
Bedensel olarak zorlandığım, sevdiklerimin yasını tuttuğum ve oğlumun omuzlarındaki yükü paylaştığım, ruhumun epey yorulduğu bir yılı geride bırakıyorum. Kazalar ve kayıplar eksik olmadı belki ama en çok da şu gerçeğe tanıklık ettim: Ben dursam da dünya akmaya devam ediyor. İçimde sessiz bir uyanışla baş başa, koca bir yılı cebime koydum.
40’lı yaşlarıma Bozcaada’nın o deli rüzgarıyla başlamıştım. Şimdi 4 ile başlayan yıllarımın son virajındayım. Bir köyde, yeni bir hayatın eşiğinde, bilinmezliğe duyduğum o sakin merakla ve içimdeki o sessiz uyanışla yeni yaşıma adım atıyorum.
Sağlıkla ve huzurla 49. yılımı uğurlayıp yarım asırlık olmaya doğru yürüyorum.
Paylaştığım bu kareler yapay zekanın eseri. Kendimi bugün her zamanki alışılmışlığımın dışında, biraz masalsı görmek istedim. Kendi kutlamama pembe balonlar, iki katlı kocaman bir pasta ve konfetiler serpiştirdim. Bu sabah uyandığımda ekranımdaki o küçük Ayça’yı gördüğümde ona sımsıkı sarıldım. “Yolun açık olsun,” dedim.
Yeni yaşım, uyanışımın devamı olsun.







