yerimizin olmasını diliyordum. Sonuç : KENDİM için Erin yuvaya gitsin istiyordum ve bunu düşünmek bile kendimi yeterince “kötü anne” konumuna sokmama olanak sağlıyordu. “Ne fena bir anneyim çocuktan kurtulmaya çalışıyorum oysa ki aile büyükleri  ile daha kaç yıllar birlikte bu kadar aktif olacak onlarla kalsın” diyerek bu fena anneliğimden kurtulmaya çalışıyordum.</p>
<p>Ancak zamanla kurallar değişmeye başladı.</p>
<p>“anneee Kereme gidelim mi bugün? “<br />
“olum Kerem yuvada bugün”<br />
“tamam o zaman sen benimle oynar mısın? “<br />
“Tabii yemeklerimizi hazırlayım sonra oynarız”<br />
“ama şimdi oynamanı istiyorum”<br />
“ama olumm öğlen yemeğinde oyuncakları mı yiyeceğiz ?”<br />
“peki bana makkuin aç o zaman”</p>
<p>Ya da koca kişisinin önerdiği gibi parka gidiyorsak bir türlü yaşıtı ile karşılaşamaz duruma geldik.</p>
<p>Ya da herhangi bir komşumuz yok</p>
<p>Ya da <a href="http://www.benimleoynarmisinanne.com" target="_blank" rel="noopener">oyun gruplarındaki</a> tüm arkadaşları okula gidiyor</p>
<p>Ya da ya da ya da..</p>
<p>Erin aile büyükleri ile yaşamaktan büyümüş de küçülmüş kıvamında, bir o kadar mutlu ve benim içim huzurlu ama bir o kadar da “akranları ile olması gerek” cümlesi beynimde dolaşır şekilde yaşamaya başladığımız fark ettim. Ancak en büyük sorun Erin’in yuva meselesindeki sert tutumu: “anne ben maalesef okula gitmiycem” cümlesi beynimde yankılanan!</p>
<p>Bir gün yine “anneee hadi kereme gidelim mi? “ cümlesinin cevabını</p>
<p>“ama o yuvada” diye vermek yerine taa yaz başında duyduğum anaokulunun web sayfasını açarak:</p>
<p>“bak sefgilim böyle bir oyun evi var aaa bak ahtapot var burada gidip onunla tanışalım mı bugün? “ diye sorarak verdim.</p>
<p>“tamammm”dedi sanırım ahtapot hoşuna gitti</p>
<p>Tesadüf yuvanın sahibi bayan o gün bir randevusunu iptal etmişti ve bizi hemen kabul etti. Tesadüf mü dedim ?? :))</p>
<p>İçeri girdik. Bana merhaba demek yerine eğildi yere kadar Erin’e</p>
<p>“hallloo hoşgeldin senin adın ne?” dedi</p>
<p>Erin hiç de yabani tavrını takınmadan cevap verdi. İçeri geçtik.. sonrası: bu hafta denemeye başlayalım oldu ve 10 gündür her sabah gidip 12 de ayrılıyoruz. Bu hafta öğlen yemeğine geçtik, dün de babası 1 saat bırakıp çıkmış ve işte bugün de beni yolladı!</p>
<p>Evet binası kocaman bir tesis değil farkındayım ancak içerisinin sevgi doluluğu bir anda umut oldu bana. Perşembe günü başlayan maceranın bugün en çok korktuğum kısmına geldik: Erini bırakıp oradan çıkmak!</p>
<p>“Ofidersii” dedi beni yolladı. Söz verdiğim gibi saat 11 de geri döndüm. Aklına düşüp de yanıma gelmesi  11:30’u buldu. Öğlen yemeğinden sonra çıkmak istemedi ancak iznimiz bu hafta da öğlen yemeğine kadar.</p>
<p>Yazın başında adını Feriköy pazarda Şule’den duyduğum yuva! Aylardır “ ya burası da aynıysa” korkusuyla arayamadığım, son bir şansı hala elimde tutmak istediğim yer. Çocuğumun ve benim mutlu olabileceğimizi hissettiğim son yer olarak kalacak..kalmasını diliyorum! Ben değil Alpay bile içerideki enerjiden memnun, bu en büyük desteğim!</p>
<p>Şans dile bana sevgili okur..yeni yıldan fazla bir şey dilemiyorum bu sene. Öyle &#8220;<a href="../tamam" target="_blank" rel="noopener">wish list</a>&#8221; falan da yapmayacağım. Sağlık olsun, huzur olsun ah! bir de oğlum ve biz burada mutlu olalım.. hepsi bu ..ve tabii burada mutlu olabilmek için çalışmak da gerek ek olarak iş de olsun !</p>
<p>Not: Bu yazıyı yazdığım gün yayına sokmuyorum. Yayınlayabilmek için biraz daha zaman ihtiyacım var ama yazmadıkça hislerimi yitiriyorum. yazdım taslakta duruyor. Yeni yılda eğer herşey yolunda giderse yayınlanacak.</p>
<p>Not 2: Yeni yıla yaklaştığımız şu son günlerde hala herşey yolunda. Bu sabah &#8221; babaaa bugün ahtapoti var mı?&#8221; diye uyandı..&#8221;var&#8221; dedik.. &#8220;tamam biraz daha uyuyabilir miyim&#8221; dedi 🙂 Artık sabah bırakıp öğlen yemekten sonra alıyoruz. Yemekten sonra yatakların hazırlanmasına yardım etmek isteği de gelmiş. Haftaya yemekten sonra da kalma çalışmalarına başlayacağız. Bir sonraki yazım yuva yolunda yaşadığımız zorluklar ve alışma sürecimiz olacak. <a href="https://www.pi.web.tr/anaokulu-sorunlari" target="_blank" rel="noopener">Bir önceki yazımda</a> okuduklarımdan sonra bir tecrübenin ışık tutabileceğini düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/yine-yeniden-yuva/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>28</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Blogcu Baba:: Yuvalar</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alpay Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:41:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['Blogcu Baba']]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot poti]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapoti]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=4669</guid>

					<description><![CDATA[Yuva, çocuk eğitmek ve fiziksel gerçekler. Gene konumuz fizik. Ayça’ya ben yazı yazmayayım, sitenin tadı kaçar diyorum ama Ayça da muhakkak yaz diyor. Neyse. Yuva meselesinde gelinen nokta ve durumun özetini yaparak biraz sorun tespiti, biraz da gidilecek yol arayışı bulmaya çalışacağım. Ama tabii bunlar yaparken gene alışkın olduğum düşünme tarzından faydalanacak, fiziksel kuralları örnekleyecek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yuva, çocuk eğitmek ve fiziksel gerçekler.</p>
<p>Gene konumuz fizik. Ayça’ya ben yazı yazmayayım, sitenin tadı kaçar diyorum ama Ayça da muhakkak yaz diyor. Neyse.</p>
<p>Yuva meselesinde gelinen nokta ve durumun özetini yaparak biraz sorun tespiti, biraz da gidilecek yol arayışı bulmaya çalışacağım. Ama tabii bunlar yaparken gene alışkın olduğum düşünme tarzından faydalanacak, fiziksel kuralları örnekleyecek ve doğa gerçeklerinden yardım alacağım.</p>
<p><span id="more-4669"></span>Gene bir köyümüz var. Burada bir ırmak var ve ırmak içerisinde özel mineraller ile yeraltından çıkıyor. Bu özel mineraller benzetmemi yanlış anlamayın. &#8220;Kendinizi özel hissetmek gibi bir şey değil. Değişik demek istiyorum.  Bu mineraller florada bulunan bir bitki tarafından baskın olmak amacı ile kullanılırsa eğer bu bitki normalüstünde çoğalacak ve diğer tüm bitkiler üzerinde baskısını arttıracaktır.(Önceki yazıdan farkı yok. Aynı örnek) Diğer bitkiler ne yapacaktır? Özellikle bu bitkiden uzaklaşmaya çalışacaklardır. Onun doldurmadığı yerlerde yaşamaya yönleneceklerdir. Daha doğrusu baskın bitkinin ilgilenmediği yerlerde yaşamayı seçeceklerdir.  Kimi bitkiler onunla savaşmaya çalışacak, onun bu sudan aldığı mineralin kendisine de faydalı olması için çaba harcayacaktır. Sonucunda;</p>
<p>1a- Etken maddeyi faydaya dönüştürürse farkında olmadığı bir şey olacak, aslında diğer bitkiye benzeyen özellikler taşıyacak ama hiç bir zaman onun kadar etken olmayacaktır.<br />
1b- Etken maddeyi kullanmayı beceremezse, önceki haline geri dönecek ya da yok olacaktır.<br />
Yaşadığımız düzene ve plazalarda dönen dünyaya bir benzerlik fark ettiniz sanırım. Burada etken madde kapitalizm. Yani insanın yaşaması için gereken her şeyin olduğu dünyada bir de paraya olan ihtiyacının oluşturulmasını sağlayan dünya düzeni. Bu olmaya devam ettiği sürece bunu kullanabilen insanlar daha büyüyecektir. Bu insanlar olduğu sürece para kazanmak isteyecekler, istedikleri sürece zamanları olmayacak, zamanları olmadıkça kendilerini ve çocuklarını geliştiremeyecekler, geliştiremedikçe bunu yapmaları için başkalarını görevlendireceklerdir. Görevlendirdikleri insanlar da bu sistemde etken maddeden üstüne düşen payı arttırmaya çalışan mutasyon eğilimli (eğitimci, pedagoglar) olacaktır. Tabii bu kişileri tümünü kapsamak anlamında söylemedim. Çocuk yuvası eğitimi konusunda boşluğu dolduracak girişimciler anlamında. Sigara üreticileri de benzer yer dolduruculardandır. İphone üreticileri de, saat üreticileri de&#8230; Konumuz yuva ve eğitim olduğundan bu konudaki mutasyona uğrama ve etken maddeden faydalanma eğilimi kısmında eğitimci ve pedagoglar dedim. Anlaştık sanırım.</p>
<p>Peki, para kaygısı olmayan ve etken maddeden kaçmaya çalışanlar nerde. ? Onlar uzağa kaçma eğilimindeler. Ancak orada yaşayabilirler.</p>
<p>1a-Bunu hızlı becerenler hemen gizli bir köşe bulmuş orada yaşamlarını sürdürüyorlar. Sesleri çıkıyor mu? Hayır, bağırmıyorlar ama yolu yanlarına düşen herkesin kendilerinden olduklarını biliyorlar.<br />
1b- Beceremeyenler ve becermeye çalışanlar ne yapıyorlar. Ortamda fazla göze batmadan hayatlarını devam ettirecekleri bir köşe bucak bulmaya çalışıyorlar. Küçük ve kısık sesle www.pi.web.tr ve benzeri sitelerde yol yordam yöntem konuşarak paylaşıyorlar.</p>
<p>Sonuç:<br />
Etken maddeyi kullanma eğiliminde olmayan her bitki türü bu maddeden uzaklaşmak zorunda kalacak ya da değişmek zorunda kalacaktır. Değişenler yakın yaşayabilecek, değişemeyenler ölecek ya da yaşamak için bu bitkinin olmadığı  yani aslında etken maddenin ulaşmadığı yerlere ulaşmak zorunda kalacaktır.<br />
Bizim yaptığımız gibi düzeni değiştirme gücü olmayan ama hala düzen çevresinde yaşayan bitkilerde bu durum hakkında saldırgan, koruyucu, düzeltici mücadeleler vermeye devam edecekler  ama bu güçlerini tüketinceye kadar devam edebilecektir.</p>
<p>Kimileri güçlerini bu savaşta tüketecek ve taşınmayı beceremeyecek, kimi bitkilerde hiç savaşmadan hemen yeni yer bulmaya yönlenecektir. Bunların hiç biri diğerine göre değersiz ya da doğru yanlış gibi bir şey söylemiyorum. Umarım böyle anlaşılmadı.</p>
<p>Etken maddeden dolayı kabul edelim yuva meselesi diğer birçok mesele gibi sisteme uygun olmak zorundadır. Farklı beklentileri olan aileler bu beklentilerinin çözümünü bu sistem içerisinde bulamayacaklar ve sistemi de değiştiremeyeceklerdir.</p>
<p>Bir araya gelerek adacık kurmak dışında ya da taşınmaktan başka yaşama yolu yoktur. Adacıklarında ayakta kalma gücü katılım oranının çokluğu ile bağlantılıdır.</p>
<p>Şu anda sistemde ayakta kalmaya çalışan kira ve maaş ödeyen her yuva para ödeyen ailelerin isteklerine baş eğmek zorundadır. Sizin yememe listeniz gibi diğer para ödeyen ailenin de yeme listesi olacaktır. Orada bulunan tüm çocuklar etkileşimlerinden dolayı her zaman sistemin etken maddesi (adından belli ) etken olacaktır.<br />
Bu tür eğitim yuvalarının kesinlikle normal kapitalist işletme yöntemi değiştirilmelidir. Yani para ile işletilen yerler olmamalıdır.</p>
<p>Ne ile işletilebilir?<br />
Emek.</p>
<p>Açıklayayım, <a href="http://www.benimleoynarmisinanne.com">Benimleoynarmısınanne.com</a> ve oluşumu gibi ortak emek ve ortak çalışma kuralları ile işletilen bir sivil toplum projesi adacığı yaratmadan bu istediğiniz eğitim kalitesine ulaşılamayacaktır. Bunu yaratmış olan yerler varsa o adacıklarda buluşulmalı ya da bu adacık oluşturulmalıdır. Onun dışında terk etmekten başka seçenek bulunmamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/blogcu-baba-yuvalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuva meselesi ve son nokta!</title>
		<link>https://www.pi.web.tr/anaokulu/</link>
					<comments>https://www.pi.web.tr/anaokulu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayça Oğuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 18:15:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA['A' Hali]]></category>
		<category><![CDATA['E' hali]]></category>
		<category><![CDATA[Erin-Log-lar]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog Uğur Dalan]]></category>
		<category><![CDATA[yuvaya alışma süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pi.web.tr/?p=4637</guid>

					<description><![CDATA[Endişe ettiğim ancak artık son bir nokta koyduğum konu: yuva meselesi. Sanırım ben, bizim kriterlerimize uygun bir yer bulamayacağım. Peki ama ya ilkokul? Annemin evinin karşısında ilköğretim okulu var ve Alpay&#8217;ın Erinle bahçesinde oynarken şahit olduğu bir diyalog: Öğremen çocuklarına: &#8221; İçeri girin diyorum, yağmur yağıyor, üşüyeceksiniz, içerde oynayın!!&#8221; Yağmurda, sulara basa basa ıslanıp, eğlenen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-4641 aligncenter" title="Picture+228" src="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2009/10/Picture+228.jpg" alt="Picture+228" width="320" height="240" srcset="https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2009/10/Picture+228.jpg 320w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2009/10/Picture+228-300x225.jpg 300w, https://www.pi.web.tr/wp-content/uploads/2009/10/Picture+228-200x150.jpg 200w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></p>
<p style="text-align: left;">Endişe ettiğim ancak artık son bir nokta koyduğum konu: yuva meselesi.</p>
<p style="text-align: left;">Sanırım ben, bizim kriterlerimize uygun bir yer bulamayacağım. Peki ama ya ilkokul? Annemin evinin karşısında ilköğretim okulu var ve Alpay&#8217;ın Erinle bahçesinde oynarken şahit olduğu bir diyalog:<br />
Öğremen çocuklarına:<br />
&#8221; İçeri girin diyorum, yağmur yağıyor, üşüyeceksiniz, içerde oynayın!!&#8221;<br />
Yağmurda, sulara basa basa ıslanıp, eğlenen akabinde üstü değiştirilebilen çocuklar yetiştirilmesini istiyorum!!Bir öğretmenin bunun nasıl bir zevk olduğunu, doğanın nasıl muhteşem bir şey olduğunu kavramasını istiyorum, oğlumuza aşılamaya çalıştığımız doğa sevgisinin ileride solmamasını istiyorum. Bir insan ancak doğayı sevdiğinde kendini sevebilir. İnsan doğadır. Yıldızların altında çimenlere uzanıp onları saymadan, gökyüzünden yağan yağmurda ayaklarını patır patır vurup ıslanmadan, böcekleri seyredip hatta onlarla iletişim kurmadan, bazen otları ağzına atıp tadına bakmadan nasıl olur da insan kendini sever ??</p>
<p style="text-align: left;">Okula gittik. Harika, bahçe içerisinde eski bir köşk. Sahibi çok modern, senelerce Amerikada yetişmiş, güler yüzlü, çocuğu da kendi okulunda, eşi keza aynı şekilde bir bey, pedagog Türk tipi okul müdürü görünümünde ama son derece bilgili ve doğru yönlendirme çabasında. Erin heyecandan ölüyor: &#8220;anneanne taşındı artık okula gidebiliriz&#8221; cümleleri içerisinde heyecanını bastıramıyor. Biz de p.tesi günü uyanır uyanmaz toparlandık &#8221; yaşşassıınn sarı okula gidiyorum&#8221; nidaları ile yola koyulduk. İçeri girdik. Bir kalabalık söz konusu. Anneler, ağlayan çocuklar, öğretmenler.. Erin pek tabii bu karmaşada bir hayal kırıklığı yaşadı zaten okulun bahçesini hayal etmiş olduğundan ( orada bunu anladık) içeri girmek istemiyor. Ama bahçe ıslak ve tüm çocuklar içeride: yağmur yağdığı için bahçe aktivitesi İPTAL!! Alt kata indik. Erin&#8217;in gireceği grup 2007 doğumlu çocuklar 2 kişiden ibaret küçük ve oyuncak dolu bir odada, ben diyeyim 23 siz diyin 25 yaşında, derrrmişimm kıvamında konuşan bir ablaya emanet, &#8220;kuralları biliyoruz bu kapıdan çıkmak yok diii miiii &#8221; cümleleri içinde vakit geçiriyorlar. Erin üstünü çıkartmak istemez, kendini güvende hissetmediği için. Ayça karışmaz uzaktan bakar. Neden sonra kaydırak bulup kaymak için odadan çıkmak istediğinde abla öğretmenden bir uyarı alır&#8221; ama okulun içinde dolaşmıyoruz!!&#8221; Neden ?? biz okulu dolaşmaya geldik ?? anlayamadım?? kurallar öyleymiş. Kaydıraktan bir iki kaydıktan sonra kendini güvende hissetmiş olmalı ki montunu açıp annesine verir Erin annesi de gidip sınıfta sandalyesine koyduğu bir anda öğretmen abla yerinden fırlayarak &#8221; aaffeerrriiin Erineee nasılda güzel montunu çıkarttıı&#8221; diyerek kaydırağa doğdu hızla ilerlemeye başlar .&#8221; Bir dakika&#8221;, &#8220;Abartmayın sadece montunu çıkarttı bu zaten kapıdan girdiğinde yapması gereken birşeydi&#8221; cümlesini bitiremeden daha öğretmen abla cak cuk Erin&#8217;i yanaklarından öpmeye başlar. Çocuk iter abla öğretmen ısrarla&#8221; aa ama öpim öpimm bravo Erine&#8221; der. Ayça&#8217;nın barometre hızlıca yükselmeye başlar. Erin &#8220;susadım&#8221; der su ister. Abla öğretmen diğer çocuklara da vermek üzere 3 tane &#8220;cam bardakta&#8221; su getirir ve bana dönüp &#8221; normal olarak biz cam bardakta su vermiyoruz, plastik ve pipetli bardakta veriyoruz&#8221; der. Ayça&#8217;nın gözler yerinden fırlar. Hayır Ayça oğluna cam bardakta su içmesini öğretmiştir. İçerken yakınında durup kazaya karşı tetikte bekler ama Erin tek başına cam bardakta sağlıklı su içer. Plastiğin içinden içmez. &#8221; Ama öğretmen ablası Erin pipetle içmeyi bilmez&#8221; der Ayça, &#8221; olsun annesi alışır&#8221; der cevap olarak öğretmen abla!! &#8220;Peki başka doğru yaptığı &#8211; bize göre &#8211; hangi alışkanlıklarını değiştirip alışacak öğretmen ablası bu yuvaya başladığında&#8221; diye aklından geçirir Ayça. Üst kata çıkıp bu durum hakkında bilgi almak istediğinde okul sahibi &#8221; aa olur mu onlar hep cam bardakta su içerler cam tabakta içerler&#8221; der. Ayça&#8217;nın kafası karışır.<br />
Erin ağlayarak yanımdan ayrılmaz bir duruma gelir. Başta pedagog olduğunu bilmediğim Türk tipi müdür görünümlü bayan birden döner &#8220;ilgilenmeyin, gönderin diğer çocukların yanına ağlarsa ağlasın&#8221; der. Ayça hemen &#8220;siz acaba bizim pozisyonumuz nedir ?&#8221;  cümlesini aklından geçirip&#8221; daha önce hoş olmayan bir tecrübe yaşadık o yüzden dediğiniz yapmayı doğru bulmuyorum&#8221; der. Bir dakika sonra konu değişmişken birden okul sahibi laf arasında dönüp beni uyarmaklı bir ses ile &#8221; .. hanım da bizim okul pedagogumuz&#8221; &#8211; yani siz mi daha iyi bileceksiniz edasıyla &#8211; bana iç bilgiyi verir. Tabii Ayça&#8217;nın bu durumda utanması gerekir. Vay bana ne oluyor ki beni ve oğlumu ve tepkilerini ve geçmişini ve tecrübelerimizi tanımayan bir PEDAGOG beni uyarmış ben de ukalalık etmişim gibi bir tavır sergilenir.<br />
Daha okula başlamayacak sadece izlenim için gittiğimiz yerde bize kuralları dayatmaya çalışıp bir de annelik dersi alıp neyse ki bir kahve içip &#8220;hadi size iyigünler&#8221; diyerek hızla uzaklaşmak yerine, su içindeki bahçede Erin&#8217;in hayalini kurduğu araba ve bisikletler ile oynayıp sırılsıklam olmaktan büyük haz duyar anne oğul. Okulun önünde çantadan çıkarttığı yedek kıyafetleri değiştirip hızlıca oradan uzaklaşırlar.<br />
Bir yuva hikayesi daha burada sona erer.<br />
Uzunca bir süre yuvaları gezmeme kararı alınır. Varsın Erin arkadaşsız olsun!! Bizim oyun grubumuz boşuna mı var. Haftada iki saat diğer çocuklar ile oynayacak diye, kurduğumuz sistemi, yeni yetme, daha neredeyse kendi çocuk olan öğretmen ablalara çocuğumu emanet edemeyeceğim. Ben çok şey istemiyorum. Sadece çocuğa müdahele etmeyen, kendi istediği gibi oynamasını sağlayan, sağlığına ve kişilik özelliklerine dikkat eden, genel bir potada eritmeyen bir okul istiyorum. Drama dersleri, müzik hocaları, ingilizce dersleri istemiyorum, &#8221; siz isterseniz çarşamba gelin o gün müzik dersimiz var&#8221; gibi bir ayırım istemiyorum. Bahçede kurtçuklarla oynasın, ağaçlardan hayali sepetine elmalar toplasın, arkadaşların ikram etsin istiyorum, çamurla oynasın, üstü başı batsın ama mutlu olsun istiyorum.<br />
Akşam babası &#8221; okul nasıldı dediğinde &#8221; daha 2.5 yaşındaki oğlum :<br />
&#8220;okulu sevdim ama öğretmeni sevmedim&#8221;<br />
&#8220;neden ?&#8221;<br />
&#8220;çünkü oyun oynayalım diyor ben oynamak istemiyorum ama o oynayalım diyor&#8221;<br />
diyip bizi mal gibi bırakmasın istiyorum.<br />
Ve artık neden herşeyin alternatifi var da bu oyun okullarının yok diye dövünmek istemiyorum. Bir baba yiğit çıksa da öğrenmek oyunla olur dese de, zeka doğa ile gelişir dese de,  plastik oyuncaklarla dolu olmayan, sınırları belirlenmiş özgür okullar kursa diyorum.</p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pi.web.tr/anaokulu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>49</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
