

3 Haziran 2016 — Buraya, çok sevdiğim bu iki fotoğrafı bırakıyorum.
3 Haziran 2026 — Bugünün hikayesine ise şunu ekliyorum: Yeniden, bambaşka bir stüdyoda bir yoga yolculuğuna başladım.
Planlarımda baÅŸka yollar varken, hazırlıklarımı buna göre yapmışken, ani bir deÄŸiÅŸiklik beni buraya getirdi. Sanki hayat, “Kabın hâlâ boÅŸ, Ayça, biraz daha almak ister misin?” diye fısıldadı. BaÅŸta, kontrolü seven zihnim bu belirsizliÄŸe direndi, yoruldu. Ama sular durulunca, tıpkı fırtına sonrası kıyıya vuran deniz yıldızları gibi, yoga stüdyosu tam evimin ardında belirdi. MeÄŸer hep oradaymış.
Öğrenci Olmanın Tadı
Stüdyoya gittim ve sıfırdan bir öğrenci kaydı yaptırdım.
Derse giriyorum, öğrenci olarak. Çıkıyorum, öğrenci olarak. Matın üzerinde gözlerimi kapatıp kendimi sadece hocanın sesine bırakıyorum; tamamen bir öğrenci olarak. Ve sanki ilk kez yoga yapıyormuşum gibi hissetmekten tatlı bir keyif alıyorum.
Her hareketi ilk kez yapıyormuÅŸum, her pozu ilk kez duyuyormuÅŸum gibi matın üzerinde durmak… Bu sadece bir söz deÄŸil, bunu bedenimde gerçekten hissediyorum.
Kendi derslerime baÅŸlarken bazen şöyle cümleler kurarım: “Bugün buraya ilk defa geliyormuÅŸ gibi… Belki her gün geliyorsun ama bugün ilk defa geliyormuÅŸ gibi… İlk defa gökyüzünü görüyormuÅŸ gibi… Çocuksu bir merakla…”
Åžimdi, yıllardır kurduÄŸum bu cümlelerin tam karşısına geçtim; o çocuksu merakla matın üzerinde oturuyorum. Yıllarını “alan tutmaya” vermiÅŸ biri olarak, bir hocanın bana ne yapmam gerektiÄŸini söylemesinden, kontrolü tamamen ona devretmekten ne kadar büyük bir keyif aldığımı yazmak garip gelmiyor artık.
Suya Bırakmak
Kendimi dev bir havuzun üstüne sırtüstü bırakmışım gibi; su beni hiç çaba harcamadan, usulca taşıyor ve tarifsiz bir hafiflik hissediyorum. Sadece ben, bedenim, hocanın rehber sesi ve dört duvar arasındaki o güvenli boşluk var.
Bildiklerini unutup yeniden baÅŸlayan olabilmek… Zor mu, kolay mı bilmiyorum ama kesinlikle iyileÅŸtirici.








