Yazmayayım diyordum da vınn geçince elime yine dayanamadım. Ancak not düşülmesi gereken önemli bir konu var: Erin artık denizde kolluk kullanmadan bildiÄŸin yüzüyor sayın okur! Gözlerime inanamadım. Çocuk boÅŸuna bağırınmıyormuÅŸ “gel anne seyret ben nasıl yüzüyorum” diye. Öyle konuya pat diye girdim ama henüz tatile pat diye giremedik. Önce planlandığı gibi geldik Gelibolu’ya. GeldiÄŸimizden beri kafası yastık, hamak v.b ÅŸey gören hızlı bir uykuya dalıyor. Pazar günü tatile baÅŸlarız diyorduk ama öncelikle Erin’in biraz daha kalma talebi sonrasında benim kolumu bile hareket ettirmek konusundaki ataletim bizi çarÅŸamba sabahına kadar burada kalma kararına sürükledi.
Erin’in Gelibolu yazlık aÅŸkı bir baÅŸka, hem dede kaynaklı hem de çok özgür burada öyle ki gece 11′e kadar ayakta!
ama sabah 7:30 da iştima var o ayrı! Gözünü açıp denize giriyor, eve gelip kahvaltısını ediyor sonra yine deniz biraz ev yine deniz akşam bisiklet, yürüyüş ne olursa artık..sevdikleri yanında.. neden sevmesin ki ..4 yaşındaydım ama Bayramoğlu yazlık anılarım sıcak sıcak aklımda yani hissiyatı, seneler geçtiğinde  aynısı oğlum için de geçerli olacak.
Burada kalmak yani işin aslı DURMAK bana çok iyi geldi.
Ve günün sürprizi : kayasından taze toplanmış mis midyeler! Geçen sefer baba – oÄŸul Gelibolu’ya geldiklerinde eve dönerken deniz minaresi getirmiÅŸlerdi: zeytinyağına yatırılmış bol maydanozlu. Åžu büyük olanlarından hani kül tablası yapılır ya da kulaÄŸa yaslamak suretiyle denizin sesi dinlenir, hah iÅŸte ondan (BKZ:alttaki fotoÄŸrafta tabağın en tepesi) . Bir güzel ayıklanmış, piÅŸirilmiÅŸ. Tadı sert bir ahtapot gibi ben çok haz etmedim ama annemin bahçesinde yaÄŸmur sonrası salyangozları dahi soteleyen koca kiÅŸim için fark etmiyor: denizden gerçekten babası bile çıksa yiyebilir hatta her yerden çıksa yer! Ama iÅŸ midyeye gelince akan sular duruyor benim için ve bir de yengeç. Kıyıdan 50 mt uzakta 6m derinlikte bulduÄŸu bir kayalıktan topalyaıp getirdiÄŸi bu midyelerin yanında bir tanede yengeç bulmuÅŸ KOCAMAN! ancak bir tane diye, etrafında baÅŸka yengeç göremediÄŸi için bırakmış. Bırakmalı ki tür yaÅŸamına devam etsin. Ama bu siyah midyeler kayaları sarıyor ve büyükleri alıp küçüklerin büyümesine izin vermek .. pek lezzetli oluyor.. yapılması gereken tek ÅŸey bir tatlı sudan geçirip, ateÅŸe koyulan bir sac üzerine atmak..ısınan midyeler kendiliÄŸinden açılıyor ve içindeki su ile haÅŸlanıyor. Bu ÅŸekilde yenilebilir, içine limon,karabiber eklenebilir ama mümkün olduÄŸunca sade yemek en güzeli ( bence). İçinde inci falan olmamışsa ya da kumdan toplanmadıysa yemesi çok rahat. KabuÄŸu açılıp içine ÅŸarap koyma önerisi geldi bir de yanında ne ÅŸarap içilir dediÄŸimde daha hafif – sek – meyve aromalı ( limon) önerisi geldi // Kavaklıdere VinArt Emir , Sultaniye de öneri markaydı// tabii ÅŸimdilik biz ramazan dolayısı ile yazlıkta bunu deneyemedik. kısmet !
Åžimdi posta kutularında, sosyal ortamlarda Somali yazıları dolaşırken bunları yazmak benim de hoÅŸuma gitmiyor ve oralarda da durum iyi gitmiyor. Her sabah gazeteye bakarken o çocukları gördüğümde kahvaltı edesim gelmiyor, boÄŸazıma tıkanıyor..ama bu..böyle.. nereye kadar sms atacağız ya da dünya “tüketmeleri” üzerine yardım yaÄŸdıracak. Dubai’de su üzerine ada kuran ülkeler nerede de bu ülkeye üretim üzerine yardım yapılmıyor.. nereye kadar bisküvi, su vereceÄŸiz/cekler? ramazan bitmine kadar ? bir sonraki ramazana kadar? aklım almıyor! Orada bir ırk yok oluyor ve Dünya “aslında” buna seyircilik yapıyor!
Türlerin yaÅŸamlarına müdahale ettikçe insanoÄŸlu, doÄŸa da insan türünü silkeleyecek: hiç acımadan.. ve doÄŸa yok falan olmayacak, kendini yenileyip bir ÅŸekil varlığın sürdürecek sadece bu varlığı sürdürmesine izin vermeyen insan canlısı yok olacak biz istediÄŸimiz kadar sms atalım… Konu kafamı çok kurcalayıp, moralimi çok bozuyor ve elimden bireysel olarak hiç bir ÅŸey gelmiyor!
Şimdilik haberler böyle.. biz üç kafadar çarşamba sabahı nereye yelken açacağımız hala daha bilmeyerek burada biraz demir atmış durumdayız.









































Ayça,
FotoÄŸraflar harika görünüyor. Hele en sonuncu Crocs’lara bayıldım.
İnsanoğlunun doğaya verdiği zararla ilgili fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Size iyi tatiller.
Sevgiler,
:)) bugün esas tatil başlıyor bakalım fotoğraf çekecek miyim daha .. elimi bile sürmüyorum makineye
küçükken kaldığımız kampta babam-annem çıkarırdı midye’yi, nasıl severdim
çok heyecanlıyım
ops:
birde o dediğim doğum varya, yarın sabah. Nasıl olacak bilmiyorum
nasıl oldu ?
güzel geçti mi ?
anne-bebek fotoÄŸraflamak gerçekten güzelmiÅŸ.. heyecan doruktaydı. İlk’ini atlattım gerisi gelirmi bilmem ama, harikaydı
saÄŸol, sayende
Gelibolu’ya uÄŸramadan tatil olur mu hiç
)
Umarım devamı daha da iyi geçer.
Sevgiler
Bahar
Ayça’cığım,resimler çok güzel.Hepsi ayrı hisler uyandırdı içimde…Denizde baba oÄŸul ve su kıpırtılarının ışığı,gölgesi…sonra midyelerin tabaktaki muthiÅŸ ışıltısı…çocuklumda sac üzreinde ayaküstü yediÄŸimiz midyeler…üç çift deÄŸiÅŸik ebat ve renkteki terlik ve onların bütünlüğü…Bayıldım.Tatil sonrası iÅŸe yumuÅŸak geçiÅŸ esnası hoÅŸ oldu benim için. Sevgiler…
[...] ilk iki ayağı Gelibolu ve Assos’u  geride bırakarak Kaz daÄŸlarının eteklerine çevirdik direksiyonu. Aslında [...]