Organik tarımın imkansız olduğuna inanıyorsanız, naylon poşetten vazgeçemiyorsanız ve ünlülerin sadece reklam için çevreci olduğunu düşünüyorsanız Yeşil Ekran’ı izleyin. Bu akşam – 15 Temmuz salı – saat 20:30 “Gıdalar hakkındaki gerçekler” adlı BBC’nin belgeseli var.
Mekan Önerisi:Santral İstanbul
Dün oyun grubumuz ile Santral İstanbul’a gitmeye karar verdik. Burnumun dibinde olan bu küçük cenneti nasıl da önceden bilememişim, gitmemişim anlamadım. Müze girişi ücretsiz, içeride kafeler var ve kimse birşey ye iç diye tepene binmiyor, müze içerisinde Erin’in yaşındaki çocukların dahi ilgisini çekecek deneyler var, girişte rehberlik alınabiliyor, çim alanlar...
Eleştiriyorum
Dün birkaç ihtiyaç dolayısı ile I.K.E.A daydık. İşler bitince bir akşamüzeri yemeği için yemek bölümüne geçtik. Erin tabii oyun kısmında oynamak istedi. Daha önce küçük olduğu için pek yanaşmamıştım ama artık becerebilir ayakta kalmayı diye düşünüp sakınca görmedim. Çok da keyif aldı sorunda olmadı.. İki şey dikkatimi çok çekti. Birincisi:Çocuklar...
Bu sabah
“Yağmur var İstanbuldaa” diye devam edesim geldi oysa güneş kaç derece belli değil ancak hafif ve serin esen bir rüzgar var. Erin tarafından kapıda uğurlanıp evden çıktığım bu hafta ikinci gün..çok sevecen uğurladığını söyleyemeyeceğim, anne “atta” gidince pek de mutlu olmuyor çünkü kendisi de “atta” gitmek istiyor derdi ben değilim...
Kuyruk,havuz,horon,dondurma v.s…v.s..
Sıcak.. çok sıcak.. evlere sığamıyoruz.. ama ben yoruldım artık; gezmekten,tatilden.. ayıptır söylemesi!!.. evimi özledim ..çok çok..uzun süre evden ayrılınca herşey birikiyor, bir de yardımcım çalıştığı ev ahalisi ile Bodruma tatile gidince!!.. ütüsü,camları,tozu v.s birikiyor: evime dönmek, düzenime kavuşmak, kafamda biriken iş kaygılarımı sıraya sokmak istiyorum..şimdi evimdeyim..iki günde ancak toparlandım, Erin’i...
