
Bozcaada’nın en çok nesini seviyorsun diye sorsanız — fırtınasını derim. Tereddütsüz.
“Ya güneşi değil mi, bağları değil mi, mavisi değil mi?” diyebilirsiniz Ve fakat hayır; Fırtınası!!Her sert rüzgarda “her an çıplak kalacakmışım” hissiyle yaşatan bu ada, zamanla oluşan en dürüst öğretmenim benim.O belirsizlik hali , ne zaman biteceğini bilmediğim, gökyüzünün mavisini göremediği, kulaklarımda rüzgarın uğultusundan başka hiçbir şeyin kalmadığı anlar ilk başlarda ruhumu tırmalarken, bir gün fark ettim ki içimdeki tüm kiri, pası, gürültüyü temizliyor.O en sert rüzgarlarda sessizleşince, içerideki sesi net duyuyorum. Ve her seferinde o seste kendimle tanışıyorum. Beni benimle tanıştıran, Beni bana döndüren, Yüzümü hayata çevirenen sahici öğretmenim.Yukarıda hissettiğim o gökyüzünün ve aşağıda ayağımı bastığım yeryüzünün sarsılmaz sabitliğini; her şeyin geçiciliğini ve bu koca yeryüzünde kapladığımız o küçücük ama kıymetli yeri bana hep rüzgar hatırlatıyor.Eğer soracak olursanız; ben Bozcaada’nın en çok, ruhumu sadeleştiren o fırtınasını sevdim. 🤍🧘🏼♀️
Bugün burada 3 gündür devam eden fırtına ve “ne yapıyorsunuz orada ” diye soranlar var. Ve evet Mayıs’ın başı, yağmur, rüzgar dinmek bilmiyor.Ben de içime çekilmiş, onu dinliyorum. 🤍 Fırtınayı sevmeyi öğrenmek, aslında her şeyin geçiciliğine razı olmayı öğrenmek…İçimizdeki o sabit yeryüzüne güvenle….







