Henüz yorum yapılmamış

KUŞ YUVASI VE HAYRET

Geçen gün yazdığım kuşların yuvasının bu sabahki fotoğrafı.Kedilerimizi görünce yuvalarını terk ederler sanmıştım; ama inatla devam ettiler. Biri siyah beyaz, diğeri sütlü kahve, belli ki biri anne, biri baba. Keşke bu sırada kuşların seslerini de duyurabilsem; belki o zaman çok sesli bir koroyu anlatabilirdim. Böylesine bir emeğe nasıl kıyıp da yuvayı kaldırabilirim ki?
Bugün çok yağmur var ve yuva inşaatı tüm zorluklara rağmen merak uyandıran bir şekilde devam ediyor. Gördüm🕊️ Bekleyelim bakalım neler olacak.

Kuş dediğim, avucumun içine sığacak kadar minik. Türünü elbette bilmiyorum; ama o otları tek tek, sabırla ağızlarında taşıyışlarını hayranlık ve merakla izliyorum. Kurdukları düzen kalbime sığmıyor, tüm bu süreçte içimdeki çocukluk şaşkınlığı yeniden canlanıyor.

​Hayır, abartmıyorum. Hatta bu duyguyu yeterince yansıtamıyorum.

​Peki, en son ne zaman bir şeyi “ilk defa görme” şaşkınlığını yaşadığını hatırlıyorsun?

Mesela bir çocuk ilk yürümeye başladığında, o heyecanla gece uykusundan bile kalkıp yürür ya; oğlumu gecenin üçünde yatağında ayakta bulurdum; faltaşı gözlerle, tutuna tutuna parmaklıklarda geziyor, bir sağa bir sola. Bir şeyle ilk defa tanışmanın heyecanı bu kadar.

Bir kampta teleskopla gökyüzünü izlerken Satürn’ü ve etrafındaki halkasını çıplak gözle gördüğümde üç gece uyuyamamıştım; sanırım yedi sene evveldi. Bu, ilk yürüyen çocuğun sürekli yürümesini, sürekli konuşup sormasını anlamaya başladığım; bir şeyle tanışmanın heyecanıyla hayret duygusunun, büyüdükçe bu tanışmaları sıradanlaştırışımızı fark ettiğim bir dönemdi.

​Acaba kaç tane kuşun yuva yapışını seyrettiğimde bu durumun benim için sıradanlaştığını ve artık hayretimi kaybettiğimi fark ederim?

​O kadar merak ediyorum ki sürekli gözüm orada. Tıpkı ilk adımını atan o küçük bebeğin yürüme isteği gibi, bir şeyler taşısınlar da ben de izleyeyim istiyorum. Öyle bir hayret içerisindeyim.
Senai hocamın derslerdeki anlatımlarına, kendi kendime konuşmalarımda da sık sık bağlanıyorum: hayrete ve minnete, sıradanlığın içindeki sıra dışılığa, olağanın içindeki olağanüstüye, Vahid içindeki Ehad’a.

​Bu sıralar çok yazıyorum; buraya olmasa kağıda, kağıda olmasa aklıma, aklıma olmasa kalbime. En çok kalbime. İğde kokularının içinde okumalar yaparken zaten hayret makamı tüm benliğime siniyor.

​Merak edenler oldu bu ne yumurtası. Bir önceki gönderimde bahçeye barbekü içine yuva yapan kuşu anlatmıştım. O kuşun yumurtası ve kuş ne kuşu diye soran oldu, efendim misafirimizin kim olduğunu yapay zeka yardımıyla öğrendim.

Tabii ki fotoğraflarını net olarak çekemedim; şöyle uzaktan göstermek istedim ve o barbekü metal olduğu için gün içerisinde en kısa sürede üzerine bir gölgelik yapmayı planlıyorum.

Bu bilgileri yine yapay zekadan aldığım notlarla birleştirerek size hazırladım. İşte doğanın bize sunduğu bu asil göçmen kuş hakkında öğrendiklerim:

KARAKULAKLI KUYRUKKAKAN

Taşlık ve açık arazileri seven bu asil göçmen kuş türü, üremek için her ilkbahar Afrika’dan buralara kadar geliyor.

🎨 Erkek ve Dişi Çok Farklı: Kamuflaj ve Gösteriş Dengesi

Arazide sürekli etrafı kolaçan eden, gözlerinin etrafında adeta siyah bir “Zorro maskesi” taşıyan, siyah-beyaz belirgin renkli olan, meğer kuşumuzun erkeğiymiş. Barbekünün içinde yumurtlayan dişi ise tam tersi bir strateji izliyor: Yırtıcılardan korunmak ve doğada fark edilmemek için tamamen kum-toprak renginde, çok güzel bir kahverengi tonuna sahip.

🪶 Yuvadaki Keçi Tüyleri

Çok şaşırdığım bir detaydı bu , keçi tüyleri sadece yumuşacık bir yastık değilmiş! Anne kuş beslenmeye gittiğinde, bu tüyler yumurtanın soğumasını engelleyen doğal bir termal battaniye görevi görüyormuş. Gerçekten muazzam bir yalıtım taktiği!

🥚 ‘Anne neden yumurtanın üzerine yatmıyor?’ diye çok merak ettim: Doğanın Eşit Doğum Stratejisi

Yuvada şu an turkuaz-açık mavi renkli, doğa harikası tek bir yumurta var. Ama anne üzerinde hiç kuluçkaya yatmıyor, hatta yuvayı bırakıp gidiyor gibi görünüyor. Meğer bu da doğanın harika bir stratejisiymiş! Kuşlar ilk yumurtayı hemen kuluçkaya yatıp ısıtmaya başlamazmış. Bunun yerine, her gün birer tane daha bırakarak sayıyı 4-6 adede tamamlamayı beklerlermiş. Eğer hemen yatsaydı, ilk yavru erken doğar ve sonraki kardeşlerinin besinini kapıp onların ölümüne sebep olurmuş. Anne bu yüzden bilerek bekliyor ki, tüm yavrular aynı gün, eşit şartlarda doğsun.Süreci ve yeni gelecek yumurtaları heyecanla takip ediyorum. Gelişmelerden sizi de haberdar edeceğim! ☀️

Ve dediğim gibi hayret makamındayım, efendim.

Yorum bırak