
Dürüst olalım; Eylül aylarında okullar başlarken o “sevinçten zıplayan” velilerden hiç olamadık biz. Aksine, tam 12 sene boyunca o yeni eğitim yıllarına hep içimizde ince bir sızıyla, hep biraz buruk başladık.
Zaten babası da ben de kendi öğrenciliğimizde pek sevemezdik Eylülleri. “5’ten şaşma, 6’yı aşma, 4’e de pek yaklaşma” ekolünden, tam kararında, orta halli öğrencilerdik. Erin de daha 1. sınıfa adım atarken, bu sürecin bizim için öyle kitabi ve “aşırı sorunsuz” bir yolculuk olmayacağının sinyallerini en başından vermişti.
O 8 yaşındayken önümüze bir yol ayrımı çıktı ve bir seçim yapmamız gerekti. Biz onun çocukluğunu yaşamasını seçtik. Onu dört duvar arasına sıkıştırmak yerine, açık havası bol olan bir alanda geçireceği ortaokul yıllarına uğurlarken içimiz çok daha rahattı.
Peki bu seçim, gönlünün gerçekten ne istediğini bulmasına fayda sağladı mı? Bizce evet. Diğer, o daha baskıcı ve akademik yolu seçseydik ne olurdu hiç bilmiyoruz ama bugün karşımızda duran delikanlının geldiği halden, ruhundan ve kalbinden sonuna kadar razıyız.
Bu sabah onu kapıdan son kez “veli” sıfatıyla uğurladık. O kapıyı kapatıp eve döndüğümüzde ise omuzlarımızdan koca bir yük kalkmıştı; biz artık veli değildik! Dile kolay 13 sene… Hele ki lisedeki o son 4 senede tam anlamıyla “Deli” olmadan “Veli” kalmayı başardık ya, kendimizi de tebrik ediyoruz! ☺️
Oturup tam 12 yılın, 24 döneminin karnelerini ve o kadar belgeyi yan yana dizdiğimizde ikimizin de içinden geçen tek şey şuydu: Eğilip o kağıtlara alnımızı değdirmek ve derin bir nefesle “Şükürler olsun, bitti!” demek.
Efendim, an itibarıyla şartsız, şurtsuz, anne-baba olarak resmi eğitim sisteminden tahliye olmuş bulunuyoruz!
Şimdi inşallah tüm evlatlarımıza yepyeni, hayırlı ve ruhlarına hitap eden kapılar açılsın. 🤲
Dualar edildiyse, o sulara, pirinçlere okunduysa… Yarın ve öbür gün girecekleri o sınavda (#yks2025) Allah hepsine zihin açıklığı ve en önemlisi kalp ferahlığı versin.
Yâ Fettah,
Yâ Alîm,
Yâ Hakîm… 🤲







