
Duygudan duyguya savrulduğum, tam anlamıyla “koşturan” bir yazı ardımda bırakıyorum. Yaslar, kayıplar ve bir o kadar da taze kazanımlar yaşadım. Sevinçler, heyecanlar, uykusuz geçen gecelerin ardından yorgunluktan sızıp kalmalar… Yollar, trenler, otobüsler ve şehirler arası geçen o uzun günler geride kaldı. Derin paylaşımlar, anlık mutluluklar, ağır hüzünler, kavuşmalar ve elbette ayrışmalar. Hepsini iliklerime kadar yaşadım.
Her vedanın aslında yeni bir “merhaba”yı doğurduğu bu döngüde, bugün şehre dönüyorum. Geçenlerde bir dostum, “Yurt bavulu hazırlayan anneler kulübüne hoş geldin,” dedi. Galiba gerçekten hoş geldim.
Şimdi gündemimde nevresimler, o meşhur vakumlu hurçlar ve “Acaba bir şeyi eksik mi koydum?” endişesi var. Erin hemen çamaşır yıkayamazsa diye bavula çifter çifter tıkıştırılan o çorapların vakti. Anneliğin yepyeni, biraz buruk ama bir o kadar da gururlu bir dönemecindeyim.
Hepimiz için güzel, dingin ve köklendiğimiz bir sonbahar-kış olsun.
Sahi, o “Oh be, nihayet yaz bitti!” diyenler; sizden n’aber?




























